Pazartesi, Mart 16, 2015

Son haftada neler oldu; yaşananlar, hatırlananlar, görülenler...





Son hafta  günler hızlı çekimde yaşandı, bir dolu şey oldu.
En iyisi, eskiden bazen blog arkadaşlarımızı gündelik hayat akışına yetiştirmek için yaptığımız gibi, maddeler halinde akalım gitsin.

Buyrun size iki ekmek arası olan biten:

* Fox TV'de "Aşk Yeniden" isimli bir romantik komedi başladı. Dizi formatına uydurmak için bazen sarkıyor, yine de derli toplu sayılır ve de komik. Arada bakıyorum.

*Geçen hafta işte bu dizide helikopter bir binanın çatısına indi, içinden süper zengin olduğu belli bir kadın çıktı. O sırada ben manzaraya bakıp, "burası nersi" anlamaya çalışıyorum. New York sanki...

*Ertesi gün bir iş toplantısı için Levent civarında yeni yapılmış bir plazaya gidiyorum. Kapının önünde "aa, ben buraya gelmiştim, yok yaa ben burayı görmüştüm" hissi. Meğer, bir gece önce dizide gördüğüm binaya gelmişim. 

*Üst kattan bakışta önce puslu hava nedeniyle şaşkınlığa uğruyorum. Sonra anlıyorum, bu yeni İstanbul... Manzaranın  bildiğim hayranı olduğum İstanbul'la ilgisi yok, öyle yüksek yüksek binalar filan.

*Eski günleri, 8-10 sene öncesini hatırladım bir sebeple. Her zaman arabayla ve çocuklarla gittiğimiz ve sevdiğimiz bir göl kenarına gitmiştik bir defasında. Ama bu defa deniz otobüsü, minibüs ile. Karanlıkta bildiğin bir odada el yordamıyla yürümek gibiydi.

*İki gün sonra, çocukları dede-nine yanında bir kaç gün daha kalmaları için bırakmış ve yalnız dönmüştüm. Bu defa, o karanlık odada yol bulmak daha kolaydı sanki. Elinde bir mum ışığı, bir fener varmış gibi.  Ve kendini daha özgür hissetmenin hafifliği...

*Cuma gecesi DVD'de ne zamandır öylece bir kenarda duran bir filmi izledim. Never Let Me Go.
Sevdiğim yazar Kazuo Ishiguro'nun romanından uyarlanmış. Şöyle bir soru: Klonlanlanmış insanların duyguları var mıdır?

*Biraz fütürüstik, biraz pesimistik, ince, sakin, göze sokmadan duyguları anlatan bir filmdi. Sevdim.

*Haftasonunun ilk günü, çocuklar geldi gitti, yine geldi gitti, alışverişe gidildi hareketleriyle geçti. İkinci gün önemliydi, C. yeğenim YGS'ye girdi.

*Beklerken ve sonra mutfakta zaman geçirdim, bolca. Portakallı hindistancevzli kek, chocolate chip cookies, ekmek yaptım. Ekmek, o ekmek. Ilınınca köşesini kesip, az tereyağ ve karabiberle ziyafet yapıvermişim.





6 yorum:

serpil dedi ki...

Ekmek harika olmuş, resimden bile belli.
Ellerine sağlık.

Leylak Dalı dedi ki...

Ekmeğin nefis olduğuna eminim. Sözkonusu filmi izlemeden kitabını okumuştum ben, kitaptan çok etkilenmemiştim ama film beni müthiş etkilemişti, epey ağladığımı hatırlıyorum. Birkaç ay daha fazla yaşamak için çırpınışları beni çok etkilemişti.
Yiğenin sınavı iyi geçmiştir umarım, gönlünün dilediği olsun...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Serpilciğim,
Geçen hafta nohut mayalı bir ekmek yapmaya çalıştım, bunca yıldan sonra tam bir kabaramama, çökme hali yaşadım. :(
Neyse ki, bu hafta elimin ayarı iyiydi, güzel oldu. :)
Oluyor işte...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Bu sene sorular zormuş anlaşılan; sınav çıkışı morali bozuktu ama sonrası daha iyi oldu.
Filme gelince, kitabı okumadım (henüz) ve haklısın güzel film. Oyuncularıyla, yarattığı atmosferle, o genç insanların duygularının ifadesiyle, herşey çok güzel anlatılmıştı.

bilge ve annesi dedi ki...

Ekmek eminim nefis olmuştur, sınav da umarım iyi geçmiştir. Filmi ben de kitabından çok sevmiştim. Bu sene İstanbul'dan dönerken bir dolu gökdelen inşaatı gördüğümde mideme kramp girmişti. Biliyorsun ben İstanbul' u bir tek senin gibi arkadaşların fotoğraflarıyla, yorumlamalarıyla seviyorum...Benim bile içim acıdı, offf.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevdacığım,
İstanbul var ya, bunca çirkinlikten sonra bile güzel olabilmeyi başarıyor ya...
İnanılmaz!