Cuma, Ekim 13, 2017

SAHİLDE

Sevgili Blog,

Ajandama bakarsak, bugün ve yarın fırtına var; Meryemana ve Mihrican/Bağbozumu fırtınaları.
Bugünkü hava öyle latif öyle şurup gibiydi ki, fırtına bilgisi havaya karıştı, adeta. Gerçi, meteoroloji de yarına fırtına diyor ya, dur bakalım.

Bu sabahki ev ve alışveriş işlerini ardı ardına halledip, önce bir sinemalara bakındım ama sonra iç sesimin "böyle havayı nereden bulacaksın, at kendini sahile" sözünü dinledim ve Suadiye'ye yürüdüm.
Önce bir kahve molası verip, sabahın yorgunluğunu çıkardım  güzelce.



Sonra deniz kenarına indim, uzun uzun yürüdüm. Bankta oturup denizi, uzakları seyrettim.
Güneş ısıtıyor ama yakmıyor.
Hafif bir esinti varla yok arası.
Hava pırıl pırıl açık.
Ağaçlar ve çimenler henüz yeşil.
Kediler mırıl mırıl, martılar bahtiyar.
Yürüyenler, bisiklete binenler, paten kayanlar, sohbet edenler, çay içenler ve yine yürüyenler...



Devam ettim, mendireğin yanındaki tekne çekek yerini geçtim. Biraz ilerideki saklı cennete küçük plaja geldim.
Burası, deniz kenarındaki küçük bir sahil kasabasından alınıp buraya monte edilmiş gibi.
Uygun bir açıyla oturunca arkadaki yüksek binaları görmüyorsunuz, daha yukarıda kalan yolun sesini etraftaki ağaçlar bitkiler kesiyor. Böylece, kendinizi sayfiye yerinde sahilde bir çay bahçesinde hissedebiliyorsunuz -ki, eskiden burası zaten şehrin sayfiyesinin sahili imiş! 
Eh işte, biraz hayal gücünün yardımıyla bir çay içimi süresince tatilde olduğunu sanmak, yine de güzel.

Hiç yorum yok: