Pazar, Mart 01, 2026

RESET - 5 : Mart'ın 1'i

Senenin üçüncü ayına bugün başladık.
Çok yakınımızda savaş var, bombalara maruz kalan insanları derinden sarsıyor olmalı, biz biraz uzaktakiler de  etkileniyoruz, kimi zaman ruh sıkılması olarak, kimi zaman genel ekonomik gidişle ilgili nedenlerle.
İnsanlar ölmeden iyi çözümler bulunması için dua etmekten fazlası elimizden gelmiyor.

Doğa bu ay hızla uyanmaya başlayacak, ilkbahar kuzey yarıküreyi canlandıracak umudundayız, çünkü Mart resmi olarak ilkbaharın başlangıç ayı..
Kesin konuşamıyorum, eskiden daha emin olurdum bu söylediklerimden, şimdi iklimin yeni normalleri farklılaştı.
Zaten  Mart'ın kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırma adeti vardır, belki eski normaller devam eder, kim bilir?



Mart'ın ilk günü bulutlu ve soğuk başladı.
Maltepe Parkındaki ağaçlar henüz uykudalar.
Belki bu hafta bahara uyanmaya başlarlar.

Cuma, Şubat 27, 2026

RESET - 4 : Yaren Geldi, Yaşasın!

Doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş'in sayfasında 3 gün önce fotoğrafı ve haberi gördüm, bu defa Yaren'de önce eşi Nazlı geldi, diyordu.
A bak sen, leylekler erkenci bu sene diye düşündüm.
Bugün öğrendik, meğer o gelen Nazlı değil, bizzat Yaren imiş. 
Bir kaç gündür hava soğuk olduğu için balıkçı Adem amca göle açılmamış, bugün açıldığında kayığına gelip konunca, gelenin Yaren olduğundan emin olmuşlar.
Sayfadaki yorumları okurken gözlerim doldu ve okudukça anladım ki bu haberle benzer şekilde mutlu olan, gözleri dolan azımsanmayacak sayıda insanoğlu yaşıyor bu memlekette.
İster bahar geliyor sevinci deyin, ister bir kuş ile bir leyleğin dostluğunun iyi duyguları deyin, ister insana  ve doğaya dair başka anlamlar yükleyin size kalmış.
Hayat, böyle zamanlarda güzel...



Fotoğraf Alper Tüydeş'in sayfasından,
Bugün çektiği Yaren'in Adem Amca ile 15.  buluşması,

Şimdi sorayım size;
Bu bir reset, reunion, restart değildir de nedir?

Pazartesi, Şubat 23, 2026

RESET - 3 : Eski Ağıza Yeni Taam

Çok bilmiş AI, başlıktaki ifadeyi turfanda bir şey yemek ile sınırlandırdı. Neyse, öyle olsun.
Şöyle söyleyeyim, reset ettiğimiz bir konuda remake yapabiliriz, kastım öyle.

Eski ağız, benim kaç senelik yemek zevkim, yeni taam pazı ile yaptığım bir çeşit fırında kaygana.
Pazı ile remake, fırında pazılı kaygana oldu.

Bir tavada bir baş kuru soğan ve bir kırmızı kapya biberi zeytinyağıyla biraz çevirdim. 
Önce küçük doğradığım pazı saplarını, ardından irice doğradığım pazı yapraklarını ekledim.
Yapraklar biraz ölünce ocağı kapattım. 
Diğer tarafta üç yumurtayı  dört kaşık yoğurtla çırptım, bir su bardağı mısır unu ve kabartma tozu ekledim, karıştırdım. 
Bir kase kadar lor peynirini karışıma yedirdikten sonra soğan pazı karışımını ekledim, hepsini karıştırdım.
Bir fırın tepsisine yaydım, 180 derecede yarım saat pişirdim, sonra on dakika 100 derecede biraz beklettim ki biraz gevrek olsun.



Aslında yeşili daha bol ve rengi bu kadar turuncu değildi.

Cuma, Şubat 20, 2026

RESET - 2 : Nedir onlar?

