Cuma, Aralık 22, 2017

pazar yeri, zaman geçerken "günden kalanlar"

bugün mahallemizin pazarı var.
şanslıyız, evimiz pazarın arka sokağında, alış veriş yapınca taşımak kolay oluyor.
yine de abartıp ondan bir bundan yarım derken bir dolu zerzevat alınca kollar sarkarak, omuz gerilerek taşınıyor o torbalar. 
dün akşam omuzum tutulunca, pazarda taşıma işleri iyice sarpa saracaktı.
neyse ki oğlum  yardım etmek için geldi ve "artık bir pazar arabası alsan daha iyi olmaz mı" dedi ki, haklı. "evde arabayı nereye koyacağım sonra, üff" itirazıyla savsaklamaktan vazgeçtim sonunda.
aldık bir araba, onunla taşıdık bugünkü alışverişimizi. 

iki gün önce kazuo işiguro'nun "günden kalanlar"ını 23 seneden sonra tekrar okudum.
dün de filmini seyrettim. filmi ne zaman seyretmiştim hatırlayamıyorum, en az 20 sene olmalı, ya da belki önce filmi seyrettim sonra kitabı okudum?
romanı yine sevdim,  ancak bu defa daha okurken geçen defadan farklı olarak, yazarın bakış açısının daha kötümser olduğu düşüncesi ağır bastı.
belki de günden kalanlar'dan önce daha önce yazdığı romanı "uzak tepeler"i okuyup onun  savaş sonrası nagazaki'yi anlatan havasından etkilendiğim için böyle düşündüm. bilemiyorum.
filmden bu defa daha az etkilendim. muhtemelen, romanda bizim hayal gücümüze bırakılan ve altı çok fazla çizilmeyen durumların ve konuların açıklama yapar gibi anlatılmasından olacak.
oysa oyuncular ne kadar etkileyici ve güzel oynamışlar baş uşağı ve kâhyayı, anthony hopkins ve emma thompson..



1, 2, 3, 4 çınar yaprağı, 
geçen zamandan,
artık toprğa kavuşmuş olmalılar.

2 yorum:

hafif abi dedi ki...

çavdar teyzem, bu yazarın bir kitabı vardır ki dokunanı yakar. okumadıysanız okumanızı isterim "beni asla bırakma"yı. göğsünüzün tam ortasına bir kaya oturacak. kendinize gelemeyeceksiniz.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Abiciğim,
Kitabı okumadım, filmini seyrettim, kitabı okumak aklımdaydı. Siz de söylediğinize göre, ilk fırsatta o vakit...