Perşembe, Ocak 12, 2012

GÖZLERİM BİR YERDEN AŞİNA SİZE

kum havuzunun kenarında iki çocuk oynuyor. bir kız, bir oğlan. dört, altı gibiler. yaşlı bir bey yakınca bir bankta oturmuş onları izliyor. yaşlı bey, torunlarını gezdiren bir dede olmalı.
parkın yola yakın köşesinden kumral bir oğlan çocuğu koşarak parka girdi. arkasından da orta yaşlı bir kadın. bir büyükanne torunuyla vakit geçiriyor olmalı.

"...dedem, her zamanki gibi gayet şık giyinmişti. yazlık takım elbise, ceketin üstüne çıkarılmış gömlek yakası, cilalı pabuçlar, yelek cebinden gözüken köstek saatinin zinciri. yazlık keten şapkası başında.
kardeşim dedemin yanına gitmiş bir şeyler anlatıyordu. gelirken orada duran kovayı getirmesini söylemek için başımı kaldırdım. dedemin kendisine bir şeyler anlatan kardeşime değil, başka bir tarafa baktığını görünce, ben de o tarafa baktım. salıncakta sallanan bir oğlan çocuğu ve ona yakın bankta oturan üstten tek düğmesini iliklediği hırkasını sırtına alıvermiş büyükanneyi gördüm. 
tam o sırada kadın da dedemi gördü. yüzünde hafif şaşkın bir ifade belirdi. dedem elini başına götürdü, şapkasını hafifçe kaldırdı ve tekrar başına yerleştirdi. büyükanne çok hafif bir baş eğmeyle selamı karşıladı ve önüne baktı. o kadar.


sonra ikisi de torunlarıyla ilgilendiler. biz biraz daha oynadık ve eve doğru yola koyulduk.
yıllar sonra, bir aile sohbetinde anladım, o kadın kimmiş?

 dedemin el yazısı  çok güzelmiş ve çok güzel mektup yazarmış. yakın bir arkadaşının hayran olduğu bir genç kız varmış. arkadaşı ricacı olmuş, "kendisine açılmak istiyorum, benim ağzımdan ona mektup yazar mısın?"  üstelik bu arkadaş pek mahcupmuş ve mektubu genç kıza dedemin vermesini de istemiş. 
dedem arkadaşının hatırını kırmamış ve mektubu yazıp, götürmüş. gel gör ki, mektubu alan genç kız dedeme hayran kalmış. 
ne olacak şimdi? arada arkadaş hatırı da var!
bir kaç zaman kalp çarpıntısıyla geçtikten sonra, kızın ailesi başka bir şehre taşınmış ya da peder beyin tayini çıkmış  ve gitmişler. araya ayrılık girse de aşk bitmemiş. 
sonra bir gün kızın kısmetinin çıktığını ve ailesinin onu bu hayırlı kısmetle evlendireceğini haber almışlar. işte o zaman bu aşk yarım kalmış.


 o akşam üstü parkta karşılaştıklarında ben altı yaşımda olduğuma göre, elli sene birbirlerini görmemiş olmalılar. 
elli senenin sonunda unutmamak, yine de sadece bir ufak baş eğmesiyle selamlaşmak ve sonra yoluna devam etmek..."
.

8 yorum:

SekerPembe dedi ki...

Ah cok uzucu...

Deja Vu dedi ki...

Gözlerim dolduuu..Tanıdık hikayeler..Yarım kalan :(:(

Sumuklubocek dedi ki...

ah o yasan(a)mamislik...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Pembeciğim,
Üzücü belki evet, aynı zamanda ne kadar da zarif...
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Deja Vu,
Geçmişe bakınca böyle hikayeler daha bir romantik duygularla hatırlanıyor, belki de...
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sümüklüböceğim,
"Kavuşamayınca aşk olur" derler ya, öyle...
:)

dalgaizleri dedi ki...

"aşk kavuşamamaktır"

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aynen aynen...
:)