Cuma, Kasım 09, 2012

Ah Cavidancığım!...

...diyecektim ki, mektubunu aldığıma çok sevindim. 
Oturup hemen sana cevap yazmaya başladım.  Bir de baktım, cevabı blog üzerinden veriyorum. İki aile arasındaki yazışma blog ahalisini ilgilendirir mi, otur efendi gibi mektup yaz dedim kendime. Ardından düşündüm de, bu mucizenin gerçekleşmesine blog aracı olduysa, mektubumu neden onun üzerinden yazmayayım?

Bugün öğleden sonra, bir süredir vakit ayıramadığım işi yaptım, blogun arayüzüne girdim ve spam yorumları ayıkladım. Bu arada iki yorumun yayınlanmak üzere beklediğini gördüm. Yorumları okuduğum zamanki şaşkınlığımın ve sevincimin bir benzerini sen, babanın babama yazdığı mektubu yıllar sonra burada okurken yaşamış olmalısın.

Benden beklediğiniz adresi yazdıktan sonra, bütün gün sizden mektup bekledim, inan. Az önce mektubunu okuyunca önce kardeşimi, sonra annemi arayıp olanları anlattım. Eminim, şimdi onlar da kırkdört seneden öncesine gittiler, oradaki kendi dünyalarını yaşamaya başladılar.

Macit Amca'nın ölümüne üzüldüm, başınız sağolsun, yerinde rahat etsin.
Ne tesadüf, yarın babamın 34. ölüm yıldönümü. Blogu ve o yazıları ne sebeple buldunuz bilmiyorum, ama, bana kalırsa babam sizi çağırmış olmalı.
Bir blogcu arkadaşım, blogunun başlığında "bu blog benim engin denize attığım şişe, onu siz buldunuz" yazmıştı. Dün gece denize atılmış şişedeki mektubu siz buldunuz. Ne güzel!

"Yeni biz"e gelince...
Ben de Handan gibi aile geleneğine uydum ve hukuk okudum. İstanbul'da avukatlık yapıyorum. Kardeşim ekonomi okudu, banka yöneticiliği yaptı, iki senedir emekliliğin keyfini çıkarıyor, resim yapıyor.
Evlendim, boşandım. Bir oğlum var, üniversite ikinci sınıfta, fizik okuyor. Bir kızım var, geçen sene liseye başladı. Annemle aynı apartmanda oturuyorum.
Kardeşimin iki kızı var, onaltı ve onyedi yaşındalar, lisedeler.
Türkân Teyze nasıl, Ankara'da mı?

Madem sık sık İstanbul'a geliyorsun, mutlaka görüşelim.
Aklımdan aynı anda o kadar çok şey geçiyor ki, daha ne yazayım bilemedim. Bir iki mektup sonra açılırım, herhalde.

Şimdilik keseyim, iyice dilim dolaşıp karışmadan...

Sevgiler kucak dolusu.

Ekmekcikız

Meraklısı İçin Not:
Bu mektubun yazılmsına vesile olan mektuplar burada ve devamındaki dört yazıda.





6 yorum:

şule dedi ki...

Aaa ne güzel bir karşılaşma olmuş. Uzaktan ben bile heyecanlandım :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Evet çok heyecanlı!
Üstelik henüz karşı karşıya gelmedik bile.
:))

nalan dedi ki...

yahu bu internet nelere kadir. annemle de ne zaman birilerini konuşmaya başlasak hemen face ya da google amcaya soruyoruz belki görsel bulur da yakalarız diye :)
annem tanıdıklarının yedi ceddini bildiği için liste uzayıp da uzuyor...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Nalancığım,
Bak bu çok iyi fikir! Görselden araştırma yapmayı deneyeceğim.;)
Öte yandan, bizim haberleşmemizin neden olduğu blogdaki yazı ve mektup ilginç bir zincir halinde uzuyor. :)

Elektra dedi ki...

aaaa, gözlerim doldu valla okurken. Ne hoş bir şey yaşadığınız. benim şişemi de mesela kankardeşim vardı çok sekiden nazan, o bulsa...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Elektracım,
Hayat bu!
Bir bakarsın, kan kardeşin Nazan burayı okumuş mesela -tam bu yorumu- ve seni bulmuş!
Olamaz mı, olabilir?!
:))