Çarşamba, Aralık 05, 2018

sessizliğin sesi değil, sound of silence

üniversitede olduğum senelerde olmalı, elimde bir kaset, dön dolaş onu dinliyorum.
ikiliyle ilk tanışıklık daha önceydi, mutlaka.
acaba, trt 3'de atilla dorsay'ın film müzikleri programında mrs. robinson'ın çalınmasıyla mıydı?
belki de televizyonda, yeri yerinden oynatan central park konserlerindeki sound of silence'ı izlediğimdeydi...

dün akşamüstü youtube'da karşıma çıktı, uzun zaman sonra, aniden.
ilk dinleyişimde, ne kadar naiflermiş dedim kendime.
bir defa daha dinledim; bütün sözler, tınılar, esler aklımda imiş, meğer.
nasıl işlemişse zihnime, ruhuma...
en ama en çok sevdiğim muhteşem "sound of silence" mı, her dinlediğimde içimin kabardığı "bridge over troubled water" mı,  minik mücevher "scarborough fair" mi, muzip nakaratlı "mrs. robinson" mu, melodisine bayıldığım "el condor pasa" mı ayırt etmesi çok zor.




bin kere dinlemişimdir o kaseti bir zamanlar.
zaman aktı, uçtu ve şimdi bir çekmecenin köşesinde, eski fotoğraf albümlerinin üst rafında öylece durup duruyor.

5 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Seni en iyi ben anlarım Simon and Garfunkel konusunda, malum yaş ve kemale erme durumları, ama kimseye söylemeyelim :))))

serpil dedi ki...

Ah ne çok severim,hey gidi günler, dinleyeyim şimdi biraz.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Evet, sır gibi bişey bu hallerimiz! :-)
Öpüyorum yanaklarından. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Serpilciğim,
Eski şarkıları dinlemek genellikle keyifli oluyor, ancak üzerine çok anı yüklenmiş şarkılara rastlarsan, yandın! :))
Sevgiler.

serpil dedi ki...

O kadar çok anı yüklü ki, şarkılarda, sokaklarda, her yerde ..