Pazar, Şubat 26, 2012

KONSERDE

Konsere gitmek, orada o anda o müziği dinlemekten farklı bir şeydir, fazla bir şeydir.
Konsere gitmenin öncesi vardır bi kere. Arkadaşlarla buluşulur, belki yemek yenir, belki içki içilir.
Konsere gitmeden önce buluşmanın öncesi vardır bir de. Yollarda geçen zaman farklıdır, her gün gittiğiniz yoldan gidiyor olsanız bile, algınız farklıdır. Yol aynıdır, telaş farklıdır. Çevrede gördüğünüz insanlar işe giderken gördüklerinize benzer insanlardır, oysa bakar farklı görürsünüz.
Güzeldir konserde olmak, kendisi de, öncesi de, sonrası da...

Duyarsınız, belki de arkadaşınız haber verir, "Jan Garbarek konseri var, gitsek!?"
Bilet bakılır, var evet, alınır.
Konserden bir gün önce konuşulur, "şöyle iki saat önceden buluşalım, bir şeyler yiyelim telaş etmeden, biraz sohbet edelim."
Cumartesi, insanlar sokaklarda... Şimdi dolmuş kuyruğunda bekleyip trafiğe takılmaktansa, yürümeli.
Taksim Gezisi'nden sonra devam, Divan'ın arkasındaki parktan en son ne zaman yürümüştüm? Bu parkı çok severdim, severim;  küçük, gizli, sakin, biraz bakımsız...  Bir hayli zaman öncesinde ne çok yolum düşerdi buraya, ne çok.
Nişantaşı caddeleri ışıl ışıl, marka mağazalar, pahalı, gösterişli mallar.
Mim Kemal Öke'den önceki parka domestik parkı derlermiş eskiden. Civardaki zengin apartmanlarında yaşayan insanların hizmetçileri buraya hava almaya çıkarmış. Kim anlatmıştı bu hikayeyi?
Abdi İpekçi'ye yolum düşmeyeli çok oldu. Bir turlayıp, vitrin yalamalı. Burada buluşulurdu arkadaşlarla. Eskidendi o. Şimdi Taksim in! Belki de bana göre öyle.
"Nerdesin?"
"Şu önümdeki sokaktan fişek gibi fırlayan sen misin? Arkandayım ben!"
Uzun zaman olmuş birbirimizi görmeyeli. Yemek, sohbet, çay, kahve...
CRRKS çok yakın, beş dakikada yürürüz.
Yerimiz biraz geride. Olsun, salon çok büyük değil, rahat görülür sahnedekiler.
Işıklar kararır, sanatçılar sahneye çıkar, alkışlar...
Müzik başlar!


Konser nasıl mıydı? Şahane!
Dinlediklerimizle neredeyse aynı başlangıç. Burada!
Dinlediklerimize benzer başka müzik. Şurada!

14 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Duygularına katılmamak ne mümkün Ekmekçim. Jan Garbarek'i dinlemeni kıskandığımı da belirtmeden geçemeyeceğim. Neyse Kanneci de fena değildi de kıskançlığım tavan yapmadı. Belediyemiz böyle çalıştıkça bakarsın Garbarek de gelir:)
Lakin dizim fena ağrıyor, hava çok güzel ama bugün evde dizimi şımartmam lazım:)
Sefan olsun...

zihni dedi ki...

Konser havasının -osaydığınız farklarına ek ve hatta en önemlilerinden biri de, ona ödenimiş olan maddi-bilet- ve manevi-alıkş- olmalı. Aynı müziği bilgisayar karşısında dinliyor omakla aynı olmadığının farkı....

hafif abi dedi ki...

ahir ömrümde idollerimden biri olan garbarek'i dünya gözüyle görüp dinleyemedim ya ona yanarım çavdar teyzem! :(

bilge ve annesi dedi ki...

Ah ne güzeldir, kızım az daha büyüsün diye bekliyorum

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Okuduğuma göre, bizim yapamadığımızı yapmış, Oscar'ı bir güzel izlemişsin.
Tebrik ederim!:))
Dizin daha iyi mi?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Zihni Bey,
Haklısınız, internetten her tür müziğe kolayca erişiyoruz, yine de canlı müziğin yerini hiç bir şey tutmuyor.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Değerli Abim,
Sanırım bu konserden çoğu dinleyicinin haberi olmadı, üstelik iki gece çaldılar. Hem de bilet fiyatları böyle bir konser için çok uygundu.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Bilgekız büyüsün, annesi konsere gitsin, birlikte de gitsinler, gezsinler.
:))

BERNACAN dedi ki...

Yıllar önce Aya İrini'nin büyülü atmosferinde bu büyülü sesi dinlemiştim. Çok ama çok severim. Ne iyi etmişsiniz.

hafif abi dedi ki...

ah benim haberim vardı varmasına da elim varmadı bilet almaya, varamadı :(

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Berna,
Ben de uzun yıllar önce Açıkhava tiyatrosunda dinlemiştim. Muhteşemdi! :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Abiciğim,
Tüh! Bir daha sefere o zaman?...

hafif abi dedi ki...

kısmet...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Evek! :)