Gündemimizi ağırlıkla savaştaki olaylar oluşturuyor. Bugüne özel olarak 8 Mart düşünceleri konuşmaları kendine bir yer bulmaya çalışıyor, o da kırık dökük.
Bugünkü Her Güne Üç Güzel Şey'i yazdıktan sonra aklıma yıllar önce 8 Mart'ta yaşadığım bir anı geldi. Tam buraya yazıyordum ki düşündüm, bloga yazmıştım galiba. Evet, yazmışım ve iyi ki yazmışım.
Burada o yazının linki var, aşağıda ise konuyla ilgili paragraf:
Böyle önemli günler, anmalar, laf etmelerle ilgilenmem. Hatta, bir çeşit sinir olurum.
Nedense, bugün sürekli bir hatırlatma vesilesi çıktı ortaya. Sabah taksi şöförü, "abla, bugün Kadıköy harap, onbuçukla üç arası meydan kapalı, miting varmış. Daha Pazar günü kutladılar, bu da neyse?" diye isyan bayrağını açtı.
Sonra, gün içinde çeşitli yaş gruplarındaki farklı arkadaşlarımdan cep telefonuma veya e-postama düşen kutlama mesajları almaya başladım.
Daha hoş olanı şu oldu: Arada uğradığım bir iş yerine yolum düştü. Etrafında hep erkek çalışanlar olan, oradaki tek kadın olan genç hanım, bir yandan işimi hallederken, bir yandan da elime üzerine "emekçi kadınlar gününüz kutlu olsun" yazdığı bir pusula (=kağıt parçası) tutuşturdu!
Ne diyeyim, gülümseyerek teşekkür ettim ve sizin de kutlu olsun, dedim.
Bu arada Taksim meydanına doğru bir grup kadın çalıp oynayarak yürüyüp gidiyordu."
Bugünkü reset neredeyse 20 sene öncesinden gelen bir anıyla ilgili oluverdi.
O zamanlarda kadınlar gününü kutlamak yeni yeni gündemimiz oluyordu.
Şimdiki halde köprüler ve akan sular konusuna girmesek daha iyi.
Fotoğraf geçen seneden, Sabancı Müzesinin bahçesindeki mimoza ağacı.




