Pazartesi, Haziran 19, 2017

BODRUM BODRUM

Geçen hafta kırk çarşamba bir araya geldi, her şey bir arada oldu ve bitti.
Kızımı okuldan yaz tatili için alıp,  eşya taşıyıp döndükten sonra, bir faaliyettir başladı. Önce çamaşırlar yıkandı sırayla -henüz bitmiş değil tamamı- sonra annem baş dönmesinden şikayet eder oldu. Tansiyonu fena değil, ne oluyor acaba derken baş dönmesine mide bulantısı da katıldı.
Tam o günlerde dayım ve torunu Fransa'ya dönecekler, hazırlıklar yapılıyor. Teyzeme guatr için testler yapılıyor. Kardeşimin misafiri var, işi başından aşmış, filan falan...

Çarşamba günü, annem ayakta durduğu an yalpalamaya başlayınca, kızımla  güç halle taksiye bindirip yürüme mesafesindeki hastaneye gittik. Kulak Burun Boğaz uzmanı muayenesinden sonra baş dönmesi (vertigo) için durumu sakinleştirici ilaç verdi ve baş dönmesi geçince yapılacak bir kaç tetkik istedi. İlaçları aklınca annem destekle yürüyebildi ve gece onu oğlumla birlikte kardeşime götürebildik.



Şimdi diyeceksiniz ki, hasta kadını yerinden oynatmanıza ne gerek var?
Perşembe sabahı tatil için yola çıkacaktık.
İki sene önce Cunda'ya gitmiştik çocuklarla, ondan beridir birlikte deniz tatili yapamamıştık. Bir ay öncesinden erken rezervasyon fırsatını değerlendirip üç gecelik bir Bodrum tatili almıştım.
Neyse ki, iki kız kardeşiz ve annemin sağlığı başta olmak üzere her konuda birbirimize destek olabiliyoruz.

Sabah erkenden yola çıktık, online check-in yaptırmış olmama rağmen bitmeyen ilerlemeyen bir kuyruk nedeniyle uçağı kaçırmaya ramak kaldı ve sonunda koşa koşa son yolcular olarak uçağa binebildik.




Bodrum bizi sevgiyle bağrına bastı.
Aa! Şaka yapmıyorum; havanın güzelliğine, denizin parlaklığına, bulutların şekillerine bakar mısınız?

Tam dinlenme tatili oldu, hakkını verdik yan gelip yatmanın doğrusu.
Çocuklar da okul yılında yorulmuştu, ben de ilk emeklilik senemde doğrusu çalışma hayatına eşit yoruldum sayılır.
Üç gün boyunca, günde beş defa denize girmek, bu öğlen ne yesek, midyeci geldi mi, akşama balık mı meze mi sorularıyla haşır neşir olmak, yürüyüş yapmak ve kitap okumak dışında pek az şey yaptık.



O "pek az şey"den bir tanesi, baharda Bodrum'a taşınmış eski ama eskimeyen bir dostun doğum gününü kutlamak oldu.
Bebekliklerini bildiği çocuklarım M.'nin doğum günü için bizim koya gelmesini sevinçle karşıladılar. Üstelik M. yalnız gelmedi, eski yeni Bodrum'lu bir kaç arkadaşını da getirdi ve bol sohbetli kahkahalı güzel bir akşam ve kutlama oldu.
Oteldeki son sabah, son sıralarda Bodrum Masalı'nda daha önce Hırsız Polis'te hiç kaçırmadan izlediğim ve ilk filminden beri hayran olduğum Timuçin Esen'le yan yana masalarda kahvaltı yapmak da, çocuklar  benim bu merakımla eğlense de, ayrıca hatırlanacak anı oldu.





Deniz tatilinde olmanın en güzel tarafı, bence, akşam inerken doğrudan güneşin denize değdiği bir gün batımını seyredemesem de, denizde, gökyüzünde ve etraftaki nesnelerdeki değişimleri izlemek, çevredeki sesleri dinlemek.
İşte böyle...

4 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Hakikaten 9 ayın çarşambası olmuş ama sonu iyi gelmiş, içinize sinsin. Annene geçmiş olsun, vertigo berbat bir şeydir, çok yaşadım bilirim. Yaşam kalitesini bozar, tez zamanda sağlığına kavuşur inşallah. Kulak kristalleri oynamış olabilir.
Sevgiyle...

Ecehan dedi ki...

Bodrum'u sevgiyle anlatmanıza çok sevindim... Annenize geçmiş olsun, yine bekleriz dingin Bodrumumuza... ;-)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Aradan geçen zamanda sıkıntılar biraz hal yoluna girdi, şükür.
Sana da şifa dilerim.
Sevgiler. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ecehan merhaba,
Bodrum'a tekrar tekrar gelmek arzusundayım, ben de. :)
Annem için teşekkürler.