Pazartesi, Nisan 06, 2009

"GREV KIRICI"

Eskiden grev yapılırdı. Yaa, ben o yılları hatırlıyorum.
Hayır canım asırlık çınar filan değilim. Olanı biteni çeyrek yüzyıllık bişey bişeyim, henüz.
Lafı dağıtmayalım, o grev yapılabilen yıllarda, grevlerin başlaması, sürmesi, bitmesi hep bir olay, hep bir haberdi.
Benim son yazıda yaptığım gibi, kafam kızdı grevdeyim işte, deyip şımarıklık yaparak yapılmazdı grev.
Herşeyin bir şeyi var ama, di mi?
Neyi mi?
Adabı usulü, canım.
Olmazsa adab usül, kaos olur sonra. Gerçi, o kadarcığını bile çok gördüler, buyrun kaos olsun dediler zaar!
İşte "grev kırıcı" da o günlerden kalma bir tanımlama.
İşveren işçinin grev yapma azmini baltalamak için sendikasız işçiyi veya bir sebeple yeni işe aldığı birilerini işyerine sokar çalıştırırdı. Sonra, hadiii kavga çıkardı, vs. vs.
Şimdi "hadi bakalım grev yapıyorum" yazısı yazıp iki gün geçmeden yeni yazı yazınca âlâsından grev kırıcı ben oldum, kendime karşı. Böyle bir komiklik de ancak ben gibi gel-git akıllıya yakışır.

Aşağıdaki yazının yorumlarına tek tek laf yetiştirmeden önce, iki uyku arasında şuraya bir hali-i pür melalimizdir yazısı yazayım da, hiç bir yerlere gitmediğimi ilan edeyim yanlış anlama olmasın aman, diye sarıldım klavyeye.
Hıı, olmadı di mi? Sarıldım kağıda kaleme denirdi, klavyeye sarılınmıyor.

Nevazilin ve de aldığım ilaçların etkisiyle geçicici bir ters tarafından kalkma haliydi, o. İyi de oldu, çeşitli vesilelerle faydasını görmüş oldum.
Dün öğlen ve akşamüstü uykularım arasında gittiğim kuaförde mesela. Bakın ben buna berber derim ama, öyle deyince kimse anlamıyor, kadınların gittiği saç baş yapıcısının adı kuaför nedense?
İçerdeki sesin acayipliğini üç dakika sonra anlayıp, beşinci dakikada tahammülüm kalmayıp, kaşımı gözümü devirerek "bu çalan da ne, müzik mi bu şimdi tekno çalıyorsunuz, disko mu burası" diye çemkirince, hemen türkçe popa geçtiler. Sanki daha iyi? Ardından, "hastayım hemen boyayacaksanız saçımı kalayım, yoksa gidiyorum" dedim ve ikilemeden boyama işlemine geçildiğini gördüm. Çay içer misin abla? Tırnağına oje sürelim mi abla? da cabası...
Huysuz kadınlar görürdüm orada hep söylenen, demek böyle sonuç alıyorlarmış, anlaşıldı.
Sonuçta, iki elimin yüzük parmaklarının tırnaklarında birer boyama nazar boncuğum var, şimdi!

Bu yazıyı yazmadan yarım saat önce, bir haftadır ilk kez ekmek mayaladım.
Şimdi kalkar onu şekillendirir, fırına atar ve "İrlanda'lı Kız"ı seyrederim. Haa, unutmadan; dün "Jane Austen Kitap Kulübü"nü seyrettim. Tam hasta kafa ile takılınacak filmmiş, bayıldım. Ballı, tarçınlı, karanfilli ılık ılık içmelik.

Merak edenlere bilgi:
Kızım iyileşti, okula gidiyor.
Oğlum henüz halsiz ve güçsüz, ne yazık ki okul korosunun Kiev yolcuğuna katılamadı, evde dinleniyor.
Bendeniz kararsısızım, yarına iyileşsem mi yoksa şu Obama fırtınası dinene dek karşı kıyıyı unutsam mı?



.

18 yorum:

metin dedi ki...

