Pazartesi, Mart 14, 2016

martın onüçüydü

sabah uyandım, 
her ihtimale karşı saati kurmuştum, saatten önce uyandım,
ev içinde biraz dolaştım, jaluzileri perdeleri açtım,
kızıma sordum, saat yedi buçuk oldu  kalkacak mısın
bütün gece hiç uyuyamadım, kalbim çarptı durdu, saati kurmuştum ben, bırak biraz daha uyuycam, dedi
içim sıkıştı, keşke uykun kaçarsa uyandır beni deseydim, yatmadan önce
mutfağa gittim, çay suyunu ocağa koydum, kahvaltıyı hazırlamaya başladım
oğlumu uyandırdım,  sabah şoförlük yapmak için gece misafir kalmıştı,
kızımın yanına gittim, söylenerek, asık suratla, mutsuz kalktı
sekize doğru duşa girdi, gecikeceksin saçını yıkama hiç değilse dedim,
demez olsaydım, kızdı, söylendi -çemkirdi diyelim- tutamadım kendimi söylendim,
vayy, sınav sabahı nasıl bağırırsın, çekil git, bırak beni haykırmalarının peşinden bir ağlama sesi geldi,
ahh dedim kendi kendime, sersem kafam tutamadın şu dilini,
bereket abi evde, kahvaltı yapıp evden çıkanadek geçen soğuk savaş süresi  sayesinde atlatılabildi, 
yine sayesinde okula ulaşım, oradaki bekleme süresi sakin geçti,
öğrencileri içeri almaya başladılar, dönüp arkasına bile bakmayan civcivimin merdivenlerden çıkışını, kapıda kayboluşunu içimden dualar okuyarak gözledim,
biraz daha bahçede oyalanıyorduk, abi kardeşin,
suyunu unuttuğunu farketti,
kapıdaki kalabalık azalmıştı, görevlilere yanaşıp sordum, suyu içeri gönderebilir miyim
orta yaşlı bir görevli, nerede girecek ben bırakayım dedi,
üçüncü katta merdivenin başındaki sınıf dedim,
bekledim, 
meğer o sınıf değilmiş, neyse bulunmuş, 
suyu ulaştı haberini aldım, minnettar oldum o iyi insana,
eve döndük, 
bekledik, 
zaman geçti, 
sınav bitti,
abi aldı gidip,
telefonda sordum nasılmış sınav, 
zormuş,
teyzesinde buluştuk,
surat asık, konuşmuyor hiç 
ancak bir süre kuzenlerle konuşmaya başladı, sonra bizimle
biraz yemek yedi, biraz uyudu,
yavaş yavaş kendine geldi,
arkadaşlarıyla haberleşti, öğretmenleriyle,
zor sınav iyidir dediler,
bilen öğrenci zoru kolayı ayırteder dediler,
akşama doğru eve döndük,
hayatın bir günü de böyle geçti, işte


sonra akşam televizyona bakasım tuttu, elbet öğrenecektim bakmasam da, evine ocağına ateş düşenleri gördüm, içim parçalandı, ne için mücadele ediyoruz biz, hayatlar nasıl da yok pahasına ne kadar fazla ziyan oluyor böyle.

oysa, akşamüstü artık  duyguların sakinleştiği bir anda çay içer ve pencereden bakarken ardarda iki leylek sürüsünün geçtiğini görmüş ve çocuk gibi ne çok sevinmiştim...


2 yorum:

şule dedi ki...

dilediği yaşamı ona aralayan bir sınav olsun bu. gelmiş, geçmiş olsun. ikinci sınavı da atlatın sonra seni tutabileceğimizi zannetmiyorum zaten :)
ankara'daki patlama ise hepimizi yaraladı sanki. kırık dökük ilerlemeye çalışıyoruz ne zamandır...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şuleciğim,
Sonuçları aldı bile, zaman hızla akıyor. Bence, amacına uygun yolda iyi gelişmeler var. Olan bitenler için söylenecek şey az... Umarım, yaşamlarımız iyilikle gelişir.