Cuma, Mart 13, 2026

RESET - 9 : Güllaç Yufkasından Tava Böreği

Dün akşamüstü kaç zamandır aklımda olan bir börek yaptım. Nedir o derseniz, güllaç yufkasından peynirli tava böreği. 
Sanırım ilk kez bu börek tarifini Refika Birgül'ün kitabında görmüştüm. O zamandan beri denemek kısmet olmamıştı. Hazır evde güllaç yufkası varken denedim, sonuç çok leziz oldu.

Özellikle her Ramazan ayında bolca yapılan sütlü tatlımız güllacın ana malzemesi olan güllaç yufkası, aslında mısır veya buğday nişastasıyla ile suyun karıştırılıp incecik pişirilmesiyle elde ediliyor. 
Bazen pirinç nişastası ile de yapılabiliyor, bildiğim kadarıyla bu şekli daha çok Japon mutfağında yaygın.
 
Şekerli sütle ıslatılarak içine konulan cevizle sarılan güllaç bu defa nasıl tava böreği oldu derseniz, işte şöyle oldu:

2 yumurtaya yarım çay bardağı zeytinyağı  ve 1 su bardağı süt ekledim, çırptım.
Bir tavanın dibini yağladım.
Sütlü karışımı yayvan bir kaba aldım ve içinde ikişer üçer dakika kadar beklettiğim güllaç yufkalarını yağlanmış tavaya dizdim.
Güllaçların yarısına gelince bir su bardağı kadar taze kaşar rendesi, maydanoz, dereotu karuışımını üstüne serdim.
Kalan güllaç yufkalarını da aynı şekilde ıslatıp serdim.
En üste biraz susam serptim.
Tavanın kapağını kapatıp, kısık ateşte pişirmeye başladım, 15 dakika kadar sonra alt üst çevirdim, diğer yüz de pişti.
Denerseniz afiyet olsun.



Çıtır çıtır tava böreğimiz tadıma hazırdır.

Eskiden burada sık sık yemek denemelerimi de yayınlardım, sonra üşüngeç oldum, arada sırada yazıyordum.
Reset serisine iki hafta önceki şu tariften sonra yine bir yemek denemesi denk düştü. 

Salı, Mart 10, 2026

RESET - 8 : Neresini Düzeltsek?

Yakınımızdaki bir apartmanın bahçesindeki ağaçları yıllardır yanlış budayarak mahvediyorlar. 
Bu cümleyi kurduğumdan anlamışsınızdır, ben de bu duruma gıcık oluyorum.
Şöyle bir ağaç grubu var, bunlar bahçe duvarına yakınlar; ceviz, at kestanesi, çınar, palmiye.
Yıllar önce çınar ağacını budadıklarını gördüğümde -ki buna budamak denmez, argodaki en uygun tabirle hacamat etmek daha doğru olur- sormuştum, bu genç ağacı neden böyle kestiniz? 
Cevap dahice idi, yandaki palmiyeyi kapatıyor!
Behey gafil, önce bir palmiye ve bir çınar neden dip dibe aynı yere dikilir, sonra palmiyenin ömrü belli kısacık, çınar öyle mi, bizden çok yaşayacak , siz zalimler izin verirseniz. 
Bu kafa her sene o çınarı büyümesini engelleyecek şekilde budadı, yetmedi yanına bir asma diktiler, üzerine sardırdılar.
Palmiye ise hiç de hayret edilmeyecek şekilde kış fırtınasına dayanamadı ve adam yüksekliğinde bir noktadan gövdesi kırıldı, gitti.
Böylece, palmiye ömrünü tamamladı ve olan o büyüsün diye kadük bırakılan çınara oldu. 
At kestanesine gelince, onun da hakkından geldiler, geçtiğimiz sonbaharda tepesinde erişemedikleri bir noktayı şemsiye gibi bırakarak, budadılar.
Tabii ki ceviz de budama sevdasından nasibini aldı ve apartman bahçesine bakan kısmındaki dalları derin derin budandı. 
Sonuç?
Canına okunmuş güzelim kocaman ağaçlar ve ömrünü tamamlamış garip bir palmiye oldu.



Ağaçların çilesine benzerini bahçenin yan duvarındaki mor salkım da yaşıyor.
Şu kocamanlaşmış gövdeyi görüyorsunuz, üstteki dallar bütün çiti sarmış durumda.
Buradaki sorun ise, ağaçların tersine mor salkımın hiç budanmaması.
Budanmayan üst dallara alttan besin gelemiyor, mor salkım mevsimi başladığında sadece küçük yeşil yapraklar çıkıyor ve neden sonra bir kaç çiçek açıyor, o kadar.

Diyeceğim o ki bu işin neresini resetlemeli, nereden başlamalı?
Bu insanoğlunun dünyadaki diğer canlılara ettiği zulüm nedir arkadaşlar?

Pazar, Mart 08, 2026

RESET - 7 : Kutlu Olsun!

