Pazartesi, Temmuz 01, 2013

41 kere maaşallah!

Bu sene Haziran ayı boyunca İstanbul Müzik Festivali'nin 41.si yapıldı.
Aylar öncesinden, Lalekart'ı olan bir arkadaşım sayesinde, dinlemeyi istediğim 3 konsere ikişer bilet almıştım. Muhtemelen yine kardeşimle gideriz diye düşünüyordum.
Yıllar önce, kardeşim ve ben henüz üniversite ve lise öğrencisiyken, sevgili büyük dayımız bizi festival konserlerine götürürdü. 
Herşey orada başladı; klasik müzik sevgisi, İDSO konserlerini izleme ve izletme enerjisi, arkadaşlara bilet alıp konserleri onlarla dinleyip, keyfi artırma zevki...
Sonra, Mayıs'ın son günlerinde tüm gündemimiz değişiverdi; Gezi tüm ülkeyle birlikte gündemimizin baş köşesine yerleşti. Hem de ne yerleşme! Bir yandan olan biteni takip etme, anlama çabaları, yaşananlarla hop oturup hop kalkma halleri, diğer yandan Taksim'de bulunan işyerine nasıl ulaşıp nasıl dönüleceği stratejileri...
İlk kez bu kış, yeğenlerim "teyze bizi klasik müzik konserine götür" dediklerinde çok sevinmiştim. Hem çocuklar bana eşlik etmek isteyecek kadar olgunlaştıkları, hem de ortak müzik zevki geliştirebildiğimiz için.
Sonra, yaz başında kızım da bu arzuyu tekrarladı; daha çok sevindim. 
Sonunda nasıl olduysa oldu,  yıllar geçse de unutulmayacak 2013 Haziran'ında bütün o olaylar ve kaos arasında biletim olan üç konserin her birine bir genç kızla gittim; kızım ve yeğenlerimle yıllar önce kardeşimle dinlediğimiz gibi yanyana oturup konserler dinledik.
Konser öncesinde bazen Sultanahmet Köftecisi'nde karın doyurduk, bazen Yeşil Ev'de birer kahve içtik, bazen Karakol'da birer dondurma yedik.
Konser aralarında Taksim'de neler oluyor öğrenmek için telefonlarımızın içine düştük.
Konser sonrasında kimi kez tramvayda tinerci çocuklara rastlayıp üzüldük, kimi kez vapurla karşıya geçerken sapsarı bir dolunayın seyrine daldık.

 Tekrarı dileğiyle...




HAYATIN EVRELERİ Hespèrion XXI & JORDI SAVALL
CAMERISTI DELLA SCALA & SHLOMO MINTZ
AMSTERDAM SINFONIETTA & SOL GABETTA

8 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Jordi Savall konserine gittim deme sakın bana, şuracıkta çatlarım :)

Işın dedi ki...

Ben çatladim bile :) Konserlere gitmek bir alışkanlık gerçekten. Ben o alışkanlığı yıllar önce kaybettim maalesef. Ailenizle ayni zevkleri paylaşabilmeniz ne güzel, özendim :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Konseri dinlerken aklımdaydın, desem... Çatlamaya karşı merhem olabilir mi?
;)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Işıncığım,
Ne güzel buradasın! :)
Ben de bir ara konser salonlarının yolunu kaybetmiş gibiydim, ama yeni nesille birlikte bulmak harika oldu. :))

Elektra dedi ki...

ne güzel, ne güzel :)) benim sıpa da istemişti hatırlıyor musun? sana da sormuştum, bu konuda hiiiç yetenekli değilim :( eh o zaman ne yapıyorsun, seneye de bizim elimizden tutuyorsun :) dondurma da istemez hem :P

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Elektram,
Evet sen bana bu istekten söz etmiştin de, ben o biletleri alırken tam olarak plan yapmadığımdan olsa gerek, Janjan için bu senenin müzik festivalini geçirmiş olduk. :(
Fekat şöyle bi şi var; yeni başlayan Caz Festivalinde Arkeoloji Müzesinin bahçesinde bir-iki konser verilecek. Sıpa'nin ilgisini çeker mi acep?

şule dedi ki...

ne iyi yapmışsınız, pek imrendim :)

se-vin bi-zi de kon-se-re gö-tür! :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Bak kaç zamandır birlikte konser dinlemedik yahu! Yakışır mı bize? Gidelim gidelim. :)