Çarşamba, Nisan 25, 2007

EBE - SOBE

Fatma'nın İngiltere'den yazdığı mektupları zevkle okuyorum.
Üç ay Cambridge'de yaşamıştım, pek yaşamıştım denir mi, bir lisan okuluna gitmiştim. Bu nedenle olsa gerek İngiliz kır yaşamına bir sempati duyarım. O, bunu ve başka şeyleri tatlı tatlı anlatıyor.

Şimdi, gelelim başlığa; Fatma, beni sobeledi!
Blog okuyucusu ve sonra da yazıcısı olduğumdan beri, arada sırada bu ebe-sobe hikayelerine rastlıyorum.
Şimdi, hadi sorulara estek-köstek cevap vereyim de kimi ebelesem.
Valla, sanki utanıyorum, rahatsız edecekmişim diye çekiniyorum. Üstelik, bazı yazarların cevap vermeyi tercih etmediğini, bazılarının yeni sobelendiğini filan biliyorum.

Şöyle yapsam, biraz oyunbozanlık olacak ama, bu yazıyı okuyan sevgili blog yazıcılarından gönüllü olarak oyuna katılmak isteyen olursa onlar kendilerini ebelenmiş saysalar da, ben de bu arada Miso , Melbourne'deki Mutfağım , Sndrfknella , ve TeyzenTevfik'e "ebe" demiş olsam.

Sanki biraz karıştırdım ortalığı, öyle mi?

Bu arada, Sndrfknella, yazıda sizin için özel bir parça dinleyebilmeyi isterdim, ne eklersiniz diye sordu. Bu soruya "özel" bir cevabım yok galiba, genellikle ruh halime göre değişiyor. Ama, tercih sıralamamı sorarsanız, aklıma hemen klasik müzik geldi.
Mozart, dinlemekten çok zevk alırım. İşte size, onun obua konçertosundan bir bölüm:




Neyse, gelelim sorulara ve cevaplarına:

1. Daha önce yaşadığınız 3 şehir?

Andırın, Yerköy, Yenişehir.

Bu isimler yadırganabilir, açıklayayım.
Andırın, Kahramanmaraş'ın küçük bir ilçesi. Babamın ilk tayin yeri, orada doğmuşum.
Yerköy, Yozgat'ın ilçesi. Tren yolu kenarındadır, buğday üretilir. Kendimle ilgili hatırladığım ilk anılar, oraya aittir.
Yenişehir, Bursa'nın ilçesidir. Çocukluğumun en mutlu anlarını orada yaşadım.

2. Tatil için gittiğiniz, gördüğünüz ve önerdiğiniz 3 yer?

Bozcaada, Ayder Yaylası, Göcek.

Bozcacada'nın nerdeyse her mevsimini bilirim, çok severim.
Ayder yaylası'na bir kez gidebildim, mutlaka bir kez daha gidip, uzun uzun yürüyüşler yapmak istiyorum.
Göcek'e ilk kez yıllar önce, keşfedilmemişken, sonra da bir mavi yolculuk sırasında gitmiştim; güzel koylarında tekrar tatil yapmayı arzu ediyorum.

3. Yaşamak istediğiniz veya görmek istediğiniz 3 şehir?

İstanbul, İstanbul, İstanbul.
Yaşamak için başka yer düşünmüyorum.

Görmek istediğim şehirlere gelince, say say bitmez. Piyangodan para çıksa yapacağım ilk şey uzun seyahatlere çıkmak olur. Ben bir "yay"ım da!
Paris'i, Londra'yı, Amsterdam'ı tekrar görmek isterim.
New York'u, Venedik'i, Rio de Janerio 'yu, Buenos Aires'i ilk kez görmek isterim.

4. Şu anki mesleğiniz nedir?

Hah! İşte geldik en zor soruya.
Bu soruyu cevaplamayarak oyunbozanlık yapmayı düşündüm. Hele de dün Endişeli Peri'nin blogunda hukukçulara yönelik eleştirilerden sonra. Çook alındım, çook! Şaka şaka! Hiç alınmadım, hepsi doğru ve ben tipik bir hukukçu değilim.
Bu kadar laf çevirmeden sonra nasıl "tipik" olunmuyorsa?
Evet, efendim hukuk tahsil ettim ve bir aile geleneği sonucu avukatım.

5.Dünyaya yeniden gelseydiniz hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Bunun için dünyaya yeniden gelmeyi beklemeye niyetim yok. İlk fırsatta resmen ekmekçilik yapmaya başlayacağım!

Yine de, bahçıvanlıktan, psikologluğa kadar geniş bir yelpaze içinde bambaşka meslekler seçmiş olabilirdim; aile geleneğini sürdürmemiş olsaydım.


