Salı, Ekim 24, 2017

"KAPI ÇALANA AÇILIR"

Nakkaştepe'deki Abdülmecid Efendi Köşkü'nün adını Bienal'den önce duymamıştım.
İçinde bulunduğu koruyu çevreleyen yüksek duvarların önünden yüzlerce defa geçmişliğim vardır; bazen trafikten kaçan bir dolmuşun içinde, bazen boğaz yoluna çıkmaya çalışırken ve son senelerde kardeşimin evine giderken ve her defasında orada yaşamış olanların ne kadar şanslı olduğunu düşünerek...
Bir kaç hafta önce Bienal'e paralel ilginç bir sergiye ev sahipliği yapan bir köşkten söz edilir ve yeri tarif edilmeye çalışılır olunca, "aa, orası mıymış?!" demiştim.
Tam da birkaç arkadaş gitmeye karar vermiştik ki, bazı densizlerin sergiyi hedef gösterdiği ve başkalarının da o hedefe saldırmaya çalıştığı haberleri geldi.
Bugün öğleden sonra sergiye gittiğimizde kapıda kuyruk vardı. Ciddi bir güvenlik düzenlemesi yapılmıştı ve dış kapıda, iç bahçede sabırla bekleyerek köşke girdikten sonra içerdeki sergiyi  gezdik.




Sergi kitapçığında, "ziyaretçi köşkten içeri adım atar atmaz, zamanda donmuş ama buna rağmen adeta devinim halindeki bir paralel evrenle karşılaşıyor" derken, yukardaki resimde üst salonda tanık olduğum anı mı kastetmemişti, herhalde. Ama, ben buraya bakarken, tavandaki muhteşem avize ve süslemeler altında, çağdaş sanatın ilginç eserlerini izleyen insanların devinimlerinde o eserlerin suretini gördüm bir an.

"Sergideki yapıtlar insan ve hayvan, canlı ve ölü, canavar ve melek, hareket ve durağanlık arasındaki ilişkilere odaklanıyor"

Duvardaki tablolar, soldan sağa Alexandro Metallo Gibert ve Taner Ceylan'a ait. Ortadaki heykeller Yaşam Şaşmazer ve Franz Xaver Seegen'in eserleri.



Serginin yanısıra, o hayran kaldığım köşkte bulunmak, bahçesinde gezinmek, kadraja sığdıramadığım süslemeleri seyretmek ayrıca etkileyiciydi.




İşte size, "çalana açılacak" bir başka kapı ve yanıbaşındaki Anıl Saldıran'a ait tablolar.

Bienal süresince bu sergiyi görebilir ve o mücevher binanın, bahçenin verdiği güzel duyguları yaşayabilirsiniz.

2 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Valla bunu kim gezse kıskanıyorum :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Valla Leylakcığım,
Ben becerip Antalya'ya gelemedim, bari sen İstanbul'a gel de sergi sergi gezelim.
:)