Pazartesi, Ekim 15, 2012

11, 12, 13

Dediler ki, "seçim var, genel kurul Haliç Kongre Merkezinde toplanacak."
Öğrendik ki  genel kurula katılmak ve oy kullanmak gerekiyor, tembellik edene seçim kurulu para cezası kesecek.
Biz üç arkadaş dedik ki, "o vakit gidelim serv-i revanım, yürü, sadabad'e!"
Gerçi "üç çifte kayık" değil yolcu motorları "emre amade" kılınmıştı ya, artık huysuzluk etmedik.


Fotoğraf buradan, tık!. 

Cumartesi günü, genel kurul toplantısına katıldığımıza dair imzaları atıp, bahçede eş dost arkadaşlarla üç beş laklak ettikten sonra, ver elini Piyer Loti kahvesi.
Hem de teleferikle!
Eyüp kıyısındaki teleferik istasyonundan Piyer Loti tepesine Eyüp mezarlığı üzerinden doğru teleferikle çıkıp, Altın Boynuz'u yavaş yavaş yükselerek seyrettik.


Gezmek isteyen için burada bilgi var. Tık!

Piyer Loti'deki çay simit eşlikli manzara seyrinden sonra saldık kendimizi aşağıya ve aldık soluğu Balat'ta!
Neden Balat?
Çünkü orada  işkembeci dükkanları var ve İstanbul'un bu en eski mahallelerinde hayata dair her şey gibi yeme içme işleri de eski usullerde halen.
Gittik arka sokaktaki Fetih İşkembe'ye. Yarım tuzlama ve birer kokoreç yedik. Ohh!


Buyrun efendim,  Haliç civarında yiyebileceğiniz daha neler varmış, buradan öğreniniz. 

Haliç sefası bitti sanacaksınız, ama daha değil.
Balat'tan sonra cıvıl cıvıl insan kaynayan Sultanahmet meydanına ulaştık ve Yeşil Ev'e konuşlandık.
Yeşil Ev'in bahçesi meydanın kalabalığından uzak, asude bir cennet. Havuzda yıkanan kuşların cıvıltılarından ve hafif hafif duyulan müzikten başka ses yok.
Burada bir Türk kahvesi içmenin keyfi başka nerede olur ki?

Bahçe'nin fotoğraflarına bakmak isteyen için, tık!

                                           **********

Geldik Pazar gününe!
Evet ya, bunun bir de Pazar'ı var. Oy kullanmak için tekrar Altın Boynuz'a doğru revan olmak gerekiyor.
Oluruz efendim, maksat görevimizi yerine getirmek, değil mi?

Bu defa, Haliç'in diğer kıyısındayız.
Kahvemizi Rahmi Koç Müzesi'nin içeceğiz. Deniz kenarındaki Halas ve hemen önüne demirlenmiş Şehir Hatlarının eski vapurlarından Fenerbahçe,  emre amade.


Rahmi Koç Müzesi'nde başka neler varmış? Peki, buradan bakabilirsiniz. 

Haliç sefamız sürüyor.
Sütlüce iskelesinden motora biniyoruz, ver elini Galata köprüsünün Karaköy ayağı.
Balıkçılar çarşısı coşmuş! Torik kadar capcanlı palamutların tanesi 2 lira, nerdeyse. Evlere götürmeye balık alacağız elbette, ama, önce biz yemeliyiz. Karnımız zil çalıyor.
Akın Balık'a oturuyoruz. Biraz öteden denizden vapurlar, tekneler, kayıklar geçiyor, vızır vızır. Köprünün üstünde araçlar, balık tutanlar, yürüyenler...
İstanbul'un kalbi burada atıyor, sanki.

Akın Balık nerede mi? Burada, tık!

Eve dönüş başka bir sefa. Karaköy'den vapurla Kadıköy'e geçiyoruz. Hava kararıyor, usulca bütün o heybetli tarihi binaların ışıkları yanıyor.
Akşam, şehrimizin sevimsiz taraflarını örtüp güzelliklerini görünür kılıyor.



Bu uzun yazının sonuna gelip, başlıktaki rakamları hâlâ hatırlayabildiniz, ancak bir anlam veremediyseniz, sabrınız için ödül olarak yazayım.
Onlar bizim seçimdeki sandık numaralarımız. Sandık numaraları 70 civarındaydı sanırım, bakmadım bilmek bile istemedim, çünkü biz o kadar "üstad" olmuşuz!
Sadece merak ettik, 1 numaralı sandığa ulaşmamıza ne kadar zaman var acaba?




8 yorum:

elektra dedi ki...

:))) benim orada yorumuna yanıt yazarken demiş idim ki : " aslında seni arayacaktım yürüyüşe eşlikçi, ama baro seçimleri var biliyordum, kesin program yapmışsındır. " bileydim şu programı ekleşiverirdim kıyıcığına vallaha :D

Özlemaki dedi ki...

bu ara hepimiz birden sakatata sardık galiba =)

Nehir İda dedi ki...

Piyer Loti kahvesi İstanbul da görmeyi en çok istediğim yerdi ama hiç olmadı. Şimdi iyice merak ettim.
Tuzlama hiç denemedim ama işkembeye bayılıyorum ve üşüyorken (ankara soğuk) iyi giderdi sanki.
Özledim Ekmekçim yazamasam da arada bakıyorum.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Elektram,
Sen aklına düşünce ara beni. Ben senin hafta sonu serbest olduğun gerçeğini (!) hemen hatırlayamıyorum.
Gezeriz oraları yine, rehberin olurum hem.
;)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Özlemaki,
Mevsimi geldi, demek ki! :))
Ben de senin yazını okuyuncxa aynı şeyi düşünmüştüm. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
Tuzlama, işkembeden daha iri taneli oluyor. Esası aynı, bana daha lezzetli geliyor sadece.
Bizim havamız yaza yakın bu ara, sadece geceler serin, ben memnunum bu halden. :)

şule dedi ki...

süper olmuş gezi. ben de pazar seni andım. "kapalıçarşım geldi benim. sonbahar klasigi olarak, ayarlayalim de ekmekcimle gidelim" diye gecirdim aklimdan. ozledim seni.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Yaşasın! Gidelim gidelim. :))
Hem bak bu defa Elektram da gelebilir. :)