Cuma, Mart 15, 2013

ŞEREFSİZ! KÂĞIT İŞTE!

Sabah, İstanbul'un meşhur lodosunun hışmına uğradık. Geceden başlamıştı, fırtına. Sabaha karşı camları döven yağmur sesiyle uyandım. 
Anlaşıldı, bugün deniz yolu yalan oldu.
Eskiden zorunlu yol dolmuşla karşıya geçmekti, onun bitmeyen trafik tıkanıklığını çekerekten.
Yeni metro hattı açılınca,  kış boyunca metro metrobüs bağlantısını kullanmaya başladım. Böylece, sabah yürüyüşü yapamadım derdi kalmıyor. Bağlantılar, aktarmalar arasında yürü ha yürü... 
Sanırım, İstanbul Belediyesi'nin gizli bir planı var; halka spor yaptırmak için uzun yürüyüş yolları, dik merdiven tırmanmalar filan  ayarlıyorlar. 
Bu sabahki 1 saat 20 dakikalık yolculuğumun tam yarısı yürüyerek, bir kısmı merdiven tırmanarak geçti. Egzersiz konusunda tembellik yapılmış bir sabah için hiç fena değil!
Yeni ulaşım sistemlerinin bir özelliği de biletçi, gişeden satış vs. her türlü insan bağlantılı işlem yerine elektronik  aletlerin kullanılması. Böyle olunca, insan makina muhabbetlerine tanık oluyoruz.
Mesela bu sabah, metroda İstanbulkart'ını doldurmaya çalışan bir hemşehrimiz,  verdiği parayı dördüncü defadır  iade eden ve her defasında "lütfen kağıt para girişi yapınız" komutu veren makineye şöyle hitap ediyordu:
"Şerefsiz! Kağıt işte!"





4 yorum:

SİHİRLİ OKLAVA dedi ki...

Çok hoş:)

guguk kuşu dedi ki...

:)

Yasam Esintileri dedi ki...

Guzel bir hikaye..

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Arkadaşlar,
İstanbul'da işe gidip gelmek genellikle "hergüne bir hikaye" kıvamında oluyor. :)