Cumartesi, Ocak 24, 2015

JIMMY'S HALL ve WHIPLASH

Sevgili Blogum,
En azından bir süredir, bir günlük kayıt defteri niyetiyle  bile sana yazamadığımı biliyorsun. Hiç olmadı, önemli olayları, gördüklerimi, okuduklarımı not edebilsem sana...

Biliyorsun bir kaç gündür vücudumda dolanan virüse karşı mücadele halindeyim. Bir günlük aradan sonra, dün sabah işe gittim gitmesine de akşamüstüne doğru başımı koyuverecek yastık arar hale gelince eve dönüp TV karşısında yatay vaziyet almakta buldum çareyi. 
O  durma hali bugün öğleden sonraya kadar sürdü ve nihayet  akşamüstüne doğru, üzerimdeki atalete isyan ettim sonunda ve kendimi sokağa attım. 
Ohh dünya varmış! Yürüdükçe kendime geldim, nefis bir günbatımını sahilde yakaladım ve o enerjiyle kendimi sinemada buldum.

Whiplash'dan iki hafta önce oğlum sözetmiş ve görmemi önermişti.
Film, ilk kez Filmekimi'nde oynamış sonra Başka Sinema kapsamında gösterilmeye başlanmıştı.
Sonradan gençler arasında çok beğenilip korsanı indirilir olunca mı, yoksa Oscar adayı oyunculuğuyla mı artık neyse, ticari ağda gösterime girmiş.

Filmi seyrederken bir yandan çok etkilendim ve beğendim ve fakat diğer yandan çok rahatsız oldum hatta sinirlendim.
Sonra Fatih Özgüven'in yazısını okuyunca, içimdeki memnuniyetsiz sesin sebebini anladım. 
F. Ö.  mealen diyor ki, film boyunca hoca ile genç davulcu arasındaki ilişki 60'lı 70'li yılların filmlerinde doğrudan başkaldırı sebebi olurdu. Hah, işte buydu meselem.
Oğlumun çok beğendiği filme benim biraz sinirlenerek yaklaşmamın sebebi kuşak farkı imiş, bunu anladım Sevgili Blogum. 
Yazının tamamının linki burada. Tık lütfen




Konu sinemadan açılmışken Blogcuğum, geçen hafta gördüğüm ve isyanın hasını taşıyan başka bir müzikli filmi es geçmemeliyim.
Bilirsin, bazen azıcık dogmatik bulsam da Ken Loach filmlerini severim. Her zaman anlatacak ilginç bir öyküsü vardır onun ve öyküsünde mutlaka isyan eden, direnen, savaşan, bazen kazanan insanları...

Bu defaki film, Jimmy's Hall / Özgürlük Dansı yine bu sene Filmekimi'nde gösterilmiş. Sinemada uzun süre oynayamadı, bir haftada kaçtı gitti.
Geçen hafta arkadaşımın evinde akşamüstü çayı eşliğinde DVD'de seyrettik.
Dini toplumu baskı altında tutmak için kullanan Katolik papazları ile 1930'lu yılardaki ekonomik krizin  sebep olduğu sorunların birlikte insan yaşamlarını zorlaştırmaları ve sonra mücadele, mücadele, mücadele...



Oh neyse sevgili blogum, can havliyle hiç değilse iki filmi kurtarmış oldum bu akşam.
İyi yapmışım değil mi?

5 yorum:

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ek olarak Pazar günü Water Diviner / Son Umut filmini gördüm.
Bir daha sinema yazısı yazana dek zaman geçer ne olur, yazayım buracığa. :)

Ebru dedi ki...

Çok iyi yapmışsın hem de. Umarım tamamen iyileşmişsindir.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
İyileştim evet, sepetledim virüsü mirüsü. :)

şule dedi ki...

"seyredilecekler" heybesine attım :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Seyredilecekler listesine bir ekim daha olacak; Foxcatcher !
:)