Salı, Ağustos 28, 2012

LİZBON'A GECE TRENİ

Bozcaada'ya gitmeden hemen önce bir kitap aldım.
Adada, Bağhane'de, denize girilmeyen günün sıcak saatlerini ağaç altında kitap okuyarak geçirmenin keyfi bambaşkadır. Her sene orada okuduğum kitap, zihnimde başka türlü yer eder, unutamam.

Bu kitabı ilk gördüğümde bana göz kırptı adeta.
Evet, bir de böyle bir düşüncem var: Bazı kitaplar beni çağırır ve kendilerini okuturlar bana. Bu kitap, genellikle adını daha önce hiç duymadığım, hakkında yazılmış birşey okumadığımdır.  Şimdiye dek, bu çağrıya uyarak aldığım hiç bir kitap beni yanıltmadı. Mutlaka, hayatımın o dönemi için bana ışık veren bir söz, bir duygu buldum o kitaplarda.

Bu defa yine aynı çekim...
"Lizbon'a Gece Treni"ni gördüm, elime aldım, yazarını tanımadım, yayınevini bilmedim, sadece çevirmeni "tatmam, o zaman!" dedirtti bana: İlknur Özdemir.

Daha ilk sayfadan, altı çizilecek cümleler başladı. Hiç birisinin altını çizmedim, yine de... Bu cümlelerin altı çizilmez, tekrar tekrar okunur, diye düşündüm.
Kitap, kendini anadilinde en saf, en anlaşılır, ne eksik ne fazla kristal parlaklığında sözcüklerle  ifade etmek için yanıp tutuşan Amadeu Prado'yu ve onun izini süren Raimund Gregorius'u koşut gelişen bir kurguyla anlatıyor. Yer yer gizemli, bazen heyecanlı, kimi kere bilge bir iz sürüş ve onun dilsel armağaını...

Merak eden sevgili arkadaşlarım, hatırlarlar, kitabı okurken bazı cümleleri daha önce yazmıştım, burada.



Kitap, Türkçe'de  ilk kez 2007'de yayınlanmış, o zaman Merkez Kitaplar'da basılmış, 5 sene sonra Kırmızı Kedi Yayınevi'de yayınlanmış. Benim okuduğum bu yeni basısı.

İlk yayınlandığında Radikal Kitap'ta çıkan eleştiri kitabın konusunu, akışını çok güzel anlatıyor. Merak edenler için, buraya tık! 

12 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Ben de bugün kızkardeşimden aldım, bir-iki güne kadar okumaya başlarım. Senin referansın iyi oldu...

Işın dedi ki...

Ben de tatil kitabı olarak aldım Remzi Kitabevi'nden, benzer bir çekim yaşandı aramızda. Daha yarısındayım gerçi ama çok etkilendim. Bu kadar sağlam bir roman beklemiyordum sanırım.
Ve çevirmen ne kadar önemli gerçekten de. İlknur Özdemir'e Küçük Şeylerin Tanrısı'ndan beri hayranım. Kırmızı Kedi başarılı bir yayınevi, sanırım kitap daha çok okunuyor bu baskıyla.

serpil dedi ki...

Ben de amazon'dan almıştım, bugün geldi, baktım sen de yazmışsın, ne güzel tesadüf, di mi?

Gamlı Baykuş dedi ki...

Cuma gecesi sizinle bu kitap hakkında konuştuktan sonra pazar günü koştura koştura gittim aldım kitabı. Elimdekini hemen bitirip biran önce başlayacağım.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Bu aralar okuduğun kitaplara, gördüğün filmlere imrenerek bakıyorum. Harikasın! :))
Bu kitabı seveceksin sanırım. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Işıncığım,
Haklısın, kitabın bu baskısı daha çok satıyor olmalı. Satsın da! Değer buna, sahiden.
Bence de çok sağlam bir roman, kurgu, paralel anlatımlar, vs. çok etkileyici. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Serpilciğim,
Seni merakta bıraktım biraz, ama, okuduğunda buna değdiğini göreceksin. Sevgiler. :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Komşum,
Sohbet ne güzeldi, o akşam! :))
Diğer komşumuz da okusun ve biz tekrar biraraya gelip konuşalım. :)

Özlemaki dedi ki...

sıraya alınmıştır efendim! =)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Özlemciğim,
Dilerim keyifli okumalar olur. :)

Adsız dedi ki...

Reklam böyledir almayı hiç düşünmeyene de o kitabı aldırtır.İlknur Özdemir'in kendi yayınlarından çıkan kitapları için bunu sıkça yaptığını da görebiliyoruz:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Adsız,
Bir çevirmenin ismine bakarak kitap almak, bir yazarın ismine bakarak kitap almaktan çok daha garantili sonuç veriyor.
Üstelik, burada olduğu gibi karşılığını misliyle alınca, daha çok...
:)