 

Nedir onlar? 
Zihnimizi dolmuşken bize ferahlık veren, nefesimiz kesiliyorken yeniden nefes almamızı sağlayan, dünyaya bakıp ruhumuzu karartmışken  iyilikleri, güzellikleri hatırlatan...

Mesela;
Bir yolcu treninin geçişini izlemek bana neş'e verir, yolculuğa çıkmak ihtimalini hatırlatır,
Bir şehir hatları vapurunun bacasından çıkan hafif dumanı görmek, arkasından uçuşan martıları izlemek der ki işte hayat bu seyrettiğin ve tekrarlayan güzellikler,
Konsere gitmek, senfoni orkestrasını dinlemek, tamamen başka bir dünyaya uçuvermektir,
Deniz kenarında, kum üzerinde yürümek, dalgaların sesini, şıpırtısını dinlemek hele bir de hafif esinti varsa, sadece o anı yaşamanın en güzel şeklidir,
Kitap okumak, film seyretmek var oluşun vazgeçilmez iyilik halleridir,

Yazı siz de sizin için önemli bulduklarınızı, hatırladıklarınızı, olur mu?
O kadar çok ki onlar, biriktirmeli, açıp açıp bakmalı.

*Fotoğraf dünden

Salı, Şubat 17, 2026

RESET - 1 : Rüya

Yeni birlikte yazma serimizin ana başlığı "RESET" olsun dedi sevgili kaptanımız Neslihan. 
Olsun tabii! 
Zaten derdimiz başlıkla, konuyla bağlı olmak değil, birlikte yazmak; eş zamanlı yazmanın ve yazılanları okumanın getirdiği sinerjiyi yaşamak.

Bu ilk yazıda neyi sil baştan yapacağımı düşünürken, ara yüzde dolanırken, arşivde bekleyen bir yazımı buldum, yayınlanmamış. 
Yazdığım zaman için fazla kişisel bulmuşum, zülfiyare dokunacağını düşünmüşüm.
Gel zaman git zaman o rüyanın bir izdüşümü yaşanmış, bak sen şu hayata demişim. 
Şimdiki zamana gelinceye dek köprülerin altından o kadar çok su aktı ki ne zülüf kaldı ne yar ne endişesi.
Hayat işte!




Bu yazı kendim için, kimselere göstermeye niyetim yok.
Gece bir rüya gördüm.
Tamamlanmamış, yarım kalmış bir meselemin rüyası olduğu apaçık.
Hatırlamaya çalışacağım:
Bir tatil yerindeyiz, çocuklarla birlikte ve sanki A.de var. Şimdikinden 5-10 yaş gençmişim, gençmişiz.
(Kaybolan yıllar, ne yazık! Duygularım onlara takılmış kalmış. Evet, alacaklıyım da. Ancak, geri getirmek mümkün değil, o yılları.)
Dışarı dolaşmaya çıkıyoruz, yağmur, fırtına bir şeyler oluyor içeri kaçıyoruz. Sığınıyoruz. Sonra, aşağıdan bir ses geliyor, birisi haber veriyor, C. gelmiş. Hiç şüphesiz, o da genç. Yakında bir yerde yaşıyormuş, çiftlik evi varmış. Evini gezmeye gidiyoruz. Sanırım, yine çoluk çocuk.
(Çocuklarım olmadan hareket etmiyorum hiç. Bunu öğrenmeliyim. Kendim için yaşamayı, tek olmayı.)
İçimde ona karşı bir yakınlık hissediyorum, eski günleri ve enerjiyi mi hatırlıyorum, acaba. Sonra bir şeyler oluyor, biz yalnız kalıyoruz sanırım.
Sonrasını hatırlamıyorum.
Ya henüz sonrası yok, ya da basit açıklama; uyandım.
Galiba, henüz sonrasını düşünecek kadar açamadım kendimi.


Yazının tarihi Aralık 2008, sonra taslak tarihine bakıyorum Haziran 2009,  rüyadaki öngörünün yaşandığı zaman  2014.
Ve yukarıdaki sardunyalar 2014 yılının anılarından.