Perşembe, Kasım 01, 2012

bir günün sonunda...


sabah sakin bir yürüyüş ve evden çıkma hazırlığıyla başladı.
evden biraz erken çıkmalı, iş çok bugün.
telefon çalıyor, dayım ameliyat olan kuzenimin durumunu anlatıyor, iyilik haberlerine seviniyorum, görüşürüz orada, kardeşimle öğlende ziyaretine gideceğiz".
evden çıkıyorum, arkadaşım arayor "iş görüşmesine gidiyorum, kallavi sokak neredeydi, sen bilirsin".
taksiye biniyorum, bir başka arkadaşım, bayramda memleket ziyareti yaptılar görüşemedik, hatır soruyor "kısa zamanda git gel, yorulduk artık bir görüşelim".
ofiste acele yapılacak işler var, biraz gecikerek çıkıyorum, kardeşimle buluşmak için metroya atlıyorum "nerede bekleyeyim sizi?".
hastamız iyi gözüküyor, ayaküstü havadan sudan konuşurken, bir telefon daha. eski bir stajyerimiz "nikah videosunu izlerken gördüm çiçeğinizi, kusura bakmayın teşekkür etmekte geciktim".
beş dakika sonra bürodan arıyorlar, "yurt dışından gelen bir akrabamız aramış, öğleden sonra ziyaretime geleceklermiş".
hastane çıkışı öğle yemeği için bir lokantaya henüz gelmişken yine telefon, "kızınızın randevusunu şu gün şu saate alalım mı?".
iş ortağına telefon, "ben şuradayım, şu vakit geleceğim, dosya şurada haberin olsun".
ofise dönüş yolu, bu defa arayan baba tarafından bir kuzen mahkeme sonucuyla ilgili bilgi veriyor.
bina kapısında danışmaya gelen çiftle karşılaşıyorum, "nasılsınız efendim, ben de hasta ziyaretinden geliyorum.".
odamda yurtdışından gelen misafirler oturmakta, "bana biraz müsade, kusura bakmayın n'olur".
görüşme bitiyor, odamda telefonua bakıyorum marangoz aramış, arıyorum "yarın geleceğiz" oh sonunda!
yarın marangoz varsa temizlik olmaz, hadi nazmiye'yi ara, gününü değiştirmesi için ricacı ol, ondan cevap bekle, al sana dört telefon konuşması daha.
bugün aysonu, misafirler gittikten sonra banka işlerine gömül.
akşama spora gitmem imkansız, yetişemeyeceğim. "yarın akşamüstü müsait olur mu?" konuşması.
bir telefon daha, şimdi de bir abi meslektaş bir bilgi sormak içn aramış, eh konuşma uzun, sohbet ve karşılıklı selamlar eksik değil.
arkadaşım arıyor, duruşması varmış şehir dışına gitmiş, günlük kişisel magazinimizi gözden geçiriyoruz.
bürodan çıkabildim, deniz otobüsüne yetişeceğim. yolda oğlumla mesajlaşıyorum, konumuz "dolabın yarın gelecek, akşam eve gelecek misin?".
kızımla mesajlaşıyorum, "spora gittin mi, hangi deniz otobüsüyle geliyorsun?".
deniz otobüsünde cam kenarına oturuyorum, telefonuma bir göz atıyorum, ne çok konuşma! nasıl bir gündü böyle? eve gidip yemek yiyip, televizyon karşısına serilip "kuzey güney" seyretsem...".
araç hareket ediyor, manevra yaparken birden boğaziçi köprüsünün üzerinde sarımsı bir yuvarlak görüyorum: aa, ay!.

hemen cama yapışıp çekiyorum. bu işte!
siyahı bol bir fotoğraf oldu, üzerine tıklarsanız daha iyi görebilirsiniz.

14 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Bayram boyunca benim de aydan güneşten haberim olmadı koşturmaktan. Telefon denen şeyle ise aramızda aşk-nefret ilişkisi var, yer ve zamana göre değişiyor :)
Sevgiler Ekmekçim, özlemiştim seni...

Ebru dedi ki...

Ne kadar yoğunmuş hakikaten. Şu telefona sinir oluyorum olsa dert olmasa dert.
Hastanız için acil şifalar.
Bu arada fotoğraf çok güzel

Meyra dedi ki...

yokluğuda varlığıda ayrı dert gerçekten bu telefonların..ben okurken bile yoruldum seni tahmin edebiliyorum:)

hayat paylaştıkça dedi ki...

Ben yoruldum cidden sizin telefon trafiğini okurken :)baya yoğunsunuz Allah kolaylık versin

bilge ve annesi dedi ki...

Bazı günler bende de oluyor, özellikle ofise gitmeyince yönlendirme yapıyorum cebime, çal çal durmuyor. Ofiste olsam bu kadar arayan olmaz diyorum. Fotoğraf çok güzel bu arada.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Ben bu hafta işe güce bulandım, bayram dinlenmesinin acısı çıktı ve de buralara az düştü yolum.
Ben de özledim yahu! :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
Çok teşekkürler; hem şifa dileğine hem fotoğrafı beğenmene... :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Meyracığım,
Baı gün hiç çalmaz "bozuldu mu" merakıyla ses çıkarsın istersin, o gün de susmak bilmedi! :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Hayat Paylaştıkça,
O gün öyle oldu, neyse ki bu bir kural değil. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevdacığım,
O fotoğrafın aslı sahiden nefes kesiciydi. Bütün gün çalan alet, günün sonunda ancak bu kadarını tesbit edebildi. :)

New York Muhtari dedi ki...

merhaba, yazilarini okurken senin sesini duyar gibi oldum... ne kadar yogunsun...

Umarim keyifler yerindedir..

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Didocuğum,
Keyfim iyi canım, sağol. :)
Seni merak ettim Sandy'de sorun oldu mu?

New York Muhtari dedi ki...

Sany NY'u mahvetti desem yeri, nasil toplanacak buralar bilmiyorum.. TV yi iptal ettirdim, ama duyduklarim bile yetti, cok aci cok.. carsamba kar firtinasi geliyor, 40000 kisi sokaklarda, nasil dayanirlar, ne yaparlar..

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Muhtarcığım,
Biz burada kendi dünyamızdayız, orada ne olup bittiğini bilmiyoruz. Belki biraz "Amerikalılar hep olduğu gibi kasırgayı dan abarttılar" havasındayız.
Geçmiş olsun ve kolay gelsin, ne demeli?