Pazartesi, Ağustos 18, 2014

ağustos depresyonu

bu sene artık kesin karar verdim, yaz mevsimi beni depresif yapıyor.
ayy kış geliyor, ne yapacağız, depresyona gireceğiz diye üzülen arkadaşlarım kusura bakmasın, onlarla hiç aynı fikirde değilim.
asıl depresyon hali yazın, en çok da ağustos'ta başa geliyor.
kışın hava soğuk ya da yağmurlu diye sokağa çıkamadıklarından şikayet edenler, sanki ağustos'un deli sıcağında ve rutubetinde sokağa çıkabiliyorlarmış, çıksa da nefes alabiliyorlarmış gibi "ah yaz gelse, ah yaz gelse" demiyorlar mı fena oluyorum.
yazın halleri de güzel. 
mesela günlerin uzaması, denize girmek güzel.
sonra yaz meyveleri güzel.
ama o sıcak yok mu, hele de o nemli, yapış yapış sıcak...
sıcaktan uyunamayan geceler, halsiz mecalsiz kalıp hiç bir şey yapmaya güç bulamamak yok mu?
işte en fenası!
şimdi buraya yazıyorum; dilerim bundan sonraki senelerde sıcakların kavurmaya başladığı temmuz'un yirmisinden sonra havanın nefes alınabilir hale geldiği eylül başına kadar şöyle karadeniz yaylası kıvamında bir köşecikte sakin huzurlu yaşarım. 
aksi halde, her gün yağmur duasına çıkmam gerekecek.





14 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

Al benden de o kadar. Ahh şöyle hava bir kapansa, yağmurlar yağsa, üşüsem sırtıma hırkamı alsam, ayağıma patikler giysem, sıcacık kahvemi ya da çayımı alıp camın önüne geçsem, dökülen yaprakları izlesem..

Serafina LeGuin dedi ki...

İzmir'de yaşıyorum. Sıcağın en tepede olduğu anda bile elime güneş şemsiyemi alıp gezip tozuyorum. İstersem vıcık vıcık ter olayım, yine de üstüme kırk kat kıyafet giymek zorunda olmadığımdan seve seve hareket edebiliyorum.

Ben güneşin yüzünü göstermediği havaları sevmiyorum. Soğuktan kanım da donsa, ayazdan burnum da düşse eğer ki tepemde bir güneş varsa işte o benim yaşam sevincim oluyor. Sıcak ya da soğuk değil beni depresif yapan, güneşin olmaması. Karanlık havaya katlanamıyorum :(

Tuna dedi ki...

Size kesinlikle katılıyorum.Kış mevsimi bazıları için hüzün mevsimidir,depresyon zamanıdır.Fakat,yazın nemli,boğucu,yapış yapış sıcaklarına kışın soğunu,kasvetini her zaman tercih ederim. Elinizde kahveniz,yağmur yağarken kitabınızı okumanızın tadı, terden yapış yapış olmuş bir şekilde -bir deniz kıyısında olsanız bile-kitap okumanızla eşdeğer olamaz.Bazılarının aksine beni kasvetli havalar değil,yapış yapış nemli havalar ve boğucu sıcaklar depresyona sokuyor.
Sevgiler, Tuna.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Gugukcuğum,
Yaz mevsimine tamamen karşı değilim aslında, o döngünün varlığı ve sürmesi güzel. Gel gör ki, Ağustos'un rutubetli sıcağı beni sürüm sürüm süründürüyor. :(

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Serafina,
Hımm, İzmirlyseniz sıcağa benden daha dayanıklı hale gelmişsinizdir. ;)
Ancak, terlemek ve daha da kötüsü rutubet fazlalığı nedeniyle terleyebilememek beni daraltıyor.
Yoksa, ben de günışığının meftunuyum, ışık severim ama soğuk da severim. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Tuna,
Kulübe hoş geldiniz, aynı hisleri yaşıyoruz. :)
Belki siz de bir hava burcusunuzdur? ;)

Tuna dedi ki...

Bir ateş grubu olan Yay burcundanım aslında.Ama gene de ateşi,sıcağı sevmiyorum.Gecenin gizemini,gündüzün sıradanlığına,kışın soğuğunu ve kasvetini yazın sıcağına,nemine tercih ederim:))
Sevgiler,
Tuna

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Tuna,
Yine aynı kulüpdeyiz, ben de "yay"ım. :-)
Gözlemim o ki, ateş ve hava grubu burçlardan olanlar, sıcak konusunda daha çok zorlanıyorlar.
Neyse, Ağustos'un sonuna geliyoruz, mutlu günler yakında. ;)

karmahaskickedmyass dedi ki...

Yazıyı okuyunca daha bir kaç gün önce keşke kış gelse artık dediğimi hatırladım. Yaz deniz kenarında güzel, İstanbul'un yapış yapış havasında gerçekten de tam bir eziyet. Neden bilmem bu yaz benim için çok zor geçti... O yüzden canıgönülden sonbaharı ve hatta kışı bekliyorum :)

şule dedi ki...

biz bahar insanlarıyız şekerim. benim de yaz hissim, tüm olumlu yanlarına karşın "hadi artık bitsin" şeklinde :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Karma,
Yazı İstanbul'da geçirenler için yaptığın öneriler nefis, bayıldım hepsine. Fakat Ağustos'u İstanbul'da geçirenler için yegane çare Şile ve Ağva olmalı. Nasıl bir geçmek bilmeyen aydı yarabbim!?
Neyse, yarın 1 Eylül. Yaşasın! :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Evet evet, "kış insanı" ve "yaz insanı" arkadaşlarımız alınmasın ancak, varsa yoksa baharlar!
İşte o kadar. :))

hafif abi dedi ki...

bahar kalmadı, ne "ilk"i ne de "son"u. o yüzden bahar insanlarının da nesli tükenecek –yakındır. (biraz bahar, çokça da kış insanı olarak hafif abi)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Hafif Abiciğim,
Neslimiz tükeniyor evet, her şekilde tükeniyor hem de. Biz şimdilik sonbahar insanı olarak idare edeceğiz. :)