Pazartesi, Kasım 25, 2013

bir hafta sonu daha böyle geçti...


üsküdar'a gideriken aldı da bir yağmur...
eh, biraz öyle oldu, ama zaten cuma hava yağmurluydu. akşamüstü mutaden arttı ve trafiğin canına okudu.
annemi  görmeye kardeşime gidiyordum, motorla geçiş dert değil de sonra taksi bulmak için bir süre kuyrukta beklemek gerekti.
kapıyı annem açtı, onu ayakta gördüğüme çok sevindim. ev ahalisi dışardaymış, sırayla geldiler yemek vaktine dek. sohbet, muhabbet...
gece eve döneceğim sabah işim var dedim, her biri ayrı ayrı ısrar etti, kalmıyorum diye gücendi. ne yapayım, ben de sabah yarım saat daha evde tembellik etmek kârdır diye dönmek istedim.
cumartesi sabahı, önce pilates, azıcık kaslarım esnesin, ohh! 
sonra büyük market alışverişi, evde alınanları yerleştirmece, yarın gelecek ağır misafirler için yemek yapmak faaliyeti.
yemek yaparken, reklam oldukça kanal değiştirerek, son büyük keşfim eski radyomun sefasını sürdüm. komşulara fenalık getirmemişimdir, umarım.
akşamüstü bir duş alıp hazırlanıp, metroya koşturdum. sonra metrobüsle zincirlikuyu.
n. dedi ki, "tünel yapmışlar, doğrudan zorlu psm'ne ulaşıyormuş". öyleymiş hakkaten!
n. "jersey boys" müzikaline bilet almıştı, öncesinde şöyle hafif ve lezzetli birşeyler yedik. sonra müzikal...
jersey boys, son derece hoş düzenlenmiş bir gösteri. eskilerin ünlü topluluklarından "the 4 seasons"ın oluşunu, gelişimini vs anlatıyor, bir yandan da onların şarkıları çalınıyor, söyleniyor. eğlenceliydi.
unutulmaz şarkılardan benim için başı çeken "ı can't take my eyes off you" idi.
sahnenin teknolojk olanakları müthiş, bu arada!
sonra yine metrobüs, metro ve trafiğe maruz kalmadan, kolaycacık evdeyim.
bütün hafta ve gün boyu koşturmaktan evde şöyle ayaklarımı uzatıp vakit geçiremiyorum, diye kendi kendime söyleniyordum ki, "aramızda kalsın"ın kaçırdığım bölümlerine takıldım bir süre. öyle böyle derken,  iki bölüm seyretmişim.
akşamki geç vakit seyir bakmanın bedelini, ertesi sabah 10'daki derse gitmek için yola çıkmış olmam gereken saatte uyanarak ödedim. sonrası, koştur allah koştur! neyse, derse on dakika geciktim sadece...
öğleden sonra, ders çıkışı bir vapur sefası yaptım. günün yegâne sefası da bu oldu!
eve ulaştığımda oğlum haftalık ziyareti için gelmişti, bile. ondan az sonra kızım da babasından döndü.
yemek yedik, sofrayı topladım.
dün aldıklarım çocukların isteklerinden eksik kaldığı için tekrar alışveriş yaptım.
kek yaptım, browni yaptım.
çamaşır yıkadım, astım.
meyve soydum, ikram ettim.
akşam yemeği için sofrayı hazırladım, salata yaptım.
yemek yedik, biraz sohbet ettik çocuklarla.
nar ayıkladım, süt ısıttım, tarçın karanfil çayı yaptım.
oğlumun evine götürmesi için kek, börek paketledim.
sonra o evine gitti, kızım ve ben uyuduk.
yorulmuşum.


browni müthiş oldu. tarif cafe fernando'dan.
muffinin tarifi yok, uydurdum diyelim. 
içinde portakal kabuğu rendesi, kuru üzüm ve ceviz var.

Hiç yorum yok: