Pazartesi, Kasım 07, 2011

BENİM ADIM KIRMIZI


Benim Adım Kırmızı 1998'de basılmış, iç kapağa attığım tarihe baktım, ben 2001'de almışım ve 2011'de okuyorum.
Bir bakıma araya çok zaman girmiş, geç kalmışım, bir bakıma tam zamanında okuyorum.
Kitap ilk yayınlandığından hemen önce 1997'de kızım doğmuştu, oğlum küçüktü, hayat üstüme gelmeye başlamıştı. Kitap okuyacak zamanım, okuduğumu anlayacak halim yoktu.
Sonra 2001 gelmiş, "artık şu kitabımı okuyayım" kıvamına gelmişim, niyet edip almışım. Herhalde, o günlerde bir haller oldu yine. Evet evet, şimdi hatırladım, 2001 acıların ölümlerin olduğu bir yıldı, aklım da dağınıktı, ruhum da...

Geçen hafta kitaplığa bakınırken, artık sırası gelmiş olmalı "Benim Adım Kırmızı"yı elime aldım ve o gün bugün lezzetten dilim damağım kamaşarak okuyorum.

Bunca senede okuyan okumuş olmalı ya, okumayan kaldıysa önerim hiç vakit kaybetmesinler.
Ben, önceki seneki "Masumiyet Müzesi" hayal kırıklığımdan sonra, sevdiğim Orhan Pamuk dünyasına yeniden kavuşmaktan çok mutluyum.

Burada bir eleştiri yazısı var
, kitabı bilmeyen için ilgi çekici olabilir.
.

14 yorum:

Mavi Balon dedi ki...

1998'de nişanlıydım ben. Tıpkı kitabın konusunun geçtiği zaman gibi soğuk bir İzmir havasında okumuştum hemde 1 hafta da. Bunca yılda 1 kere daha okudum ve bu kış yine okumayı düşünoyorum.

Adsız dedi ki...

salman rüştünün Gece yarısı çocuklarını hatırlatmıştı bana.(Okumadıysanız onu da sıraya koyun.Benzeşiyor biraz.)
Aklımda kalan kahramanlarının adı haikaten çok güzeldi.Zeytin,lacivert kalmış aklımda.Okuyalı 10 yıl oldu.Masumuyet müzesinin ortasında bir yerde yüz sayfaya yakın aynı şeyleri döndüre döndüre yazmıştı,beni deli etse de en çok aklımda kalan ,anlaşılır olan kitabı Masumiyet Müzesi ve cevdet Bey ve oğulları.

Vladimir dedi ki...

Nedense benim de elimin varmadığı kitaplardandır, alıp rafa koyduğumdan beri başlayıp bitirmke amacı ile elime hiç almadım bu kitabı.

aslı hayvanı dedi ki...

ultimate kitap bence benim adım kırmızı. orhan pamuk'un yazarlığına laf edenlerin apzına dürüp dürüp tıkmak istiyorum itinayla.

beste dedi ki...

en sevdigim kitaplarindandir iyi okumalar

fahimbey dedi ki...

pamuk'un okuyabildiğim ve beğendiğim iki kitabından biridir. okumalı herkes evet.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Mavi Baloncuğum,
Araya bayram girince daha hızlı okuyabildim, haftayı bulmadan bitirdim.
Okunur yeniden, kesin. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Adsız,
Cevdet ve Oğulları konusunda hemfikiriz de, Masumiyet Müzesi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bence o kitap mutlaka iki ayrı kitap olmalıydı.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Vladimir,
Hoşgeldiniz! :)
Sizinle pek çok dost blogda karşılaşıyorum, ilk kez buradasınız sanırım.
Benim Adım Kırmızı, ele alınca bir seferde bitirilmeyi hakeden bir kitap. Deneyin, seveceksiniz.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Hayvanım,
Sanırım başka bakımlardan Orhan Pamuk'u beğenmeyenler, en kolay yazarlığı hakkında atıp tutuyor. Haksızlık etmek çok kolay da, yazmak ne kadar zor oysa.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Besteciğim,
Bitti bile!
Bayram tatiline gelmesi çok denk düştü, keyifle bitirdim.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Fahimbey hoşgeldiniz! :)
Haklısınız, zaman zaman kitabın içine bir türlü girilememe sorunu oluyor. Benim için Kara Kitap öyleydi, mesela.
Diğer okuyabildiğiniz Orhan Pamuk kitabı hangisiydi acaba?

Işın dedi ki...

Ne müthiştir değil mi bir kitabı böylesine sevmek...En son geçen ay Küçük Şeylerin Tanrısı'nı okurken aynı şeyleri hissettim. Geç kalmış ama belki tam zamanında bir okumaydı benim için de.
Benim Adım Kırmızı'yı da okumuştum yıllar önce, biraz zorlanmıştım ama beğendiğimi hatırlıyorum. Maalesef yine vermişim herhalde bir yerlere, kütüphanede bulamadım. Tekrar bulup okumak gerek. Bir de eskilerden Sessiz Ev'i okudum bir süre önce. Onu da çok beğendim.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Işıncığım,
Küçük Şeylerin Tanrısı'na başlamış, bir-iki yaprak çevirip uzun süre aynı sayfada çakılıp bırakmıştım. Belki onun da sırası gelecek...
Benim şimdiki hedefim Barış Bıçakçı'nın son kitabını okuyup, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ne geçmek.
:)