Pazar, Ekim 06, 2024
"PERFECT DAYS" izlerken
Cumartesi, Aralık 02, 2023
Geçen Sene Dinlediğim Müzikler Hakkında Kesilen Ahkamlar, Gerçekler vs vs.
Pazartesi, Temmuz 24, 2023
Bu Defa Olmamış
Perşembe, Haziran 29, 2023
ÇALINAN DİKKAT
Pazartesi, Mart 06, 2023
Sinemaya Gitmek Hakkında Blog Yazısı İstiyorum
Salı, Ağustos 16, 2022
TREN HİKAYELERİ
Salı, Ekim 12, 2021
Hayatım Bir Bilgisayar Oyunu Sanki... *
Sevgili Okul Arkadaşım,
Sanıyorum ki, geçen iki sene hepimizin üzerinde çeşitli travmalar yarattı ve biz henüz oyunun "acımadı ki, acımadı ki" denilen kısmındayız. Henüz!
Şimdilerde yavaş yavaş bu sıkışmışlık duygularıyla baş etmek zor gelmeye başladı. (Bunu ben söylemiyorum, bilim adamları söylüyor, geçende -BBC'de muhtemelen- bütün dünyada bundan sonraki süreçte psikolojik destek gereken insan sayısının ve psikiyatrik destek isteyenlerin misliyle artacağını okudum.)
Çok tuhaf bir tesadüfle, -belki de benzer sıkışmışlık duyguları nedeniyle- bugün bir ara kendimi sizin yazdığınıza benzer şekilde bir oyunun içinde, sanal bir dünyada hissettim. Oysa, o anda sadece yağmur yağıyordu ve ben arka sokaktaki eczaneden eve doğru yürüyordum.
Sanki telefonda filan oynanan basit bir bilgisayar oyunundayım, o bilgisayar oyununun bir parçası oyuncusu filan gibiyim. Hatta, oyun öyle basit ki, hoplayıp zıplayarak bir yerden bir yere balonlar içinde giden bir oyuncak gibiyim ve belki de o baloncuklar patlamadan bir yerlere ulaşabildiğim için şanslıyım, oyuna devam edebiliyorum.
Benim gibi hayal dünyası son derecede gerçekçilik sınırlarıyla belirlenmiş birisi için, aşırı fantastik bir düşünce bu. Çok tuhaf geldim kendi kendime, bunu düşünmüş olduğum için.
Cuma, Mayıs 07, 2021
İKİ FİLM BİRDEN
Pazar, Mayıs 02, 2021
MOTOSİKLET GÜNLÜKLERİ
Cuma, Nisan 02, 2021
SÖYLEMEDİ, DEMEYİN!
Söylüyorum işte, yazıyorum hem...
Bu akşamdan itibaren İstanbul Film Festivali başlıyor.
Çevrimiçi (online) izleyebileceğimiz, üstelik üç ay devam edecek bir program var, henüz hepsini incelemeye fırsat bulamadım.
Ayrıca, yarışmaları belirli kurallar çerçevesinde sinemada izlemek mümkün olacakmış, ancak ben hiç o ihtimallere bakmıyorum. Meslekten olanlar için heyecan verici bir fikir sayılabilir, belki.
Çevrimiçi gösterimler için buradan seçim yapabilirsiniz.
Seneye 41. si yapılırken, umarım, tüm filmleri olması gerektiği gibi sinemada ve keyifle izleyeceğiz.
* Festival afişi İKSV'nin sitesinden.
Salı, Mart 30, 2021
bindokuzyüzseksensekiz yazında...
... olağanüstü güzel konserler dinlemiştik, gösteri sanatı damarlarımızda akmıştı.
o zaman istanbul festivali "müzik" başlığı altında tüm gösterileri toplardı, klasik, caz, opera, tiyatro, bale.. ( burada o senenin programı var, aşağıda yazdığım liste gerçek ötesi değil, gerçek program daha da ötesi)
20 haziran'da ilk konser açıkhava tiyatrosunda, festival benim için, olağanüstü gitarcı paco de lucia ile başlamış (aslında 19 haziran'da olacakmış konser, ertelenmiş)
21 haziran'da aya irini'de gürcü oda orkestrası konseri, sscb oda korosu (bu da ne değil mi? henüz sovyetler dağılmamış, birlik sürüyor)
23 haziran'da açıkhava'da kuzeyden gelen çarpıcı ses, saksafon ustası jan garbarek
26 haziran açıkhava tiyatrosu, bu defa sydney dans tiyatrosu gösterisi
1 temmuz yine aya irini ve unutulmaz bir konser viyana oda orkestrası
3 temmuz bu defa aya irini'de viyana oda orkestrası solistleri
5 temmuz akm büyük salon, bugün bile gözümün önünde astor piazzola bandaneonunu çalarken, yaşasın tango
7 temmuz tekrar açıkhava'dayız, al di meola'yı dinliyoruz, unutulmaz bir konser
9 temmuz akm, larry coryell, philip catherine, serranito gitar üçlüsü, (konser notum, ağzım kulaklarımda dinledim)
13 temmuz açıkhava'da muhteşem joan baez konseri (defterimdeki not: muhteşem, demek neyi ifade eder ki? yaşanmalıydı!)
