Perşembe, Haziran 21, 2012

Allah iyiye rast getirsin evladım !

-Yavrum parktan geçersek finuküler girişine daha kolay gideriz, buradan koş!

 Kızımla okulundaki toplantıdan çıktık, Taksim'e koşuyoruz. Hedefimiz, Kabataş'tan 19:00 kalkacak Büyükada ve Bostancı deniz otobüslerine yetişmek.
18:50'deki finukülere yetiştik, iki dakika sonra aşağıdayız, merdivenlere koştuk, İDO iskelesi girişindeyiz, Büyükada Heybeli deniz otobüsü yolcu alıyor.

 -Koş yavrum, sen geç! Adaya gidince ara beni, olur mu?

 Ohh yetiştik!
Ben de Bostancı denizotobüsü bekleme yerine geçiyorum. Telefonum çalıyor. O hengamede duyuyorum, nasılsa. Amannn, yine 444'lü bir numara arıyor, bugün de amma çok aradılar.

 -Alo! -Ekmekci hanım siz misiniz?
-Evet, siz?
-... bankasından arıyorum, kartınıza bağlı ek kartın içinde bulunduğu cüzdan bulunmuş.
-Nee? Nerede, nasıl?
-Taksim parkında bulunmuş, kartı iptal edelim mi?
-Tedbiren edin isterseniz, yenisi ne zaman gelir?
-Bir haftayı bulur, bu arada ana kart ve diğer ek kart da iptal olacak.
-Yok yok, kalsın o zaman. Ben bulan kişiyi arayayım, gerekli görürsem sonra iptal ederiz. Sizde telefonu var mıydı?
-Evet, .... , başka yardımcı olabileceğim bir konu var mı?

 Aman yahu!
Çiçeğim adaya gidiyor ve beş kuruş yok yanında. Bir yandan bunu düşünüyorum, bir yandan görevliye el kol işaret edip ada deniz otobüsü bekleme yerine geçiyorum, bir yandan da kızıma telefon edip olanları anlatıyorum.

 -Yavrum kapıya gel, para vereyim sana.
 İskeleyi aldılar bile, kalkıyor gemi. Çımacıya parayı uzatıyorum, kızıma versin diye.
 Kuşum şaşkın! Cüzdanını düşürmüş, hay aksi nasıl oldu, anne kızacak mı, vs. vs.

 Bostancı deniz otobüsüne binmek üzere akın akın üzerime doğru gelen yolcular arasından kenara sıyrılıyorum, cüzdanı bulup, bankayı arayan kızcağızın numarasını çeviriyorum.

 -Ben annesiyim, neredesiniz, size nasıl ulaşabilirim.
-Taksimde'yim Kabataş'a gidiyorum, karşıya geçeceğim.
-Aa! Ben de Kabataş'tayım, sizi iskelelerin arasındaki çay bahçesinde beklesem olur mu?
-Olur olur, on dakika sonra oradayım.

On dakika sonra güler yüzlü bir genç kız geliyor, cüzdanı teslim ediyor.
Benim şükran dolu teşekkürlerimi gayet sade bir ifadeyle karşılıyor ve koşarak vapuruna yetişmek üzere uzaklaşıyor.
Kızımın tatil için biriktirdiği harçlıkları, bozuk paraları, alışveriş fişleri elimdeki cüzdanda durup duruyor. Doğum günü hediyesi olarak, sorumluluğunu alacak kadar büyüdüğünü düşünerek çıkarttırdığım ek kart yoluyla, telefonuma ulaşıldı. Yoksa o cüzdanı kim kime nerede verecekti?

 Tabii asıl teşekkür, cüzdanı bulup işi gücü arasında sahibine vermeyi iş edinen iyi insana...

 Şimdi gel de büyüklerin sözünü hatırlama: Allah iyiye rast getirsin evladım!

21 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

Allahım iyi insanların sayısı artsın.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Gugukcuğum,
İyi insan olmak o kadar kolay ki aslında!
Zor olanı kötülük, ama ne yazık ki...

guguk kuşu dedi ki...

haklısın ekmekcim:)
ama kötüler de olacak ki iyilerin kıymeti bilinsin diyerek kendimizi teselli edelim bakalım.

annemahsustan dedi ki...

İyi insanların iyilere denk geldiğine inananlardanım.
Somurtkan asık suratlıların da genelde işleri ters gider.

Çok sevindim böyle sonuçlanmasına...

Işın dedi ki...

Böyle ilginç bir şansım vardır benim de, nerede ne unutursam-laptop, çanta, cüzdan- hepsi bir şekilde gelir beni bulur.
Hayata olumlu, sakin ve soğukkanlı bakınca sanırım karşınıza çıkanlar da olumlu oluyor. Yine de dikkat etmekte yarar var tabii :)

Umarım kızınızın şansı hep daim olur.

slince dedi ki...

gerçekten de allah iyie rast getirsin yoksa gitmişti hepsi

bilge ve annesi dedi ki...

geçmiş olsun canım ya, Allah' tan dediğin gibi iyi bir insana denk gelmiş, Allah iyiye rast getirsin, Allah iyileri arttırsın diyeyim.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Mahsusblogcu anne,
Haklısın! :)
Bu bardağın dolu tarafını görebilmek veya boşa odaklanmak sorunu gibi...
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Işıncığım,
Benim güzel kuşum, yetişmek için koşturduğumuz esnada, pasosunu çıkartmak için sırt çantasından cüzdanını çıkartmış, pasoyu cebine atıp, cüzdanı da çanta yerine dışarı atmış olmalı.
Bir yandan da elinde cep telefonu...
Eh işte, bir işten bir iş eksik olmuş.
Güzel dleğin için teşekkürler.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Slince,
Koca şehir nerden bulacak insan diye düşünüp, ilgilenmeyebilirdi de...
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Annecik,
Öyle dileyelim, özellikle çocuklarımız için. :))

Özlemaki dedi ki...

gelmiş, geçmiş olsun Ekmekçim. Her sabah evden, iyilerle karşılaşmayı dileyerek çıkmak lazım hakikaten.

Beyaz Sayfa dedi ki...

Başlığı görünce kocaman bir "Amiiinnnn" diyesim geidi ...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Özlemciğim,
Sağol sağol. :)
Her sabah ve her daim...
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Beyaz Sayfa,
Teşekkürler!
:))

音楽 dedi ki...

ekmekçim ne kadar güzel bir olay mı, hikaye mi, masal mı, nasıl tanımlanır bilemedim ama ne kadar güzel bir şey bu. okurken tüylerim diken diken oldu, yazının içinde ne kadar güzel insanlar var, inan içim açıldı içeriye güneş doldu. öpüyorum yanaklarından:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Muzicigim,
Her sey oyle guzel denk geldi ki!... :))
Ben de opuyorum yanaklarindan. :)

şule dedi ki...

züpper olmuş :) benim de öğrenciyken böyle bir cüzdan kaybetme-bulma hikayem vardır. bir musibet bin nasihattan iyidir netekim :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Umarım öyle olmuş olsun!;)
Senin hikayeni de bir ara dinlerim artık...:)

Cihan dedi ki...

asgajdaki miniklerden biri benim olabilirmi?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Cihan hoşgeldiniz! :)
Ne güzeller değil mi? :))
Ne yazık ki, o fatağraf iki sene kadar öncesinin ve o minikler şimdi yeni evlerindeler ve kocaman oldular.
Bizim Paşa bir daha yavrularsa haber veriririm size.
:)