Çarşamba, Ekim 26, 2011

BİR ŞARKININ İZİNDE

Pazar günüydü.
Kuzenim ve çocuklarıyla çevre yolunda arabadayız.
Adaları kuşbakışı, İstanbul'un batısını uzaktan gören bir tepedeydik az önce.
Henüz, Van'da deprem olduğundan habersiziz. Kurtarılmayı bekleyen insanlardan da...

Banttan gelen müzik dikkatimi çekiyor, tanıdık sanki. Çıkaramadım. Soruyorum.
Kim bu?
"İtalyan bir tenor, yeni Pavarotti deniyordu, öldü geçen Eylül'de bir motorsiklet kazası geçirdi, adını hatırlayamadım şimdi."
Kuzen müziksever, gitar çalar. Anlatmaya devam ediyor. "Bu Bizet'in bir aryası. Aslında tenor sesi için, ama, bu kayıtta falsetto söylüyor, bir filmden..."
Hangi film?
"The Man Who Cried"
Ses öyle dokunaklı, öyle içe işliyor ki...
"Bu aryanın orjinalini Placido Domingo söylüyor, birazdan onu da dinleriz."
Dinliyoruz. Bu yorum da güzel. Ne var ki aklım ilk duyduğum söyleyişte takılı kaldı.

Evde depremi öğreniyoruz, haberlere bakarken aklımda hep o arya.
Sonraki gün ve sonraki gün hep aklımda.
O acılı ses içime işledi, çaresiz bir yakarış sanki.

Adı hatırlanamayan, genç yaşta ölmüş tenoru arıyorum. Buluyorum: Salvatore Licitra.
Filmi buluyorum ve hatırlıyorum, filmi değil de fragmanını seyretmiştim. Yönetmeni Sally Potter'miş. "Tango Dersi"ni seyretmiştim çok sevmiştim. Sonra "Orlando" en son "Yes/Evet". Etkileyici filmlerdi.
Muhteşem bir oyuncu kadrosu: Christina Ricci, Cate Blanchett, Harry Dean Stanton, John Turturro ve Johnny Depp.

Şarkı, George Bizet'in genç yaşında yazdığı "İnci Avcıları" operasından Nadir'in aryası.
Dinleyince hatırlıyorum; çocukken radyoda dinlediğim "Çay Saati" isimli klasik müzik programında çalınan melodilerdendi.
Opera olunca dram başrolde olmalı. İşte dram:
"Geçimlerini inci avcılığı yaparak kazanan Nadir ve Zurga, birbirlerine sadık kalacaklarına yemin eden ve inançlarına sıkı sıkıya bağlı olan iki dosttur. Leyla ise kendini dine adamış, adeta bir iffet abidesi olan bir rahibedir.
Fakat olaylar hiç de göründüğü gibi gelişmez. İki arkadaş, aynı kadını sevmenin yazgısında dostluklarını zorlu bir sınavdan geçirmek zorunda kalacaktır. İnançlarına ölesiye bağlı Leyla ise, aşkı uğruna her şeyi göze alacaktır
."

"İnci Avcıları" hakkında bilgi ararken, Anadolu'da öğretmenlik yapanların mucizelerine dair başka bir duygusal anı okudum. Bir Çehov öyküsü gibi etkileyiciydi.
Lütfen siz de okuyun, uzun olduğu için aynen aktaramadım.




Ve işte, bir şarkının izinde gezip aramama neden olan melodi, filmde söylendiği halinde.
.

7 yorum:

  1. Arya gerçekten çok güzel. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Bernacan,
    Çok dokunaklı değil mi?

    YanıtlaSil
  3. Hem de nasıl. 3 kez dinledim, sürekli dinlemek istiyorum. Şu andaki duyguma öylesine uydu ki, fb'da da senin linkini vererek teşekkürlerimle paylaştım.

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel, defalarca dinledim filmi mutlaka bulup izlemeliyim ne güzel paylaşımların çok teşekkürler

    YanıtlaSil
  5. Çok kereler dinlemiştim bu aryayı ama adını, bestecisini bilmiyordum açıkçası.
    Bir posttan bir tenor, bir kaç film öğrendim, bir aryayı hatırladım. Ee daha ne olsun ?
    Çok teşekkürler...

    YanıtlaSil
  6. Sevgili Bilge annesi,
    Beğenmene sevindim, çook... :))

    YanıtlaSil
  7. Işıncığım,
    Ben de bilmiyordum, öğrendik işte.
    "Öğrenmenin sonu yok!" mu demişlerdi?
    :))

    YanıtlaSil

Hoşgeldiniz!