Pazar, Mayıs 13, 2018

KÜBA GÜNLÜĞÜ - 2

Yolculuğun 3. Havana'ya ulaşmamızın 2. günü, otelde kahvaltı faaliyetiyle başlıyor gün.
Yine sabah erkenden yola dökülüyoruz; erken kalkan yol alırmış!



Vinales vadisindeki mogote adı verilen kalkerli tepeler, önce azıcık çiçeği kalmış flamboyan ağaçları 

Alçak tepelerin, yemyeşil vadilerin arasından geçip Vinales Vadisine doğru yol alıyoruz. 
UNESCO tarafından dünya mirası listesine alınmış vadide nefis manzaralar izliyoruz. Bu bölgede Küba'nın en kaliteli purolarının üretildiği tütünler yetiştiriliyor.




Vinales vadisinde şeker kamışı suyu çıkarıp satan çiftçi

Öğle yemeği molası yine müzik eşliğinde.
Yemekte tavuk, pirinç, siyah küçük fasulye ve salata var. yemek üstüne guave meyvesinden yapılmış bir pelte ve üstüne Küba kahvesi.



Cueva del İndio mağarası içinden geçen nehirdeki tekne gezisinden sonra, gün ışığına çıkarken

Vadinin içindeki mogote tepelerinin arasındaki bir mağaraya giriyoruz, mağaranın içinden nehir akıyor. Suyun üzerinde motorlarla gezip, mağaranın diğer tarafından çıkıyoruz.





Vinales vadisinde tütün yetiştirilen bir çiftliği ziyaretten; tütün kurutulan özel yapı sağda, solda bu yöreye özgü sert ve uzun gövdeli  palmiye ağacı

Tütün üreticileri ürettikleri tütünü devlete satıyorlar, az bir miktarını kendilerine ayırıp, içecekleri puroları kendileri sarıyorlar. Bu puroların bir miktarının el altından satılmasına da göz yumuluyormuş. 
Yukarıda görülen özel tütün kurutma kulübesini gezdik, çiftçi bize tütünün nasıl kurutulduğunu kesildiğini, sarıldığını gösterdi. Evin bahçesinde rahat rahat dolaştık, tur arkadaşlarım çiftçi ve karısıyla fotoğraf çektirirlerken, kendi adıma daha ilginç bulduğum ve her köşeden fışkıran renkli çiçekleri izledim.





Los Jasminos yakınlarında, Leovigildo Gonzales tarafından yapılmış devasa duvar resmi, Mural de la Prehistoria

Bu resimdeki canlı renkli boyalar, zaman içinde yağmur ve rüzgar sonucu soluyormuş, o zaman yeniden boyanıp canlanması sağlanıyormuş.
Dönüş yolu molasında yine canlı müzik var, bu defa orkestrada kadın üyeler çoğunlukta ve izleyenlere dans etmeyi de öğretiyorlar.




Gece, yemek sonrası dolunay seyri ve  Palaza Vecchio'da gezinti

Otele dönüp biraz dinlendikten sonra, yemek için eski şehir tarafına gidiyoruz. Plaza Vecchio, tam eski usul bir İspanyol meydanı görünümünde, liman tarafından meydana girerken kendimi Endülüs gezisinde dolaştığım eski İspanyol şehirlerinde gibi hissediyorum.
Gece, otele yakın müzik kulübündeki sesler geceyarısından sonraya kadar devam ediyor.




Florida Körfezinde deniz sefası, Playas del Este'de az uzaktan geçen balıkçı teknesini seyrederek denize girenler

Bugün plaj keyfi yapacağız. Kahvaltıdan sonra toparlanıp yola çıkıyoruz, Havana'ya 40 km uzaktaki güzelim kumsallı plaja gidiyoruz. Deniz ılık, hafif dalgalı, su berrak, plaj müzik dinleyen şakalaşıp eğlenen gençlerle dolu. Tam bizdeki gibi, arada sırada yiyecek satıcıları da geçiyor.
Öğle yemeğini plaja yakın bir lokantada yedikten sonra şehre dönüyoruz. 



Bizim otelle kesişen cadde üzerinden otelin görünüşü

Biraz dinlenip akşamüstü yakınımızdaki ünlü National otele gidiyoruz.
Otelin bahçesinde tavuskuşları dolaşıyor, devrim öncesinin zenginliği ve gösterişi turistler için devam ettiriliyor. Otel yakın zamanda ulusal anıt ilan edilmiş. 
Bahçede pinacolada içip manzara seyrediyoruz.




Buenavista Social Clup tarzı müzik yapılan  konserin binanın girişindeki afişi

Akşam yemeğinden sonra otobüse binip şehrin eski bölümünde yer alan büyük avlulu, açık tavanlı, kocaman bir eski binaya konser dinlemeye gidiyoruz.
Pek çok eski tüfek sanatçı sırayla çıkıp şarkı söylüyor, dinleyiciyi coşturuyor. Gün boyu o kadar yorulmuşum ki, dönüşte otobüste uyukluyorum.




4 yorum:

Oytunla Hayat dedi ki...

Özel Küba purolarının kadınlar tarafından bacaklarında tek tek sarıldığını söylerlerdi eskiden. Hâlâ var mı çok merak ettim..

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şebnemciğim,
Purolar gerçekten tek tek elle sarılıyorlar, gördüğümüz fabrikada kadın işçiler çoğunlukta idi. Ancak bacakta sarma kısmı efsane! Tütün balyalarını ayıklayıp sarılmaya hazır hale getirirlerken, tütünü kucaklarında önlüklerinin üzerine koyuyorlar. Belki söylentinin çıkış kaynağı bu işlemdir ?

Oytunla Hayat dedi ki...

Bak şimdi ben buna çok güldüm, iyi bir efsane yaratmışlar :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aslında bu tür efsaneler turistik cazibeyi artırıyor belki de.
Bir de Kübalıların gelir kaynakları sınırlı; puro, rom, şeker kamışı ve turizm. Eh, olur o kadarcık. ;)