6. Kesinlikle Yapmam Dediğiniz Meslek?

Rakamlarla hiç aram yok, mühendislikten hiç çakmazdım.


7. Yaşam felsefenizi oluşturan sözlerden biri?

Hımm, bu da zor soru.
Bir kere aklımda öyle söz filan tutamam, bir de bu felsefeler zaman içindeki gelişimimize göre değişir diye düşünürüm.


8. Bir kitaptan alınma çok sevdiğiniz bölüm, paragraf yada kısım?

Bir süre önce günlüğüme yazmıştım. Paul Auster, "Şans Müziği"nde şöyle diyor:

"İnsan bir başkasında kendini görmeye başladı mı, artık ona yabancı gözüyle bakamaz. İstesen de istemesen de, arada bir bağ oluşmuştur."

Bu, son zamanlardaki ruh halim için, bana çok yakın gelen bir ifade oldu

9. Çok sevdiğiniz bir şiirin bir parçası?

Bu da bu mevsimin en sevdiğim tarafı olan erguvanlar için:

Hilmi Yavuz'un "Aynalar ve Zaman" şiirinden...

"Erguvanlar geçip gittiler bahçelerden
Geriye sadece erguvanlar kaldı
.....
Nedeni ne kayalar ne fırtınalardı:
Kuytulardı geçip gittiler sözlerimizden
Geriye sadece kuytular kaldı"


İşte böyle.

9 yorum:

miso dedi ki...

sevgili ekmekçikız,
Hiç olur mu? hiç rahatsızlık diye yorumlanır mı? Ama sanırım biraz zamana ihtiyacım var bu sobeye cevap verebilmek için. Gecikme için esas ben özür dilerim.

marruu

Sndrfknella dedi ki...

En kısa zamanda cevaplanacaktır sorular :)

Sevgiler

Bu arada, ben bu sobede de sizin için özel bir parça dinleyebiliyor olmayı isterdim ;) Ekleseydiniz hangi şarkı olurdu acaba merak ettim :)

Fatma and Kevin dedi ki...

Ekmekçikız, teşekkür ediyorum oyun davetime yanıt verdiğin için. Hukukçusun demek. Ben, İÜ Hukuk'u üçüncü sınıfta bıraktım. Bana göre bir meslek olmadığını düşünerek... Gazetecilikteydi gönlüm hep...

Mutfak işiyle uğraşmayı ve doğayı, hukukla uğraşmaktan daha çok seviyorsun gibi sanki, yanılıyor muyum? Umarım, herşey gönlüne göre gelişir...

Sevgiler,
Fatma.

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Fatma,
Hatanın neresinden dönülse kârdır!
Ben sonuna kadar okudum. Üstelik o zamandan bana göre olmadığını anlamıştım ya... O da yetmedi, yıllardır, hadi onu da söyleyeyim, yirmi senedir önceleri iyice aktif, sonra daha geriden bu işin içindeyim.

Neyse, yakında kendimi bu meslekten emekli edip, başka bir iş edinmek kararındayım.

İyi dileğin için teşekkür ederim.

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Miso,
Sevgili Sndrfknella,

Oyuna katılacağınız için memenun oldum.
Başlangıçda biraz şaşırmış ve kararsızdım, sonra bana eğlenceli geldi. Umarım, sizin için de öyle olur.

MorKoyun dedi ki...

Ben geldim EkmekciKiz, bir kosu yazdiklarini okudum, selam birakip gidiyorum, tekrar gorusmek uzre:)

Adsız dedi ki...

Sevgili Ekmekcikiz, Ebe-sobe daveti icin cok tesekkurler. Ama katilmazsam darilmazsin degil mi? Sadece blogumda yemek disi konulardan, kendimden bahsetmekten hoslanmiyorum desem? Ama yine de sunu ekleyeyim. Obua koncertosunu zevkle dinledim - en sevdigim Mozart parcalarindan benim de (klasik muzik de en cok dinledigim muzik turu). Sevgiler, ceviz

B5 dedi ki...

Yazinizi zevkle okudum :)
Filmler arasinda Afrika Kralicesi de, aradigim filmlerden oldugu icin ayrica ilgimi cekti.
Selamlar

ekmekcikiz dedi ki...

b5 hoşgeldiniz!
"Afrika Kraliçesi"ni yıllar önce TRT televizyonunda seyretmiştim. Çok etkilenip, unutamadığım filmlerden biridir. Humphrey Bogart ve Katharine Hepburn harika idiler. Tam, yönetmeni John Huston'un tarzını yansıtır, bence.