Pazartesi, Nisan 27, 2015

Haftasonundan Kalanlar ve "LİMONATA" Filmi

Cuma gecesi zaplarken zaplarken Beyaz Show'a denk geldim. Şevval Sam'ı görünce biraz durdum, izledim. 
Derken Ali Atay'ı görünce biraz daha durdum ve böylece Ertan Saban'la tanışmış oldum. Ardından Serkan Keskin de konuklara katıldı. 
Meğer, Ali Atay ilk filmini yönetmiş, Ertan Saban ve Serkan Keskin başrollerde oynamışlar, filmin adı Limonata imiş. Onların filmle ilgili konuşmalarını, içtenlikli tavırlarını görünce, düşündüm, bu filme gidilir hatta gidilmeli.

Cumartesi hareketli bir gündü; önce iki numaralı yeğenimin doğum gününü aile arası kahvaltı üstü pasta ile kutladık. Sonra, akşam gideceğim bir düğün için kuaför, manikür faaliyetine giriştim.
Düğün karşı kıyıda şık bir otelin balo salonundaydı. Akşam trafiğinde karşıya köprüden gitmeye kalkacak kadar delirmediğim için, şık giyime filan aldırmadan metro, vapur yolunu tercih ettim. Çok iyi bir karar vermiş olduğumu düğüne karşıdan gelenlerin trafikten fenalık geçirmiş hallerini görünce anladım. 
Gelin ve damat çok hoş bir çift olmuştu, birbirlerine çok yakışıyorlar. Tören, eğlence, yemek herşey iyi, güzel, şık... Tek eleştirim, salonda değil yanındakiyle konuşmayı, kendi sesini bile duymayı engelleyen yüksek sesli müzik için. Memleketimizdeki bu yüksek sesle müzik dinleme konusu benim için çok ciddi bir sorun! Gerçekten her seferinde hasta oluyorum ve kafam bi dünya halde kendimi dışarı atıyorum.

Pazar sabahı dün geceden beri zongurdayan kafamı sakinleştirmeye çalışarak geçti. Annem ve kızımla kahvaltı yaptık, sonra annemle dışarı çıkıp biraz yürüdük ve iki gündür aklımda olan filme "Limonata"ya gittik.

Film, İstanbul Festivali'nde "Seyfi Teoman En iyi İlk Film" ödülü için yarışmıştı. Festival, sansür nedeniyle ödülsüz ve törensiz bitince, bence "Limonata" muhtemelen alacağı ödülü kaçırmış oldu. 
Derim ki, bu filmi görün ve insani coğrafi her türlü kardeşlik üzerinde biraz düşünün.

Aşağıdaki fotoğraftan sonraki satırlarda, Festival'in sitesindeki filmle ilgili özet var. Özete tıkladığınızda daha çok fotoğraf ve bilgi de bulacaksınız.




Başka kültürlerden gelen, birbirini tanımayan iki kardeşin benzerliklerini, farklılıklarını ve kavgalarını eğlenceli bir yol hikâyesiyle anlatan bir film Limonata. 
Suat, Makedonya’da yaşayan eski bir tır şoförüdür, hasta yatağında ölmeyi beklemektedir. Ölmeden önce oğlu Sakip’ten son bir isteği vardır; yıllar önce İstanbul’da imam nikâhıyla evlendiği bir kadından olan oğlunu bulup, yanına getirmesi. Sakip, varlığını yeni öğrendiği kardeşi Selim’i bulmak için Makedonya’dan İstanbul’a doğru babasının emektar arabasıyla yola çıkar. 
Ne var ki iki kardeş ilk andan itibaren asla tam olarak anlaşamaz. Selim durumu reddeder ve Makedonya’ya gitmeyi düşünmez bile. Sakip ikna edemeyeceğini anladığı kardeşini, bir gece ayakta duramayacak kadar sarhoş olmasından faydalanıp arabaya atarak kaçırır.

4 yorum:

şule dedi ki...

ya ben bu adamlara hayranım zaten. kesin gideceğim bu filme de. "mutlu ol yeter"i izliyor musun peki? tek kelimeyle muhteşem. pazar akşamlarını iple çeker oldum sayelerinde

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Mutlu Ol Yeter'i bu hafta izlemeye başladım, ilk iki bölümü özetten filan tamamladım. ;)
Çok eğlenceli! ))

şule dedi ki...

2.bölümün sonundaki türkü sahnesi nasıl :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Eskimo halk türküsü! :))