Salı, Haziran 28, 2022

Vapur seyrine çıkalım mı?

Bu şehirde, hiç ama hiç bıkmadan seyrettiğim, her defasında başka bir haline hayran kaldığım ne var bilir misiniz?
Şimdi saymaya kalksam, satırlar arka arkaya dolar ya, galiba en çok vapurları izlemeye bayılıyorum.



İskeleye aborda etmeleri, halat veren alan gemi adamları, kapağın açılması, ilk yolcunun karaya ayak basması  -eskiden sürme iskeleler vardı, her defasında iskele verilmeden bile değil henüz gemi yanaşmamışken atlayan cengaverler olurdu- son yolcunun koşarak kapılar kapanmadan vapura  yetişmesi, iskeleden ayrılış, tornistan sonrası tam yolla seyirin başlaması...
Her biri ayrı keyif kaynağı.



Laf aramızda, yukarıda yazdıklarımın hepsi, klasik şehir hatları vapurlarıyla anlamlı.
Yoksa, yukarıdaki çaydanlık mı, ütü mü ne olduğu anlaşılamayan "tasarım harikası" (!) yüzen nesnelerle hiç seyir keyfi olamıyor. 
Bir kere, içeri tıkılıp kalınıyor, üstteki açık alan az ve sevimsiz, ya güneş çarpıyor, ya rüzgar donduruyor, güverte filan hak getire...



Bugün, Kadıköy'den Beşiktaş'a doğru mendirek içinden seyrederken yanımızdan geçen vapuru çektim.
İstanbul'u özleyenler ve vapurlara her daim aşık olanlar, özellikle  sizi seyre davet ediyorum.

Cuma, Haziran 24, 2022

REYHAN ŞERBETİ

 

Her Güne Üç Güzel Şey'den  devamla, cevap veriyorum, hatta başlıkta verdim bile.
Nedir bu, sorusunun cevabı reyhan şerbeti.

Sabah bizim kızlar grubunda bir arkadaş, kızlar reyhan şerbetinin tam zamanı, yaptım nefis oldu diye yazınca, hemen tarif sordum.
S.ciğim B.ciğimden aldığı tarifi yazdı, ikisi de yapmış ve çok sevmişler.
İyi ya, tam zamanı işte, pazara gidiyorum, alayım bir demet reyhan yapayım şurubunu.
Yaptım da.
Şurubun rengi de tadı da nefis oldu, şimdi bu kavanozdaki usareyi (şurup olacak özü) sulandırıp nane limonla ya da sodayla, ya da beyaz şarapla karıştırarak serin serin içebilirsiniz, seçim sizin.
Tarif mi? Kolay!

Bir demet reyhanı yıkayın, ağzı kapaklı bir kaba alın, 
Üzerine bir su bardağından az toz şeker koyun,
Bir litre kaynara yakın sıcak suyu reyhan yaprakları ve şeker karışımının üzerine dökün,
Bir limonu kabuğuyla dilimleyip içine atın,
Bir kaç tane karanfil ve bir kabuk tarçın da eklenirse daha iyi,
Soğuduktan sonra süzüp buzdolabında muhafaza edin.
Afiyet olsun.

Salı, Haziran 21, 2022

YAZ GÜNDÖNÜMÜ

 Bugün 21 Haziran; yaz gündönümü, en uzun gündüz, en kısa gece.

Daha genç ve çok tasalı, işimiz gücümüzün başımızdan aşkın olduğunu sandığımız yıllarda canım D. ile 21 Haziran'ı kutlamak geleneğimiz vardı. 
Akşamüstü, iş çıkışı deniz kıyısında sakin bir yerde oturur, şerefe kadeh kaldırırdık. Ardından üşenmeyip karşı kıyıya balık yemeye gittiğimiz de olurdu, kimi sene bir konsere de giderdik, bazen başka arkadaşlarımızla da buluşurduk. Her senenin 21 Haziran kutlamasından sonradan gülüp anlattığımız tatlı anılarımız kalırdı mutlaka 

O zamandan bakınca ileride yani şimdilerde her şey daha kolay olacak, ooo  gün boyu sürecek şenliklerle en uzun günü kutlayacağız sanırdık, öyle değilmiş. 
Son senelerde bir türlü bir araya gelemiyoruz, 21 Haziran'ı birlikte kutlayamıyoruz, çünkü "bu engeller arasındaaaa..." 

