Cumartesi, Şubat 27, 2010

AĞAÇKAVUNU REÇELİ ve BİR KLASİK


Şu geçen gün yazdığım ağaçkavunu macerası nihayetlendi.
Hani:
"
İçleri çıkarılıp, kabukları su dolu bir tencereyi boyladı. Bu gece orada kalacaklar, acısı çıksın diye bekleyeceğim. Yarın iki-üç kez daha sularını değiştireceğim. Sonra, dışları rendelenmiş kabukları iki parmak kalınlığında olacak şekilde boyuna keseceğim. Kaynatacağım, şekerle pişireceğim, derken sonunda nefis bir tatlı/reçel yapmış olacağımı umuyorum."
demiştim ya, aynen öyle oldu.
Oldu da, işin ilk kısmı kolaydı. Annemin greyfurt reçeli yapışını görmüşlüğüm vardı, ondan kopye çektim, oldu.
Kabukların haşlanması, acılarının çıkarılması filan gayet başarılı şekilde sonuçlandı.
Güzel de, ben bu kabukları ne kadar şekerle, ne süre ile, nasıl pişireceğim?
Aklıma geldi, "olsa olsa orada vardır". Kitaplığa yollanıp "Fahriye Nedim, Alaturka Alafranga Yemek Tatlı Pasta Kitabı"nı aldım, reçeller bölümünde elimle koymuş gibi buldum: Ağaçkavunu Reçeli.

Çocukken, annemin  sanırım tek yemek kitabı buydu.
Ben o kitabı, çevirir çevirir okurdum. kapağındaki şık hanıma hayranlıkla saatlerce bakmışımdır. Kitap o kadar çok gezdi ki elimde, sayfaları ciltinden çıktı, dökülmeye başladı.
Sonra, başka yemek kitapları, yemek dergileri yayınlandı, cookbook işi bir endüstri, kültür haline geldi. Benim gözümde Fahriye Nedim'in kitabının pabucu dama atıldı.

Derken bir kaç sene sonra uyandım. Bu kitap değerliydi, sadece yemek kitabı değil, tam bir dönem kültürü kitabıydı. El koydum kitaba, annemden yürüttüm.
Bir gün o sevgili kitabın tıpkıbasımını gördüm, İnkilap Kitapevi aynı kitabı başka kapakla basmıştı. Gerçi, kapak değişince benim çocukluk hayallerimin büyüsü yok olmuştu, ama olsun. Kitap canlanmıştı sanki. Aslında belki de o hep canlıydı da, ben neden sonra anlamıştım. Baksanıza, ne ararsanız buluyorsunuz!
Rahmetli Tuğrul Şavkay, Fahriye Hanımın önemini ve değerini şurada yazmış. Okuyunuz.

Ağaçkavunu reçeline gelince, Fahriye Hanımın ölçülerini uygulasaydım, çok şekerli bir reçel olacaktı. Şekerini yarı yarıya azalttım, tam ağzıma layık bir lezzet oldu. Ne de olsa, eskiler kadar şeker yemiyoruz artık!



Bu tabakta reçelin tadımlık görüntüsü var.



Fahriye Nedim'in kitabının web görüntüsüne ulaşamadım, evdeki eski kitap şimdilerde böyle gözüküyor.

.

5 yorum:

Ekmekcikız dedi ki...

Arkadaşlar,
Şu kitabın kadrini kıymetini bilen bir mutfak dostu çıkmadı ya, ona yanarım.
Huuu!
Nerdesiniz?

fatma sancak dedi ki...

şey, bu turunç reçeline benziyor. mersinli bir arkadaşımız okuldayken getirirdi. iki gün içinde tükenirdi. görüntü enfes, kuzum size bi nazarlık takmalı ama nasıl :/

fahriye hanımı da sevgiyle analım. yeniden basılmasına çok sevindim :) ama bazen diyorum, yeniden basılırken eski ruhu da korunsa, kapağı gibi mesela... yani yeni yeni, yenilik diye, erozyona uğruyor bir yanlarımız. bknz: sizin çocukluk izlenimleriniz gibi...

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Fatma,

Aldım nazarlığını, teşekkürler!:)

Bu reçel, evet, turunç reçeline en benzeyendir sanırım, çünkü, turunçgillerin ağababası sayılır ağaçkavunu...

Kitabın yeniden basılırken kapağının korunması harika olurdu. Son derece o döneme özgü bir kapaktı, zira. Belki, yeniden yaparlar!
:))

apelin dedi ki...

imrendim ya...kavanozumu sakla...unuttum sanma ...pp

Ekmekcikız dedi ki...

Unutma şekerim, saklarım!
:))