Cuma, Mart 29, 2013

günaydın! bu sabah iki dakikalık finiküler yolculuğunda şunlar oldu:

ikinci vagondayız, yukarı tırmanıyoruz. karşımda altı kişi oturuyor.
soldan başlıyorum:
birincisi 30'larında erkek, cep telefonunda oyun oynuyor.
ikincisi 20'lerinde erkek, cep telefonunda müzik dinliyor.
üçüncüsü 30'larında kadın, gazete okuyor.
dördüncüsü 30'larında erkek, gazete okuyan kadının gazetesini yan gözle okuyor.
beşincisi 30'larında kadın, uyukluyor.
altıncısı 50'lerinde kadın, koyu renk güneş gözlüklerinin altındaki gözleri kimbilir nereye bakıyor, ne düşünüyor.
istasyona yanaşıyoruz.
yan göz gazete okuyucusu ve cep telefonuyla oynayan hemen kapının önünde,
güneş gözlüklü ince kadın hemen yan tarafta,
gazete okuyan çantasını toplayıp kalkıyor,
müzik dinleyen genç ve uyuklayan sarışın kadın en son ayaklanıyor.

yürürken düşünüyorum; bunları yazsam içlerinden birisi okur mu, okursa kendisini tanır mı?

dışarıda güneş parlıyor.




kuşlar, adını bulamadığım seramik sanatçısının eserleri, yine.


17 yorum:

Nesrin dedi ki...

belki okur :))

bilge ve annesi dedi ki...

Ekmekçim çok merak ediyorum şu finikülerinizi, adını söyleyince uzay aracıymış gibi geliyor:)) İstanbul'a gelince mutlaka görmek istiyorum:))

Ebru dedi ki...

Ben de acaba nedir finiküler dedim:)Belli İstanbul zamanı gelmiş geçmekte ama yok olmadı kaç yıldır.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Nesrincim,
Şimdilik okuyan olmadı, sanırım. ;)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevdacığım,
Bizim "finiküler"den önce "tünel"imiz vardı, biliyorsun. Bu onun yeni versiyonu gibi. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
Sen de merak edince araştırdım, bak şuradaki video (uzunluğuna aldırma, çoğu İstanbul reklamı) iyi bir fikir verecek. :)
http://youtu.be/8h6cBYqKwFc

SekerPembe dedi ki...

Sanatci Sitki Usta olabilir mi acaba?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Değil Şeker Pembeciğim. :)
Sanırım Japonya'da düzenlenmiş bir serginin parçaları bunlar. Bir arkadaşım maille göndermişti.

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Çok hoş bir yazı olmuş, benim de birkaç tane bu tür ''yazdım işte'' adı altında denemelerim var:))
Bu arada baykuşlara bittim, eh! doğal olarak;)))

Esma dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş.Bende metroya binince karşı sırada oturan insanlara bakar ,yüz ifadelerini incelerim ,herbiri farklı hayatlarını anlatırlar...Baykuşlar çok şirin..

Elektra dedi ki...

Ekmekçi the füniküler journalist :)) bence çaktırmadan foto da çek bu seriye devam et. tamam yüzlerini çekme tabii, ayıp insanların hayatına dalınmaz öyle, ama ayaklar niye olmasın? şahane bir seri olur. ayrı blog bile açılabilir. İstanbul ayaklar altında :)) elektra the blog creator :P

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Baykuş,
Kuşlar "baykuş" mu bilemedim, o nedenle "kuş" demeyi tercih ettim. Ama konu sizin uzmanlık alanınız, siz öyle diyorsanız, baykuştur onlar! :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Esmacığım,
Metro incelemelerimi ayrı bir iki yazıda değerlendirmiştim. Ondan önce de deniz otobüsü, dolmuş, taksi vs. maceralarım vardı. Şimdi finiküleri de kattım işin içine.
Hadi hayırlısı! :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili blogcreateur'üm,
Şimdi şöyle ki; ben bu insan dikizleme işlemini gayet bilinçsiz yapıyorum, hadise sonradan bilince yansıyor. Dolayısıyla kendimi kurup, yola öyle çıkmalıyım ki, hazırlıklı olayım ve ayak bacak ne bulursan fotoğraflayayım. :))

Hayydi hayırlısı!

Özlemaki dedi ki...

aaa bilge baykuşlar çok güzel!

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Çok sevimliler değil mi?
Yavru baykuş gibilermiş gibi geldi bana.

Adsız dedi ki...

Slm baykuşlar süper çok beğendim nasil ulaşabiliriz acaba :))