Gündemimizi ağırlıkla savaştaki olaylar oluşturuyor. Bugüne özel olarak 8 Mart düşünceleri konuşmaları kendine bir yer bulmaya çalışıyor, o da kırık dökük.
Bugünkü Her Güne Üç Güzel Şey'i yazdıktan sonra aklıma yıllar önce 8 Mart'ta yaşadığım bir anı geldi. Tam buraya yazıyordum ki düşündüm, bloga yazmıştım galiba. Evet, yazmışım ve iyi ki yazmışım. 
Burada o yazının linki var, aşağıda ise konuyla ilgili paragraf:


"Bugün "Dünya Kadınlar Günü". Yoksa "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" mü demeli ya da "Dünya Çalışan Kadınlar Günü" mü? 
Böyle önemli günler, anmalar, laf etmelerle ilgilenmem. Hatta, bir çeşit sinir olurum. 
Nedense, bugün sürekli bir hatırlatma vesilesi çıktı ortaya. Sabah taksi şöförü, "abla, bugün Kadıköy harap, onbuçukla üç arası meydan kapalı, miting varmış. Daha Pazar günü kutladılar, bu da neyse?" diye isyan bayrağını açtı. 
Sonra, gün içinde çeşitli yaş gruplarındaki farklı arkadaşlarımdan cep telefonuma veya e-postama düşen kutlama mesajları almaya başladım. 
Daha hoş olanı şu oldu: Arada uğradığım bir iş yerine yolum düştü. Etrafında hep erkek çalışanlar olan, oradaki tek kadın olan genç hanım, bir yandan işimi hallederken, bir yandan da elime üzerine "emekçi kadınlar gününüz kutlu olsun" yazdığı bir pusula (=kağıt parçası) tutuşturdu! 
Ne diyeyim, gülümseyerek teşekkür ettim ve sizin de kutlu olsun, dedim. 
Bu arada Taksim meydanına doğru bir grup kadın çalıp oynayarak yürüyüp gidiyordu."




Bugünkü reset neredeyse 20 sene öncesinden gelen bir anıyla ilgili oluverdi.
O zamanlarda  kadınlar gününü kutlamak yeni yeni gündemimiz oluyordu.
Şimdiki halde köprüler ve akan sular konusuna girmesek daha iyi. 
Fotoğraf geçen seneden, Sabancı Müzesinin bahçesindeki mimoza ağacı.

Perşembe, Mart 05, 2026

RESET - 6 : Marteniçka

Dün bugünden daha güneşli ve ılıktı.
Sokağımızın karşı köşesindeki apartmanın arka bahçesindeki erik çiçeklenmeye başlamış; park tarafından gelirken köşeyi dönünce gördüm.
Genç bir ağaç, bekleyememiş, çiçeklerini çabucak gözler önüne sermiş.
Çiçeklere gülümseyerek bakarken, yüzüm biraz daha gevşedi, dallardan birinde marteniçka asılıydı, hem de usulüne uygun şekilde yapılmıştı.
Marteniçka takmak bir Balkan geleneği. Mart ayı başlayınca, kırmızı ve beyaz iplik bükülerek elde yapılan marteniçkalar bileğe takılıyor, ayrıca hediye edilmesi makbul sayılıyor. Leylek veya kırlangıç görünce bir ağaç dalına asılıyor ve bunun o sene baharın bolluk bereket getireceğinin işareti olduğu düşünülüyor.
Doğanın resetine insanın ruhunun bedeninin resetlenmesiyle uyum sağlaması; bahar bu.

 

Hafif esintiyle çiçeklerin arasında salınan marteniçka, 
Baharımız, yazımız, senemiz bollukla bereketle iyilikle geçsin!

Pazar, Mart 01, 2026

RESET - 5 : Mart'ın 1'i

Senenin üçüncü ayına bugün başladık.
Çok yakınımızda savaş var, bombalara maruz kalan insanları derinden sarsıyor olmalı, biz biraz uzaktakiler de  etkileniyoruz, kimi zaman ruh sıkılması olarak, kimi zaman genel ekonomik gidişle ilgili nedenlerle.
İnsanlar ölmeden iyi çözümler bulunması için dua etmekten fazlası elimizden gelmiyor.

Doğa bu ay hızla uyanmaya başlayacak, ilkbahar kuzey yarıküreyi canlandıracak umudundayız, çünkü Mart resmi olarak ilkbaharın başlangıç ayı..
Kesin konuşamıyorum, eskiden daha emin olurdum bu söylediklerimden, şimdi iklimin yeni normalleri farklılaştı.
Zaten  Mart'ın kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırma adeti vardır, belki eski normaller devam eder, kim bilir?



Mart'ın ilk günü bulutlu ve soğuk başladı.
Maltepe Parkındaki ağaçlar henüz uykudalar.
Belki bu hafta bahara uyanmaya başlarlar.