Olsun, gönüllerimiz bir bizim. Arıyoruz birbirimizi, sesimizi duyuyoruz, "kısmet seneye artık" diyoruz ve günler yeniden kısalmaya başlıyor.



Bu güzel kısa film ve denizin küçük kızını anlatan nefis müzik bu senenin en uzun gününün anısına olsun, o vakit.

Pazar, Haziran 19, 2022

babasını erken kaybedenler için *

battı bıçak,
beklemediğin bir  anda,
derin küçük bir çizgi görünüşte, ama derin
acısından önce şaşkınlık, neden oldu bu bana 
kırmızı renk acısıyla birlikte geliyor, 
ardından kızgınlık, dikkat etseydin olmazdı belki
fazla kan akmasın, etrafa bulaşmasın
bant yapıştıralım, şimdilik iyi, durdu kan
zonklamaya başladı, epey derin batmış
şaşkınlık ve kızgınlık geçiyor, başa gelen çekilecek
zonklama azaldıktan sonrası, su değdikçe gelen acıma hissi
sabah uyanınca hissedilen sızı, sızıltı gibi
aradan geçen zamanda yara kabuklaşmaya başlıyor
dokununca hissiz bir doku, sert, kalın
ah takıldı şuraya, o  sertleşmiş kabukları atıyor vücut
yavaş yavaş dıştan soyuluyor ince kabuklar
dıştan içe soyuluyor sertleşmiş zar deriler
acı kalmadı, sertlik azaldı 
geçecek elbet, az kaldı
ama,
aması var işte, 
bir beyaz iz olacak ve orada hep kalacak,
izi kalır çünkü...

* bazı günlerde kimi duygular başka çağrışımlarla yaşanıyor.
bugün de onlardan biri.

** bir başka "izi kalır" anısı var burada, eskilerden

 

Pazartesi, Haziran 13, 2022

IHLAMUR ÇİÇEĞİ ANILARI

Bugün yine geçmişe yolculuk var buralarda.
Dün akşamüstü yürüyüşten dönerken mahallemizdeki ıhlamur ağaçlarının yağmurdan ıslanmış çiçeklerinin kokuları beni 1987 yılına ışınlayıverdi.
O sene bir yaz okuluna gitmiştim İngilizce öğrenmek amacıyla, Cambridge'deydi okul.
Temmuz sonunda yağmurlu bir gün okuldan çıkmış kaldığım eve gitmek üzere durakta otobüs bekliyordum. 
Öyle dururken, burnuma tanıdık bir koku geldi. Nereden geliyor, ne bu? 
Bakınırken durağın yanındaki  ıhlamur ağacını gördüm. Kocamandı, dalları durağın üstüne yayılmıştı. Koku ondan geliyordu.
Az önce yağan yağmurdan sonra çiçeklerinin kokusu alabildiğine keskinleşmişti.
Umulmayan anda beklenmedik buluşmaydı; o koku, o ağaç, yağmur, memleket... 
Hepsi bir arada. 



Fotoğraf geçen haftadan, bizim mahalledeki ıhlamurlardan biri çiçek açmışken...

On sene önce bu vakitler, ıhlamurlar açmış hafızamda yine, aşağıdaki yazı oradan.


İşten çıkar yürürsünüz, biraz yorgun biraz bezgin.
Yokuş aşağı kaptırmış giderken, bir şey olur; derin bir nefes almak  gerekir.
O nefesi alınca anlarsın, beklediğin olmuş; ıhlamurlar çiçek açmış.
Rüzgâr denizden doğru hafif hafif esmekte, ıhlamur çiçeği kokusu genzini doldurmakta...


Bir başka Haziran'ın ıhlamur çiçekleri gelir aklına; minicik oğlun babasının omuzunda, uzanıp bir ıhlamur çiçeğini koklarken...
Çok daha eski bir Temmuz sonu gelir aklına, uzak bir ülkede, tek başına otobüs beklerken altında durduğun ağacın ıhlamur olduğunu anlamanın yağmurun yağmasıyla olduğu...


İskeleden eve doğru yürürken sokaklar boyunca yine duyarsın o kokuyu, "bizim mahallede ne çok ıhlamur varmış, ne güzel !".
Boğaz kenarındaki bir ev gelir aklına, çocukken yaz aylarında bahçesinde oynadığın. 
İşte o bahçenin girişindeki ıhlamur ağacı sebeptir bunlara, her yaz başında o kokuyu aramana.