Pazartesi, Haziran 16, 2014

Şairin gözüne dünya kaçmıştı, bizim rakımıza İstanbul kaçtı !




Şarkım

Hey benim koca kafam. 
Tadlar ağzımın içindedir, 
Duramaz. 
Sesler kulaklarımın derinliğindedir, 
Uçamaz. 
Kelimeler dilimin ucundadır, 
Kalamaz. 

Hey benim koca kafam. 
Altmış iki santimlik başım.. 
Saçlar sakallar içinde, 
Erkek omuzlar üstündedir. 
Bir bedenim var ki, 
Merd sevgiler peşindedir. 
Aşklar içimde, 
İnsanlar yanımdadır. 
Hiç biri uzaklaşamaz. 
Demir gibiyim onlarla. 
Yok etmek isteyen yıkamaz. 

Bak yüzüme, bak sözüme, 
Dünya kaçtı gözüme; 
Çıkamaz.
Özdemir Asaf




 "İstanbul kaçtı rakımıza"
---Ben de çok sevdim sözü :))
Bir de bunu buldum,benim değil ama!---
 "Rakıyı içen kadın gülüyorsa, o gülüşün ardında en az dokuz roman, on dört tane de film repliği yatar.
Rakıyı içen kadının gülüşünde, bu dünyanın en zararsız mutluluğu vardır çünkü, büyük gülerler, büyük susarlar…
Rakı içen kadın, rakıyı çok sık içmez.
Ama rakıyı içtiği an, bil ki içme zamanı gelmiştir ve konuştuklarında net konuşurlar..
O kadınlar keyfine doyum olmayan bir akşamüstü sonrasında, bir kıyıda köşede, gece sefası gibi açarlar.
O kadınlar, afet-i devrandır…..
Ve, rakı içen kadının elleri güzeldir…
O kadınlar, senden başkasını severlerken bile seni incitmezler.
Şarkı söyleyesi varsa susmalısındır. İzlemelisindir. Dinlemelisindir. Rakı içen ve şarkı söyleyen o kadını.
Rakı içen kadın, herkesle rakı içmez ve seninle rakı içiyorsa, senin için kalbinde en az yüz elli metrekare daha yer vardır.
Ve sen, bunu bildiğin için, o kadına, kalbinin tüm kapılarını beklentisizce açmış, cebindeki tüm anahtarlarıysa hiç bulmamak üzere yutmuşsundur.
Rakı içen kadın, cihanda sulhtur: ağdalı değil, nağmeli sever.
Rakı içen kadın güzeldir, masasındakiler de.."

----Uydu bence o geceye :)))







Biz, altı kadın (bir eksiğimiz vardı, yedi olacaktık) bir Cumartesi akşamı buluşmak üzere kaç hafta öncesinden sözleşmiştik. Aklımızda Karaköy civarını kurmuştuk. 
İlk hedeflediğimiz mekanın, "rezervasyon kotamız doldu, gelirseniz arkadaşlar yardımcı olur" gibi gizemli bir cevap vermesine aldırmayıp, göç yolda düzülür ana fikriyle iskelede buluştuk.
Sonra yerine gidip mırın kırınla karşılaşınca, anladık ki, o çok meşhur balıkçı ancak para harcar bunlar  kılığı giymiş insanlara yardımcı olmak eğiliminde.
Gerisin geri, iskeleye gidip Olimpiyat Restaurant'a yerleştik. 
İyi yapmışız, iyi ki de gitmişiz. 
Yoksa, ne yukarıdaki fotoğraflar çekilecekti, ne yukarda anılan muhabbette olduğu gibi rakımıza İstanbul kaçacaktı.

Gerçi, biz her halukârda muhabbeti koyulturduk ya, bu defa tadı öylece damağımızda kaldı, işte! 


*Ortadaki paragraf ve altındaki fotoğraf, Şefo'dan alınma. Not düşeyim. 


2 yorum:

şule dedi ki...

şiire bayıldım :) gece de hakikaten şahaneydi yalnız :)
seviyorum ulen sizi :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ben bu şiiri bilirdim Şulem, sonra unutmuş gibi olmuşum. Güzel şiir hakkaten. Gençlikte bir ara Özdemir Asaf'a takmıştım da... ;)
Evet uleynn! :))