Pazartesi, Ocak 20, 2014

“Şimdiyle gelecek arasında bir yarık var, belki oraya düşebiliriz en fazla…” *

**Bence bütün yaratıcılığımız belleğimizde saklı. Bellek enteresan bir kavram aslında… 
Yeni bir şey üreterek, bazen de hiç aklınıza gelmeyeceğini sandığınız şeyler hatırlıyorsunuz. Bu da insana ‘belleğin kendine ait bir iradesi mi var, ben istemesem de çıkıp geliyor?’ dedirtiyor. 
Bir de bu hikayelerimin hepsi, sanki ağzına kadar anı dolu bir sandığın içinden seçilmiş gibi bir şey yok, doğrusu. 
Ben öncelikle bir metaforun peşine düşüyorum. O metafor; çocukluğum, gençliğim, üniversite, doktorluk, politik dönemim ya da sonraki dönemler içinde, bir mıknatıs gibi gidip kendi benzerlerinin üzerine yapışıyor. 
Aslında böylece bazı şeyleri unutarak, bazı şeyleri daha parlak hatırlamaya başlıyorum. Böylece aslında hayatımızdaki bu küçük detayların, metaforların bir ömür boyu bizimle birlikte yürüdüğünü fark ediyorum. O zaman daha farklı bir ilişki kuruyorum bu dünyayla. 
Yaşadığım anın, nesnelerin, anılarımın, insanlarla, dünyayla, hastalarımla kurduğum ilişkinin kıymetini daha çok fark ediyorum. Böylece yabancılaşma hissinden ve aynileşmekten daha çok kurtuluyorum. Yani birbirine benzeyen bir sürü modelin içinden, kendime ait bir dünyayı korumaya çalıştığımı söyleyebilirim.

*Başlıktaki söz Tarkovsky'ye ait.
**Alıntı, Ercan Kesal ile yapılmış bir söyleşiden.
Söyleşinin tamamı burada: Tık!

2 yorum:

serpil dedi ki...

Bayıldım tekrar tekrar okudum, teşekkürler Ekmekçikızcım :)
Kişi dopdolu olunca röportaj da başlıbaşına bir değer oluyor.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Serpilciğim,
Ben de iki kez okudum. Rusya, felsefe, Tarkovsky, Çehov derken insanı şöyle bir güzel silkeliyor.
:)