Yarın bayram, bugün arife; zamanın bir dönümü yeniden.
Blog arkadaşlarımızla eş zamanlı, aynı ana başlık altında yazılar yazdığımız bir serinin daha son günündeyiz.
Ana başlığa uygun yazılar yazabildim mi, emin değilim. Belirli bir rutine uyarak yazmaya çalıştım, olduğu kadar diyelim.
Öyleyse, gelecekteki sinerjik yazışmalara dek şimdilik dağılabiliriz.
Bir ufak not, burayı okumaları ihtimali olan eş zamanlı yazar arkadaşlar için; farklı mecralarda yazan bazı arkadaşlara yorum yazmayı genellikle başaramıyorum, o alana kaydolmak da dahil pek çok yol denedim, sonuç alamadım.
Biraz önce mutfaktaki abur cubur dolabını gözden geçirdim. Çocuklar küçükken öyle derlerdi, onların keyfine uygun cipsler, şekerlemeler, bisküviler, yemişler bulunan bir bölmeydi. Sonraları dolapta daha sağlıklı yiyecekleri bulundurmaya başladık, hazır olanları, tadı hoş kalorisi boş olanları almaz olduk.
Şimdilerde dolabın mevcudu olabildiğince sağlıklı atıştırmalıklar, kuru yemişler vb. Artık gofret yok mesela, kakaosu bol çikolata var, o da paraya kıymış almışsak var.
Sanıyorum, son senelerde bizim evdeki en keskin reset işlemimiz abur cubur dolabının içindekilerde -eskilerin deyimiyle muhteviyatında- oldu.
Sanırım çikolata pahalandığı için artık tümünü kaplamamışlar.
Esasen böylesi de fena olmamış, sanki daha hafif bir lezzeti var.




