Cuma, Ocak 09, 2015

YENİ YILI YOLDA KARŞILAMAK : SELÇUK, ŞİRİNCE, SEFERİHİSAR, SIĞACIK

Yeni yıla ev dışında girmeyi seviyorum.
Ev dışında derken, öyle şık partiler filan değil kastım. Sokakta, deniz kenarında, yolda olmak, hareket halinde olmak kısacası. Nerde hareket orda bereket fikrinden hareketle, bu sayede o senenin bereketli olacağına inanıyorum.

Bu sene hava koşulları nedeniyle yılın son yolculuğu oldukça heyecan verici oldu. 31 Aralık günü bulutlarla kaplı İstanbul'dan bulutlara kaplı İzmir'e bulutların içinde hoplaya zıplaya heyecanlı bir uçak yolculuğuyla vardık. Havaalanında bir araç kiralayıp düştük yollara.



İzmir Selçuk karayolu, yağmur mübalağalı bir tarz tutturmuş, yağıyor da yağıyor.


Selçuk'tan Şirince'ye doğru yol alıyoruz. Hava kararmak üzereyken kalacağımız eve ulaşıyoruz. Bizden az önce oraya ulaşan arkadaşlarımızla buluşuyoruz. Eşyalarımızı odalara atıp, biraz dinlenip, sıkıca giyinip köye iniyoruz. Yağmur yağıyor, hava soğuk.
Yeni yıl nedeniyle pek çok yer rezervasyon soruyor. Süslü, fasıllı yerleri es geçip banttan Türk sanat müziği çalan, sakin bir meyhaneye yerleşiyoruz. Karnımız acıkmış, mezeleri ve içkileri söyleyip sohbete başlıyoruz.
Biz yemekteyken mekan kalabalıklaşıyor, eğlenen insanların sesleri artıyor.
Erken başlayan yemeğimiz vakitlice bitiyor, oyalanmadan eve dönüyoruz, şömineyi yakıp hediyelerimizi veriyoruz.


Şömine karşısında alevlerin raksı bizi gevşetiyor. Kestane kebap yapıp, meyve yiyerek oyalanıyoruz. Geceyarısını zor halle bulup, sırayla uykuya teslim oluyoruz.


Ertesi sabah uyanırken, yağmurun sakin tıpırtısı ve kuş sesleri birbirine karışıyor. 
Yeni yılın ilk günü.  Şirince bizi ne güzel bir sabahla karşıladı. Mutluyuz, rahatız, huzurluyuz.
Hazırlanıp kahvaltıya gidiyoruz. Masamızda nergisler. Yiyeceklerimiz taze, doğal, nefis lezzetli. 


 

Yeni yıl sabahı penceremden Şirince.



 Uzaktan çekilmiş bu fotoğrafta, kaldığımız ev ortadaki.

Kahvaltıdan sonra, uzun bir yürüyüş yapıyoruz. Meyve bahçeleri, zeytinlikler arasında yürüyoruz. 
Yağmur durdu. Bir kaç defa güneş bulutların arasından göz bile kırptı.
Bahçelerden sonra köyün içine dönüyoruz, sokaklarda geziyoruz.
İki sene önceki "kıyamet kopacak, kopunca buraya uğramayacak" tantanası esnasında patlayan turizm ilgisi halen sürüyor. Sokaklarda Japonlar, Koreliler başta olmak üzere dünya dolusu insan var.



Şirince'nin kayrak taşlı, dar ve yokuşlu sokaklarından...




Duvara yazmayı sevenler için ayrılmış olmalı burası...


Yine tepelere doğru tırmanıyoruz. 
Nişanyan Evleri'ne varıyoruz, manzaraya karşı oturup sıcak saleplerimizi içiyor, soluklanıyoruz.
Çıkıp İlyastepe'yi geziyoruz, buraya baharda tekrar gelmeli, mutlaka gelmeli. Rüya gibi bir Akdeniz köyündeyiz, istediğiniz  enginlikte hayal kurabilirsiniz.




Uzaktan  tepede Nişanyan Evleri ve Kuleli Konak gözüküyor.



Yapımı olay yaratan ünlü kule...

Geceyi yine Şirince'de geçirip, ertesi sabah yine mükellef kahvaltımızı yapıp toparlanıp yola çıkıyoruz.
Hava parçalı bulutlu, güneş ısıtmıyorsa da arada bulutlardan sıyrılıp neş'e veriyor.
Bu defa hedefimiz Çeşme yarımadasındaki Ildırı.
Deniz kenarında bir balık lokantasında oturup, denizi, martıları, ördekleri seyrederek tazecik balıklar yiyoruz.
Hava kararmadan yola çıkıp, gece konaklayacağımız Seferihisar'a ulaşıyoruz.



Ildırı, martılar...


Seferihisar, yavaş şehirlerimizden.
Sabah, Seferihisar'da taze lor, kaymak, bal, zeytin alıp kıyıya Sığacık'a gidiyoruz.



İşte yavaş şehri simgeleyen salyangoz heykeli !
Pek şirin... 


 
Sığacık'taki kahvaltıda baş rollerde "kumru" vardı. 
Buralara gelmişken yemeden geçilmez diye düşünmüştük.
Öyleymiş, sahiden de...

Kahvaltı sonrası kısa  bir yürüyüş yapıp, Seferihisar'a doğru yola çıkıyoruz.
Arkadaşımızın taze zeytin fidanlarını, nar fidanlarını göreceğiz.  Çoğumuzun hayalindeki emekliliği gerçekleştiriyor arkadaşımız. Onun adına mutluyuz, kendimiz için umut ve cesaret bulmaya çalışıyoruz.



Bahçe, güneş ısıtıyor


Meşe palamutunun zırhı, ağaç altı kucak dolusu...


İşte o meşe ağacı.
Yazı gölgesi püfür püfür olmalı, orada oturmalı, ağaçları bahçeyi seyretmeli.
Mutlaka!

Artık dönüş yolundayız. Havaalanına ulaşıyoruz.
Büyük şehir hallerinin ağırlığı üstümüze çöktü bile. Bir saat rötar var ve trafiğe kalacağız endişesi başlıyor.
Çare yok. Bekliyoruz. Zaman geliyor, uçuyoruz, konuyoruz.
Trafiğe karışıyoruz.


6 yorum:

bilge ve annesi dedi ki...

Ne güzel bir gezi olmuş, yılın bu zamanları bir yerlere gitme fikri aklıma bile gelmediği için bir miktar utandım kendimden:))

Işın dedi ki...

Tam Hayalimdeki Yılbaşı olmuş. Ne yazık ki hava şartları hep Korkutuyor. Mutlu yıllar olsun...

tülin dedi ki...

Yazınız bana Can Dündar'ın bir yazısını hatırlattı.
İlk o özendirmişti beni böyle yeni yıl karşılamaya.
Güzeldir gerçekten. Ne iyi etmişsiniz.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevdacığım,
Kış koşulları mecburiyet olmadıkça insanı yola çıkmaktan alıkoyuyor, doğrusu.
Aslında biz bu planı yaparken hava pek güzeldi. Yine de şansımız yardım etti fazlaca yolda kalmadık.
Gerçi yolda kalmak da bir çeşit macera olup sonradan anlatılıp eğleniliyor ya, yaşanırken eziyeti de var.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Işıncığım,
Size de mutlu yıllar olsun!
Hem de hayalinizdeki yılbaşı tez zamanda gerçek olsun. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Tülin,
Geçmişte de bir kaç yeni yıl maceramız olmuştu. Bu şekilde yolda olmanın, insanı yenileyen bir enerjisi var. :)