Çarşamba, Ekim 15, 2014

fotoğraflarla uçuşan düşünceler

önceki gece eski fotoğrafların içine daldım.
daldım, lafın gelişi değil. gerçekten etrafım albümler, fotoğrafların konulduğu kutular, kağıt ve plastik torbalar içindeki fotoğraflarla çevrili olarak iki saatten fazla süre geçirdim.
başdöndürücüydü.
çünkü, hızlı hareket edip kızımın bebeklik fotoğrafını bulmam gerekiyordu, fotoğraf ertesi günkü bir derse lazımmış.
bir yandan çiçeğin çenesi çalışıyor, "hah, tabii bulamazsın abimin fotoğraflarını çok çekmişsin, ona lazım olsa bin tane çıkaracaksın, bak, benim hiç fotoğrafım yok".
"olur yavrum, bir dolu fotoğrafın var, sadece albüme koymamışım, bak buralarda bir yerlerde olacak bulurum şimdi."
iyi de, içindekileri görmek için eski usul fotoğraf zarflarını tek tek açmak lazım. bir çoğunun üstüne tarih yazmışım gerçi, yine de ah bunda ne varmış faslından kağıt zarflar ya da plastik torbalar tek tek açılıyorlar.
neler neler...
şimdi artık boşanmış çiftlerin evlilik törenlerinde çekilen fotoğraflar, artık boyu geçen evlatların yeni doğdukları ilk kucağa alındıkları dün gibi anlar, unutulmuş birçok seyahat, dolaptan çoktan atılmış kıyafetler, okulların ilk günleri, müsamereler...
derken, bir fotoğraf. 
o fotoğrafta olduğu unutulan, kendisi unutulamayan insan.
onu görmekle yaşanan sevinçle karışık şaşkınlık.
kaderin oyunu mu yoksa lütfu mu?
karşısında oturan kim? ben miyim? ne tuhaf!
nasıl da değişti herşey...
o güne bakınca, göze görünen de akla gelen de içinde bulunulan zamana göre değişip durmakta.
o güne bugünden bakınca başka şey görüyorum.
o güne dün bakarken, başka şey görüyordum.
o güne o gün baktığımda hiç bir şey görmüyordum.
o gün yaşanmadan önce, o günü hayal bile edemezdim, etmemiştim.




fotoğraf o geceki sondajdan değil. 
son paris yolculuğundaki mutlu anlardan biri, kuzenimle eğlenceli, nefis bir quartet konseri dinliyoruz.



2 yorum:

serpil dedi ki...

Ben de sahaflardaki fotoğrafları görünce çok üzülüyorum, neden o fotoğraflar satılır kim niye alır onu da bilmiyorum aslında ama hüzün veriyor insana.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Serpilciğim,
Muhtemelen kitapları topluca elden çıkarılan kütüphanelerde saklanmış fotoğraflardır, onlar. Başka birileri alsın diye, insan sahip olduğu fotoğrafları satmaz ki! Olsa olsa, geçmişi unutmak isteyen birisi eski fotoğraflarını çöpe atar. Ya da ben öyle sanıyorum ve sıradan bir romantizm içindeyim.
Bilemedim...