Cuma, Şubat 27, 2015

Sarsıcı olayların yaşamlarımıza yansıması sakin sakin anlatılabilirmiş. Roman okurken sözcükler kulağınıza melodiler gibi gelebilirmiş. Nasıl mı? İşte size bambaşka kültürlerden iki yazar; Lahiri ve Szabo


Dert Yorumcusu / Interpreter of Maladies, Jhumpa Lahiri'nin 2000 yılında Pulitzer Ödülü alan öykü kitabı.

Kitap Kulübünde Saçında Günışığı'nı konuşurken bir arkadaşımız yıllar önce okuyup hayran kaldığı bu öykülerden söz etmişti. Sonra Leylak Dalı okuyup sevdi ve yazdı, sonra baskısı tükenmiş kitabı Nadirkitap sayesinde buldum, nihayet okudum.

Dert Yorumcusu, tek tek okusanız da çok zevk alacağınız öyküler. Benim açımdan, bu öykülerin hepsini bir arada, ardı ardına okumak uzak bir coğrafya hakkında onu yakın kılacak, kendimi oraya hissettirecek bir aydınlanma sağladı.

Burada kitapla ilgili pek çok eleştiriyi bir arada bulabilirsiniz. Böylece, yazanların kendilerine yakın gelen öykülerden söz edişlerine de tanık olacaksınız. 




Geçen ay Kitap kulübü için seçtiğimiz kitabın baskısı kalmamıştı, dar zamanda yeni kitap seçmek gerekiyordu. Bu durumda, hemen bir imdat maili gönderdim ve İza'nın Şarkısı'nı okuma tavsiyesini Leylak'ımdan aldım.

İza'nın Şarkısı dünya dillerine Iza's Ballad adıyla çevrilmiş, Macar dilindeki orjinal adı Pilátus. Yazarı Magda Szabo, uzun yıllar Macaristandaki dikta yönetimlerine ters düşmüş, geriye itilmiş bir yazar.

Kitap 1963 yılında yazılmış, yazılmasından daha öncesinden başlayan bir dönemi anlatıyor.
Roman toprak, hava, ateş, su başlıklı dört ana bölümde anlatılmış. Birisi romanın başında diğeri sonunda ölen bir yaşlı karı koca ve daha genç eski karı koca, romanın ana karakterleri.
Kitabı okurken başlarda olaylar net değildi, kahramanları tanımamızı sağlayacak açıklamalar kesiliveriyordu. Kitap ilerledikçe olaylar açıklığa kavuştu, karakterlerin özellikleri aydınlandı.
Sonlara doğru, kitabı okurken kulağımda hep bir klasik müzik bestesi yankılanır gibi oldu. Karakterlerin özelliklerini temsil eden melodiler birleşti birleşti ve sona coşkuyla ulaştım.
Böylece, kitaba neden şarkı/balad dendiğini anladım. Oldukça etkileyici ve sıradışı bir okuma deneyimi yaşadım. 

Bugünlerde benim dünyamda ustalık, bu iki yazarın eserlerinde somutlaştı.


5 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Ekmekçim beğendiğine sevindim. Aynı yazarın (Magda Szabo) Kapı ve Katalin Sokağı isimli kitaplarını da seveceksin eminim, YKY'den çıkma. Kapı'nın filmi de var ve çok nefis bir çekim. Ben yönetmeni Istvan Szabo ile izleme şansını yakalamıştım.
İyi ki kitaplar var ve iyi ki paylaşıyoruz...

gülçin dedi ki...

Magda Szabo gerçekten çok büyük bir yazar, Türkçede bir de Yavru Ceylan isimli kitabı var LeylakDalı'na ek yapayım. Lahiri'nin Dert Yorumcusu'nu da ingilizcesinden okumuştum, çok sevmiştim. Sonra romanlarından o kadar hoşlanmadım ama. Bir de minik tavsiye: Dimitre Dinev, Meleğin Dili.

Sevgiler.

Leylak Dalı dedi ki...

Yavru Ceylan'ı da okudum Gülçin hanım, Magda Szabo'ları kaçırmam. Sanırım ilk kitabı imiş, diğerleri kadar sarmadı beni, o yüzden önermemiştim. Tabii kitap fena değil ama diğer kitaplarından sonra biraz hafif geldi :)Önerdiğiniz kitabı merak ettim şimdi :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylağım,
Sana cevap veriyorken laf lafı açtı ve yeni bir blog yazısı haline geliverdi.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Gülçinciğim,
Uzun zamandır yazmıyordun ya da ben öyle sanıyordum. Meğer yazıyormuşsun, ne güzel!
Lahiri'yi kulübümüze öneren arkadaşımız da Dert Yorumcusu'nun üzerine okuduğu romanların onu bu ilk öyküler kadar tatmin etmediğini söylemişti.
Haklısınız. :)
Meleğin Dili'ni ilk fırsatta okumalı öyleyse. ;)