Perşembe, Kasım 08, 2018

PİTTOSPORUM TOBİRA


İnci çiçeği diye biliyordum, anlaşılan o değil.
Bir iki yerde yıldız çiçeği yazıyor, ama bu ismi kullanıp yaygın olarak bilinen yıldız çiçeğiyle karıştırılmasına gerek yok.
Latincesinin dile gelişi nisbeten kolay, pittosporum demek en iyisi.
Çalı formunda bir ağaç, Nisan Mayıs aylarında nefis kokulu çiçekler açıyor, bu mevsimde Ekim Kasım gibi tohumlaşıyor.
Nefis kokuyor dediysem, sözün gelişi değil. Portakal çiçeği, gardenya, manolya dokunuşlu, uzaklardan bile duyulan zarif bir koku.
Bugün, tohumunun içindeki çekirdeğin açılmış halini gördüm. Mercan parlaklığında bir cazibe kaynağı.
Aman ha! Doğada parlak kırmızıya temkinli yaklaşın, bu tohum taneleri de zehirliymiş.
Ne ilginç değil mi?
Mis gibi kokan inci tanesi çiçekler, can alıcı zehirli kırmızı tohumlara dönüşüyor!
Doğanın bir bildiği vardır elbet...



Soldaki çiçekli hali internetteki açık bir kaynaktan, sağdaki tohum halini bugün bizim mahalledeki koca ağaçta gördüm, çektim.

Pazartesi, Kasım 05, 2018

SONBAHAR'DA YEDİGÖLLER

Eminim son günlerde yüzlerce Yedigöller fotoğrafı görmüşsünüzdür, çünkü tam zamanı.
Yapraklar kızardı, sarardı bir yana kahverenginin tonları bu kadar çok mu diyor insan.
Üstelik erken gelen bir pastırma yazıyla güzel giden hava durumu havadaki ışığın da nefis olmasını sağladı.
Bir süredir aklımızda olan Yedigöller gezisi için önümüze bir fırsat çıkınca kaçırmayalım dedik ve cumartesi sabah gün aydınlanmadan yola çıktık.
Bilemezdik ki, bizim gibi düşünen otobüsler ve arabalar dolusu insanla birlikte doluştuğumuz Yedigöller'de, sakin ve huzurlu doğa yerine pazar yeri kalabalığına düşecekmişiz.



Diyeceğim şu; yukarıdaki yay biçimini almış ağacı yalnız başına fotoğraflayabilmek için beş dakika bekledim, ortalığı kolaçan ettim.
Eminim, o sırada Sultanahmet Meydanı daha tenha idi.

Doğal olarak, o kadar kalabalık dar bir yoldan sınırlı bir geçişle aynı yere gitmeye kalkınca trafik tıkandı, mangal başlarında acayip kuyruklar oldu, tuvaletler yetersizdi, vs. vs.
Yedi gölleri mutlaka görmek istiyorsanız, hafta içi gitmenizi öneririm. Diğer önerim de gece yakın başka bir yerde kalarak bu geziyi yapmanız, özellikle İstanbul'dan günübirlik gitmek akıl kârı değil, yol uzun, yolculuk zorlu hale geliyor.




Yine de müthiş renkler ve nefis ağaçlar gördüğüm, kalabalığın olmadığı yerlerde toprak kokusunu içime çekebildiğim ve nefis bir kuru yaprak yağmuruna tanık olabildiğim için mutluyum.

Perşembe, Kasım 01, 2018

Kaçırmak üzereyken sergi yakalamak...


...diyeceğim o ki, günler çabucak geçiyor.
Bir serginin açılacağını ya da açıldığını duyuyorum, elimi çabuk tutup hemen gitmezsem bir de bakıyorum bitiyor.
E, hani daha dün açılmıştı? 
Neyse bu defa, bitmesine az kalmış güzel bir sergiyi ucundan yakaladım.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ)  “Arkas Koleksiyonunda Post-Empresyonizm” sergisi açtı.
Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi'nin 5 Kubbe Salonu'ndaki sergi göze ve ruha ziyafet veriyordu.
Umarım, siz de kaçırmayıp yakalamışsınızdır.




Çarşamba, Ekim 31, 2018

BOYA BADANA İŞLERİ

Neyse! Sonunda geçti gitti.
Gözümde koca bir dağdı; evin badana yapılması, kapı çerçevelerin boyanması.
Ertele ertele... nereye kadar?
Önce kendime cesaret verdim, içsel konuşmalar yaptım, ardından derin bir nefes aldım ve işe giriştim.
Denenmiş, tavsiye edilen bir usta bulunca, işler kendiliğinden düz gitmeye başladı.
Bir hafta kadar biraz her şey ayakta bir gündelik hayat sürdürdüysem de, sonunda işler bitince sıkıntısı unutuldu.
Gerçi halen daha evin içindeki yağlı boya kokusu hissediliyor, ama o kadar kusur kadı kızında da olur artık.




Çarşamba, Ekim 24, 2018

AĞLARIN ARDINDA 60 YIL

Tee fakülteden beri arkadaşım Serpil. 
Babası İsmet Gümüşdere, zamanın usta spor fotoğrafçısı, emekli olduktan sonra çekmeyi sürdürdüğü fotoğraflarla fotoğraf sanatçısı.
20 yaşında iken foto muhabirliğine başlamış, "ağları delen gol" fotoğrafıyla ustalığını kanıtlamış ve emekli olduktan sonra da doğa fotoğrafları çekerek sergiler açmış, kitap yayınlamıştı.
Hukuk okuyup, yıllarca çöp adam bile çizmemiş olan arkadaşım, babacığının vefatından sonra resim yapmaya başladı. Emekli olduktan sonra artık hobi olarak değil, ciddiyetle ilgilendi resimle; atölye çalışmaları sürdürdü, sergilere katıldı.
Şimdi baba kız aynı sergide, bir aradalar.



İsmet amcanın çektiği fotoğraflarda, çocukluğumun yıllarındaki sevdiğim futbolcuların yan yana dostluk içindeki duruşlarını hayranlıkla izledim.
Ezeli rekabet diye söyleyip duranlar  şu yukarıdaki fotoğraftaki dostluğa ne der acaba?
Metin Oktay ve Lefter Küçükandonyadis soyunma odasında sohbet ederken  keyfi yerinde durmuyorlar mı?




Bir de şu var, yine bir ezeli rekabet maçından sonra olmalı; Metin Oktay ve Can Bartu forma değiştirmişler. Yüzlerindeki ciddiyet, işini yapmış olmanın keyfini yansıtıyor, bence.




Arkadaşımın resimlerinden de bir tane alarak, sizi sergiye davet edeyim.
Sergi, Sultanahmet Cağaloğlu arasında cadde üzerinde Basın Müzesi'nin sergi salonlarında, 9 Kasım'a kadar gezilebilir.
Oraya kadar gitmişken bir Sultanahmet köftecisi öğünü bonus olur, üstelik.