Çarşamba, Ekim 23, 2013

KARANFİL OYLUM OYLUM

Az önce blogları dolaşırken arkadaşıma bir yorum yazdım. Ona bir karanfil göstermek istiyordum, çektiğim fotoğrafı buraya ekleyebildim. Bugün halen deplasmanda, yabancı bilgisayar zulmündeyim.
Hiç değilse, o fotoğrafa vesile olan yorumu da buraya ekleyeyim, yorumda konu edilen notu da hatta...


Ha, bir de Ahmed Arif deyince...Leyla Erbil'in "Mektup Aşkları"nı okudum ben tatilde, yüreğim burkularak. "Leylim Leylim"den sonra, yani bilirken artık Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e olan aşkını, o aşkını ortaya koyuş biçimini, mektup yazış tarzını; kitaptaki "Ahmet" karakterini okuduğunda ne kadar üzülmüştür kimbilir Ahmed Arif diye düşünüp içlendim çok. Böyle bir şey yapmasaymış keşke Erbil...Öyle işte...

Şulem,
Ruh hallerimiz malumlarımız. 
...
Derken tam sana bunu yazıyorken balkon penceresinde duran karanfili görüyorum. Açmış! Hem de yaz bitti artık deyip sararıp solmaya başlamışken. :) 
Biz tatildeyken o iyice sararıp solmasın diye bol su vermiştim o mu yaradı, yoksa kendisi solmamaya mı karar verdi, bilinmez. Bildiğim onu açmış görünce sevindirik olduğum. Dur fotoğrafını çekip, dün akşamki yazıya ekleyeyim.

Leyla Erbil'e gelince. Onun sadece son kitabını "Kalan"ı okudum ve çok etkilendim. Özyaşamsal anları baskın olan bu kitaptan, onun egosu çok güçlü, kimliğini çarpışa çarpışa oluşturmuş bir kadın olduğu izlenimini edindim. 
Unutma ki, sen Ahmet Arif'in şiirlerini seviyorsun! Biz okurlar sevdiğimiz yazarların yazılarından yola çıkarak değerlendiririz onları. Evet haklısın, insanın kişiliği çoğunlukla yazılarına da yansır. Diğer yandan sanatçı kimliği denen farklı bişey de var ve bu farklı şey bazen bizim bilemediğimiz bir örtü halinde olabilir.
Lafı uzattım yahu, yorum olmaktan çıktı bu not.
Neyse, diyeceğim, o iki güçlü yazar arasında ne yaşandı ve kim haklı kim haksızdı bu oyunda, biz bilemeyiz. 
Malum, aşkta başarı yoktur! Yenen ve yenilen de olmadığı gibi...
Öpüyorum yanaklarından. 



Günümüzün ışığı, karanfilimiz !

4 yorum:

şule dedi ki...

karanfil süper :)
bari benim blogtaki yanıtı da ekleyeyim buraya da tam olsun :)

cancanım,
bu aşkta kim haklı, kim haksız sorgulamam bile. senle aynı fikirdeyim, aşkın haklısı haksızı olmaz. ben "leylim leylim"i okurken ahmed arif icin "ne kadar buyuk bir karsiliksiz askmis bu" diye uzulurken leyla erbil icin de "ne zordur kimbilir boyle bir aska karsilik vermemenin insana yukledikleri" diye üzülmüstüm.

ama benim "mektup aşkları"nı okurken icimin burkulmasinin nedeni şuydu: mektuplar çok özeldir ya,bu kitaptaki "ahmet" karakterinin şimdi "leylim leylim"i okuyunca ne kadar "ahmed arif"e benzedigini gördüm ve ahmed arif yerinde olsaydım benim bir vakitler sevdigim kişiye yazdığım mektupları bir roman kahramanını yaratmak için kullanmasından daha da kotusu o kahramana romanda yaptırdıklarından hoşlanmazdım...budur yani durumum :)

neyse simdi "eski sevgili"yi okuyorum. bu kitap da ayri ozel cunku ahmed arif leyla erbile yazdigi son mektupta eski sevgiliyle ilgili olarak "adını -sonsuz sevgili- koysaydin keske" diyor. acaip bir askmis bu...cok etkileyici. okuduklarima gore bu oykudeki kahraman da cokca ahmed ariften esinlenilerek yazilmis zaten...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Güzel oldu, güzel!

Bu vesileyle, okuma listem ödünç listesine dönüştü, diye ekleyeyim. ;)

şule dedi ki...

ah ki ne ah...eski sevgiliyi su gibi oturup bitirdim, dağıldım resmen. güzel bir öykü evet ama bu aşkı bilerek okuyunca çok vurucu. çok güzel. okuma listesine bunu da al lütfen... :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
O zaman senden bir rica, ilk görüşmemizde bana onları getirir misin? ;)