Salı, Eylül 25, 2012

...el ele, kol kola, çifte sandık, kırmızı fındık, çıttt!...*

çocuklarımın boyları bacak kadardı, yürürken ellerinden tutardım.
çocuklarla yürürken insan varacağı yere ne kadar sürede ulaşacağını bilemez, genellikle uzun sürerdi yürüyüşlerimiz.
kaldırımın kenarlarından, adım adım bordür taşlarının üstünden yürürler, adımlarına uyum sağlamalısınız.
bir kedi görürler, sevmek için dururlar. bir çiçek görürler, koklamak için dururlar.
hasılı belirli bir hedefiniz ve sınırlı zamanınız varsa, küçük çocukla yürümek sabır ister.

şimdilerde anlıyorum ki, aynı mesafeleri yaşlı insanla yürümek de uzun sürüyor.
tamamen çocuklarla aynı şeyleri yapıyor onlar da; çiçeğe böceğe bakıyorlar, bordürün üstünde zıplamıyorlar, ama yavaş yürüyorlar, ilgileri dağınık herşeye durup bakmak arzusundalar.
çocuğunuz gibi elinden tutmazsanız bile, aman ayakları takılmasın diye kollarına girmelisiniz.

bizim elimizden kim tutacak dersiniz?


*tekerleme, annemden öğrendiklerimden, çocukluğumdan.


20 yorum:

annemahsustan dedi ki...

Ben de çok düşünürüm bunu, en çok da çocuklarımla biryere giderken aklıma gelir. Sonralarım nasıl olacak, kim olacak yanımda yakınım da diye.

Ne diyelim, inşallah hayırlı evlatlar olurlar.

Özlemaki dedi ki...

ben sevdiğim arkadaşlarımla bir çiftlik kurmak istiyorum. Orada hep beraber yaşlanmak gibi bir hayalim var. Bir nevi kendi kendimize bakacağımız bir bakım evi gibi.
Hayal işte =)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Blogcu anne,
Sanırım, bizim neslin bizden büyükler için yaptıklarımızı, çocuklarımız bizim için yapmayacak.
Biz kendi başımızın çaresine bakacağız, artık...
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Özlemciğim,
İnan senin hayalin sadece "hayal" değil. Ben ve bir kaç arkadaşım da benzer hayaller kuruyoruz.
Belki komşu oluruz. ;)

Leylak Dalı dedi ki...

Bi duygulandım ki şimdi o tekerlemeye ben...

şule dedi ki...

biz birbirimizin koluna gireriz diye umud ediyorum ben şekercim. ne dersin ? :)

Nesrin dedi ki...

çok güzel bir yazı . şuan anneannemin kollarından ben tutuyorum. yokuş aşağıya yada merdivende aşağı inmeye çalışırken hemen gidiyorum yanına giriyorum koluna .bu okadar güzel bir şey ki. ozman insan kendini güvende hissediyor. umarım zamanı gelidğinde benim çocuklarımda böyle olur :)
sevgiler

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylağım,
Kimbilir, çocukluk denen uçsuz bucaksız yurt'un neresine yolculuk ettin? :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
"Herhalde" diyemeyeceğim, "öyle mi dersin?" diyeceğim. ;)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Nesrinciğim,
Senden ne görürlerse onu yapar çocukların. Ne mutlu, anneannene ve sana. :)
Benden de sevgiler. :))

GİRİTLİ KIZI dedi ki...

Bende zaman zaman aynı şeyleri düşünüyorum.Şimdi kızımın bebeğini büyütüyorum.18 Aylık birlikte parka gidiyoruz arabasında oturmak istemiyor yürümek ve herşeye dokunmak istiyor ..Aynı şeyleri çocuklarımı büyütürkende yaşadım.Zaman zaman bende düşünüyorum.Bakalım artık o günler geldiğinde neler göreceğiz.Allah sağlıklı yaşlılıklar nasip etsin
Özlemciğimm senin fikrinde çok güzel her zaman aklımda olan bir düşünce banada bir oda verirmisin :)

No More Virgilius dedi ki...

Yalnız yaşayan ve yalnız öleceğini bilenlerin en büyük tasası bu son cümle işte...

SekerPembe dedi ki...

Benimkinin yeni öğrendiği bir tekerleme de şöyle:

Üzüüm üzüm
Düzüüüm düzüm
Üzümlerde iki gözüm
Yaldır yuldur
Saldur baldur
Üzüm yersen elini kaldııır.

Elimizi tutanların bol olması dileğiyle...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Giritli Kızı,
Aman ne mutlu size, o bebekler gün gün büyüdükçe, bambaşka bir mutluluk kaynağı oluyorlar. :))
İnsan bebeklikle yaşlılık arasındaki benzerliği ve bir yandan da temel farklılığı görünce, "hayat sadece bu işte; büyümek ve ufalmak" diye düşünmeden edemiyor.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Virgilius,
Seni burada görmek ne güzel!
Yeniden yazmaya başlamana çok sevindim. Ayrıntılarla dolu yazılarını özlemiştim. :))
Kimbilir yaşadığımız zamanın bu döneminde belki artık, yaşlıların elini çocukları tutmasa bile onlar birbirlerinin elini tutacak?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Pembeciğim,
Sağol iyi dileğine, canım.
Şimdilik senin elini tutacak bir özgür ruh var yanında. Gerisi Allah kerim! :))

No More Virgilius dedi ki...

hafızama yeni yeni kavuşuyorum, yavaştan hatırlıyorum geçmişimi. evet, blogunu hep takip eder ama çok nadiren yorum yapardım; çünkü fazla nezih bir atmosfer var burada:) söz gelimi bana hitaben yazdığın yorumunda geçen son cümle, yani "yaşlıların elini çocukları tutmasa bile onlar birbirlerinin elini tutacak" ifaden beni dehşete düşürmeye yetti:)
açıkça söylüyorum: elli yaşıma geldiğimde elimden 25 yaşında bir çıtır tutsun, 60'ıma varınca da 18-20 arası afet nevinden biri. dert ortaklarım, arkadaşlarım ve en yakın dostlarım yaşıtlarım arasından çıkabilir ama elimden tutanlar ne olur öbürleri:)

görüyorsun ya, bunca nezahet bile beni susturamıyormuş:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Virgilius!
İlâhi, çok yaşa sen! Sen susma zaten. :))
Şimdi gelelim şu söylediğin sözlerin adaletsizliğine. Siz erkeklerin doğa tarafından bahşedilen böyle bir şansınız var ki, 50'sinde 25'lik, 60'ında 18'lik çıtırın elinden tutmakları filan düşleyebiliyorsunuz. Oysa kadın böyle bir hayali fiile dökse, arkasından -hiç bir şey yapmazlarsa- teneke çalarlar.
O nedenle, bizim hayalimiz dengi dengine olmakla sınırlı kalıyor. Nezaketten değil, yani! :))

şule dedi ki...

valla benim yaşlanınca yanımda dostlarımla ayvalıkta yaşama hayalim var. birbirimize yakın evlderde. sakin ve yavaş bir hayat... o zaman da kolkola uzun yürüyüşler yaparız gibi gelmişti ama sen "yok ben o sırada bahamalarda elimde de bir yakışıklının eli, geziyor olacağım" diyorsan, ona birşey diyemem tabi :P

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Şu "Bahamalarda elimde bir yakışıklının eli, geziyor olmam" görün gerçek olsa da, zaman zaman Ayvalık'a gelir, seninle kol kola şarkılar söyleyerek yürürüm.
İşte o kadar! :))
Tabii ki, sizi de Bahamalar'a bekleriz. ;)