Pazartesi, Mart 07, 2016

"KIRMIZI SAÇLI KADIN" mı "KUŞ KADIN" mı ?

Orhan Pamuk son kitapları hakkında dalgalı ruh hali ve kaygan zeminde giden görüşler içindeyim.
Emin olamıyorum, güzel bir kitap mı okuyorum yoksa bu kitabın yazarı Orhan Pamuk olmasa merak edip alır mıydım?
Bazen bir paragraf okuyorum, sırf bunun için bu kitabı okumaya değerdi diye  düşünmeme sebep olan, bazen bir sayfa okuyorum burada ne demek istiyor  diye şaşırıyorum.
Hasılı, son romanı Kırmızı Saçlı Kadın'ı almaya niyetim yoktu. Bir arkadaşım almış, beğenmiş, ödünç verdi; okudum.
Kolayca okunan, akıcı yazılmış bir roman. Ama o kadar işte, içime işleyen bir yanı olmadı doğrusu.
Aslında, iyi bir yazarın her romanı iyi olmalıdır denemez.
Biz okurlar yazarlara bir madalya verip sonra her yazdıklarının mükemmel olmasını bekliyoruz.
Bu biraz haksız bir beklenti.

Belki de Kırmızı Saçlı Kadın'dan önce okuduğum "Kuş Kadın" beni çok etkilediği için hemen ardından gelmesi onun için biraz şanssızlık oldu.



Kuş Kadın, Macar yazar Finy Petra'nın ilk romanı.
Aşağıdaki bilginin devamı  ve kitapla ilgili bir eleştiri için, lütfen tıklayınız!
Budapeşte’de 1978 yılında dünyaya gelen Petra, 2013 yılında yazmış ilk romanı Kuş Kadın’ı. Ancak edebiyat kariyeri çok daha önce başlamış. 2005 yılından bu yana şiir kitapları, çocuk masalları ve ilüstrasyonlarıyla adını çoktan duyurmuş.

Roman, bir ailedeki  üç nesil kadın ve onların anne kız, gelin kaynana ilişkileri üzerinden hikayesini anlatıyor.
Diğer yandan da doğa hakkında, doğayla bir olmak, onun içinde yaşamak hakkında anlatıyor. Doğayla ilgili gözlemler, okurken şükran duyularıyla dolduğum ve  çok etkilendiğim bölümlerdi.
Yanısıra, insan psikolojisiyle ilgili çarpıcı bağlantılar ve gözlemler de etkileyiciydi. Burada bazı notlar var, tık! 

Ayrıca belirtmeliyim ki, kitabın çevirisi de çok başarılı ve akıcı.

Seviyorum, okurken içinde kendimden parçalar bulduğum, kendimi içinde kaybettiğim, sonra tekrar bulduğum romanları.
Kuş Kadın da öyle.



8 yorum:

Işın dedi ki...

Öyle güzel yazmışsınız ki. Son cümleye bayıldım. Neden okunur sorusunun cevabı gibi. Hemen okumalıyım dedirtiyor insana. Macaristan'dan kötü yazar çıkmıyor herhalde. Yakın zamanda okuduğum "Kapı" (Magda Szabo) da çok çok güzeldi.

RECEP ÇETİNER dedi ki...

Merhabalar, bloğunu yeni keşfettim ve keyifle okumaya koyuldum. Sizi de beklerim > Recep Çetiner

hafif abi dedi ki...

buyurun bi de buradan yakın çavdar teyzem. hatıram olsun :)http://musiciswindofmysoul.tumblr.com/

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Işıncığım,
Sizin böyle arada sırada yorum yazmanız beni çok sevindiriyor. Eski bir arkadaşım aniden misafirliğe gelmiş gibi mutlu oluyorum.
Magda Szabo'nun Kapı'sından yapılmış filmi seyretmiştim, çok güzeldi. Okuması ayrı zevkli olmalı. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Recep Bey,
Blogu beğenmenize sevindim. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Abiciğim,
Ne güzel bir köşecikte ne güzel müzikler dinliyormuşsunuz meğerse.
İzliyorum. :)

Işın dedi ki...

Çok mutlu etti bu yorum beni. Aslında iyi bir takipçi ama kötü bir yorumcuyum sanırım. Daha sık ses vereyim o zaman.

Sevgiler,

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ne iyi olur Işıncığım.
Son zamanlarda blog yazışmaları azaldı, biraz canlılık gelir. :)