Cumartesi, Aralık 07, 2013

SERGÜZEŞT-İ BAHRİYE

Bugün, üzerinize afiyet bir mıymıntılık vardı halimde. İsteksiz, keyifsiz ve hatta uyuz bir hal diyeyim size.
Akşamüzeri iki gündür gidemediğim göz doktoruna uğramam ve kızımın yedek lenslerini almam gerekiyor. akşamüstü daha erken saatteki deniz otobüsünü kaldırmışlar niyeyse? Bir sonrakine binince trafiğin ortasına düşmek gerekiyor, çekilmez doğrusu. 
Sonunda bir dünya yolu dolmuşla gitmek gerekse de, biraz erken çıkıp yürümek ve Kadıköy'e geçmek konusunda kendimi ikna ettim.
İyi ki öyle yapmışım, aksi halde bugün bizim usta ressamın boyadığı  İstanbul manzaralarını kaçıracakmışım.



Manzaranın güzelliği bir yana, Kadıköy'e geçiş yolculuğu ayrıca ilginçti.
Üstüne bir tepsi çay dökülen yolcu ve o esnada atılan çığlıklarla açıldı sergüzeştimiz.
En arka sırada bir kadın ve bir erkek sırtları yolculara dönük oturuyor. Çığlıklar onların bulunduğu yerden geliyor. Arada sırada üst perdeden ve tiz çığlıklar atan kadıncağızın bir rahatsızlığı olmalı.
Aslında, rahatsızlığının adını bilmediğim için nasıl doğru tanımlayacağımı bilemiyorum da, muhtemelen kadıncağız zihin özürlüydü.

Fotoğraf çekmek için arka güverteye çıktığımda, Taksim'de iki beyaz köpeğiyle sokakta yaşayan ve dünyadaki tek dostunun o köpekler olduğuna dair acıklı şiirler yazan adamla burun buruna geldim.
Bu defa yanında köpekleri yoktu.  Yazın bir kez Kadıköy'de rastlamıştım da, Gezi olayları sırasında aşırı gaza maruz kaldıkları için kaçtıklarını düşünmüştüm.
Bu defa, üstünde ışıklar yanıp sönen ve ara sıra alarm çalar gibi sesler çıkaran bir ayna ile arka güvertede oturmuştu. Alarm aralarında da eski Türk filmlerinden replikler söyleyen bir bant çalıyordu.
Bir nevi "ses ve ışık gösterisi"!



İşte bu tantana arasında kuşları, uçakları seyrettim.
Batan güneşin bulutlarda ve onların denize yansımalarında bıraktığı ışıklara baktım.
Öyle bir sergüzeşt-i bahriye işte!

6 yorum:

şule dedi ki...

"Ve severken seni, sevdikçe seni, hep çocuk kalacağım, biliyorum" demiş Akgün Akova sevgilisine. ben aynı şeyi istanbul için söylüyorum :)

ESMA dedi ki...

Çok begendim ne güzel resimler boyle, renkler harika iyiki yürüyüp bize bu güzellikleri cekmissiniz...:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Ne güzel bir şiir... :)
İstanbul sevgisi benim için de vazgeçilmez, ancak, son zamanlarda şehrin siluetinde öyle acayip değişiklikler oldu ki, artık sadece tarihi yarımadaya bakmak hatta sadece gökyüzüne bakmak istiyorum. :(

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Esmacığım,
Teşekkürler. :)
O günbatımı, insanın sevdikleriyle mutlaka paylaşmak istediği görüntülerdendi.

Adsız dedi ki...

Bak nasıl gerçeküstü zamanlardan geçiyoruz ki şimdi okudum daha o gün konuştuğumuz gerçeküstü seyahati :)) Öperim çok. Elektra ben.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Bak bana da Elektram!
Aynen aynen, demek için bile, ancak yazabiliyorum. ;)