Cumartesi, Temmuz 18, 2026

GEÇMİŞE MEKTUPLAR 6 - "Son Mektup"

 Blog ahalisi olarak birlikte geçmişe mektuplar yazma denemesinde bu defa biraz kaytarır gibiyim. Niyet ediyorum, ama denk gelemiyorum, okuyorum ama yazamıyorum, biraz sinemaki* bir ruh hali...

*Sinameki neymiş, yine ne yumurtladı bu kadın derseniz, bu defa boş geçmiyorum, hemen açıklayayım. Sinameki aslında bir bitki, çiçeklerinden yapılan çay barsak rahatlatıcı, gaz veya kabızlık giderici olarak kullanılıyor. Bir de argo kullanımı var, orada daha çok " mızmız, ne karar vereceğini bilemeyen veya kendi kabuğuna çekilmiş kimse" anlamında kullanılır, bknz. yukarıdaki ruh hali tanımım.

Hazır bu sabahın sakin bir anını yakalamışken, bilgisayarın başına oturmuşken, bakalım neymiş mektuplarla derdim.

On sene öncesine dek sık sık mektup yazardım. Haklısınız, on sene önce artık posta ile mektup göndermek çok azalmıştı, artık e posta kullanılmaya başlamıştı. Ben ve benim gibiler eski alışkanlıkla kalemle mektup yazar gibi bilgisayardan gönderilen postalarla mektuplaşırdık. Sonra whatsapp ve benzeri aplikasyonlar çıktı ve mektup yazmak yerine anlık iki üç cümle yazmak benimsendi.
Nasılsın? İyidir!
Sen nasılsın? İyi ben de!
Gerçekten neler oluyor hayatlarımızda, ne düşünüyoruz, ne hissediyoruz, belli olamayan kısa sözcükler serisi.

O yıllarda, kardeşim yatılı olarak İstanbul'da ortaokula başladığında, ben üniversite için İstanbul'a gittiğimde, annemle babamla haftada bir telefonla ancak o da kısaca konuşurduk, ama uzun uzun mektuplaşırdık.
Çocuklarımız şehir dışına veya yurt dışına gittiğinde artık mesaj dönemi başlamıştı, ardından görüntülü konuşmalar başladı ve elimiz değil mektup yazarak göndermeye, e posta yazmaya bile gitmedi. 
Çekmecedeki mektupların hepsi bizim ailemize, arkadaşlarımıza, sevgilimize yazdıklarımız ve aldıklarımız. Çocuklarımız okulda derste ödev olarak mektup yazmışlarsa, bir de onlar var, işte.

Çok sevdiğim bir arkadaşım var, gençliğimizde sevgilisinden ayrıldığında ona Yıldırım Gürses'in şarkısındaki gibi bir "son mektup" yazardı.
O mektup adeta ilişkinin özeti gibi olurdu; ne oldu, ne yaşandı, ne olmadı, öyleyse yolun açık olsun konulu. Biz önceleri bu son mektup konseptine gülümseyerek bakardık, sonradan anladık ve psikologların önerileriyle öğrendik ki, önüne bakmak yoluna devam etmek için, son mektup yazmak yapılması gereken en doğru eylem.



Arkadaşımın "son mektup" fikrini sonraları  ben de benimsedim, bir kaç kez son mektup yazdım, gönderdim. Sadece biten  gönül ilişkisinin ardından değil, biten arkadaşlığın ardından ya da ebeveynlerle yapılamamış hesaplaşmaları temize çekmek için mektup yazmak en iyi yol düşüncesindeyim.

Yukarıdaki şiir mektup okunduğunda henüz son mektup yazılmamış ve okunmamıştı.

4 yorum:

  1. ne kadar güzel bir şeymiş bu son mektup olayı. düşündüm, ben ki mektup yazmayı pek çok severim, biten ilişkilerin ardından hiç mektup yazmadım oysa iyi olurmuş, yazsam. "bundan sonra yazarım" demek istemiyorum, zira bundan sonra son mektubu gerektirmesin hiç bir ilişkim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aman aman! Şimdiye kadar yazmamışsın, bundan sonra yazma canikom. <3
      İşin aslı, o son mektup hem yazan için hem de -anlarsa- yazılan için iyi bir özet oluyor. :)

      Sil
  2. Son mektubu
    Yazarken ben
    Saadetler di li yo rum.. :)
    Kaytarma kısmında haklısınız, bu sefer içerik (ve dahi dönem) biraz ağır oldu, ben de istediğim rutin ve içerikte bulamıyorum kendimi.
    Sinameki halde yalnız değilsiniz.
    Benim yazılarım biraz böyle son mektuplardan oluştu, gönderilmeyen ama kendi içimde kapanışı yapan. Boşaltıp hafifleten son mektuplara selam..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet evet, yazılınca hafiflik verirse, son mektup amacına ulaşmış oluyor ve bir sayfa güzelce kapanıyor. :)
      gerçekten öyle, gündem hepimizi serseme çevirdi, gökyüzü ağır mı ağır. Hayırlara çıkması dileğiyle diyelim. :)

      Sil

Hoşgeldiniz!