15 temmuz aya irini'de venedik virtüözleri çalıyor
17 temmuz açıkhava'dayız yeniden ve bu defa ünlü cazcı dizzy gillespie'yi dinliyoruz
20 temmuz son konser, açıkhava tıklım tıklım ve miles davis sahnede, unutamadığım miles'ın soloları ve bir davul solo
burada sanatçının hayat hikayesi var, hatırlamak için.
bu kadar konser sözü etmişken, şuraya da bir joan baez konseri eklemeden olmaz, değil mi?
Cuma, Mart 19, 2021
"Sevmenin Yolu Bilmekten Geçiyor"
Çarşamba, Mart 10, 2021
POLLOCK
Cumartesi, Mart 06, 2021
Hiç Söylemiyorsunuz, "Altın Küre" Ödülleri Verilmiş!
* abnormal için olağandışı diyebiliriz, doğrudan anormal demek yerine.
Salı, Mart 02, 2021
Fuşya rengi kaşkolu hatırlayarak uyandım...
Pazartesi, Şubat 08, 2021
Life in a Day / Hayattan Bir Gün - 2020
Cumartesi, Ocak 09, 2021
... bitti gitti...
... yazı yazayım istiyorum, kafamı bir toplayamadım gitti...
... sabah uyandığımdan beri içimde mi aklımda mı neredeyse işte, ebru gündeş'in "fırtınalar" şarkısı çalıp duruyor. hani hayranıyım, dün gece yatmadan dinledim, anısı var filan falan desem, değil, bunların hiç biri olmaksızın durmadan " fırtınalar koparsa kopsun..." diyen bir plak çalıyor kafamın içinde, hayırdır, susturamadım gitti...
... nihan eren'in hayal otel'ini bitirdim, yeni değil, eski yılda bitirmiştim. bugün kitap kulübünde konuşacaktık. zoom toplantısının ev sahibesinin (teknik söyleyişle host anlamında) işi varmış katılamayacakmış, toplantıyı düzenledi, mailleri gönderdi. güzel de bir türlü bağlanamadık, sonunda iki kişi ile toplantı niyetine sohbet yaptık, bitti gitti...
... john williams'ın stoner'ını bitirdim. yeni yılın ilk kitabı. nefis bir roman, bayıldım. sade anlatımına, onunla gelen vurucu tespitlerine, 20. yüzyılın başında geçen bir hikayesi olmasına rağmen, her devrin anlatısı olabilmek yeteneğine, altı çizilesi pek çok derin tesbitine hayran kaldım. gel gör ki, uzun bir kitap yazısı kaleme alma arzuma rağmen yazamadım gitti...
... dün akşamüstü hafif bir şey seyredeyim dedim. "aşk tesadüfleri sever"i -2'sini- buldum, izledim. tam arzuladığım gibi öylece seyrederek geçirdim zamanı. filmde iki hikaye paralel anlatılıyor. geçmiş zaman hikayesinin oyuncularından ziyade günümüz hikayesinin oyuncularını beğendim. bir konudan fazla memnun değilim, senaryo biraz sallanıyordu, tarihi bağlantılar tam oturmamış bir miktar zaman kayması var bence, orası beni huzursuz etti gitti...
... dört sene önce bugün istanbul'a güzelce kar yağmış, hem de ne kar. her yer bembeyazmış, pencereden seyir bakmışım, fotoğrafları görünce hatırladım. bu sene kar bir yana yağmura bile hasret kaldık. bugün biraz yağmur var şükür, kar yağamadı gitti...
... bu yazı böyle ipsiz izansız gidiyor. sonunu bir toparlayamadım gitti...
... bitti!













