Cuma, Ekim 30, 2015

üçgenin iç açıları toplamı hipotenüsün karesine eşittir

bilmiyorum, bu önerme doğru mu?
bildiğim, bu sabah uykum erken bitince kör karanlıkta yatakta kitap okurken bu cümlenin zihnimde bir fener gibi aniden çakması...

barış bıçakçı'nın "aramızdaki en kısa mesafe" öykü/roman kitabını okuyordum. kitap bitmek üzereydi.  "bu dünyada hiçbir şey göründüğü hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi!" cümlesine ramak kalmıştı.
ondan önce bir yerlerde "üçgenin iç açıları toplamı" cümleciği geçince işte o fener ışıldadı.

barış bıçakçı'nın sade üslubuna, kısa cümlelerle derin duyguları anlatmasına hayranım.
bunun üstüne anlattığı çocukluk zamanları tanıdık bir dönem ve yerde yaşanmış olunca, anlatı daha  çekici hale geliyor ve anlatılan bir solukta okunur oluyor.

ercan kesal, "peri gazozu" ve "evvel zaman" kitaplarını derinden etkilenerek okuduğum bir yazar. 
yeni kitabı "nasipse adayız"ı duyunca aldım ve barış bıçakçı'ya okumamın arasına yerleşti, bitti hemencecik.
onun görselliği yüksek anlatımının hastasıyım, keyifle okuyorum.

kendisiyle yapılan bir röportajda diyor ki; 

"Sinemada gösterilen dünya, yönetmenin, hayatın ve zamanın içinden seçip aldığı ve ‘dondurulmuş bir zaman parçası’ gibi sunduğu bir dünyadır. Yönetmenin bilinçli tercihidir. Bu yüzden seyirciye pek özgürce hayal etme şansı tanımaz. Yönetmenin size göstermeyi tercih ettiği dünyayı izlersiniz, yani bir parça ‘mahkûm’sunuz ona. Sinema, bence bu yüzden çok daha etkileyici, kalıcı ve insan ruhunu dönüştürücüdür. Yazarken, ‘anlatmak yerine göstermeyi’ bu nedenle tercih ediyorum. Okurum, herhangi bir kahraman yerine, tam da benim anlatmak istediğim kahramanı ‘görsün’ istiyorum. Tam da benim duyurmak istediğim kokuyu duysun burnunda ya da hikâyedeki kahramanların yaşadığı duygusal devinimleri tam da onlar gibi hissetsin içinde. Benimle birlikte seyretsin hikâyenin gidişatını, bir film seyreder gibi. Bu yüzden; hayatın içinden sahici diyaloglar, bütünü tarif eden küçük ve güçlü detaylar ve bu yüzden kalemimi kamera gibi kullanma ısrarım."

tamamı burada, tık!



bugünkü havamız, bulutlu, rüzgarlı, gri...
biraz ruhumuz gibi.


2 yorum:

serpil dedi ki...

Okumadıysan Hüseyin Kıyar'ın Hisar'dan Ahmet kitabı da harika, Barış Bıçakçı tarzı..

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Teşekkürler Serpilciğim, okumadım, alayım. :)