Yarın trafiğe çıkmayın bence Ekmekçikız Hanım, işi kırın! Nasılsa mazeretiniz de var kapı gibi.

Ekmek? Off, ne güzel!

(Bu arada, buradan duyurayım izninizle: Benim SSK'lı kadrolu ruh hastası sapık var ya hani, o herif bugünlerde atağa geçti. Orada burada birtakım bloglarda benim adımı kullanarak iğrenç yorumlar yazıyor. Keşfedebildiğim ve yetişebildiğim blogların sahiplerini uyarıyorum. Buralarda yapamıyor bunu kimse yemeyeceği için gerçi. Ama yine de dikkatli olmak lazım. Böyle pisliklerin haddni bildirmek gerekiyor bir şekilde. Bakalım ne olacak...)

Ekmekcikız dedi ki...

Metin bey,

Sizin şu sapık kendini ilan etse de ona bir temiz sopa çeksek diyorum.
Hazır ben huysuz ve sinirli iken, iyi olur valla!
:))

metin dedi ki...

Bu herif (büyük ihtimalle herif) tahmin ettiklerimin hiçbirisi değilmiş meğerse. Tam sopalık, evet. Şöyle eşşek sudan gelinceye kadar sopa atıp suratına bir galon tükürmek lâzım. Herifi ciddiye alıp laf söylediğime yanıyorum, kendini bi bok zannetti öyle. Halbuki hani teşhirci sapıklar vardır ya, alay ederseniz şoka girerler, öyle yapmaz gerekiyordu aslında. Hatta iş işten geçmiş de değil, yapılabilir. Durun bunun üstünde bi düşüneyim salim kafayla.

Ekmekcikız dedi ki...

Ekmek çavdar, ruşeym karışık.
Pişince fotosunu yan tarafa şeydecem.
:)

elektra dedi ki...

miniklere geçmişler olsun, tez zamanda sıhhatler sana da olsun, yarına kesin tatil olsun, ekmek yiyene de afiyet olsun:)

imza:
gezici halk ozanı elektra:)

Ekmekcikız dedi ki...

Aman ozanım canım ozanım,
Geldin de,
Gönlümü şenlendirdin ozanım.

Ekmek yiyen yapmak bilir,
Ekmekcikız onu size öğretir.

Sen hiç böyle 3lü 2li acayip şiir gördün mü, de hele onu bana...
:)))

elektra dedi ki...

hahahahah, görmedim valla, :)

şule dedi ki...

arada bir işi kırmak gibisi yoktur. umarim bugun eve gitmeyip aylaklik etmissindir.
bi de ben seni huysuz biri olarak düşünemiyorum hiç. zorlama kendini olucam diye. hamurun belli senin, olamazsin :)

Ekmekcikız dedi ki...

İyi ya, gör işte!
Ben artık böyle oldum.
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

AA!
Pardon!
Yukardaki notu Elektra'ya yazmıştım, araya Şule girmiş, ama ona da uymuş valla!
Süper!
Ayrıca "eve" deil "işe" gitmedim şekerciğim.
:O)

şule dedi ki...

aman işte tabii ki işe gitmedin yazacaktim. e anladın sen nasılsa :)

SekerPembe dedi ki...

Üstteki yorumlardan birine yazıverdiğiniz ikilik, üçlük, şiir şeylerinin sonuna da şu yakışırdı:
Dooooost
Tey tey tey tıssssssss...

Not:
Saat oldu epey geç
Shekerpembe der haydi yat
Nic' zamandır giremediği internet
Şimdi oldu O'na dost
Tehey Memed can Memed
Dostlara selam Memed
Lilililii şappey şappey

Simon Templar dedi ki...

nasıl okulmuş o, korosunu kiev'e götürüyor? ve nereden nereye geldik. eskiden ne örnekler biliyorum, türkiye 1.lerini dışarı yarışmalara gönderemiyorlardı.

Simon Templar dedi ki...

ve bu hastalık en çok onu vurmuş. ben olsam cidden çok üzülürdüm gidemediğime.

Ekmekcikız dedi ki...

Pembeeeeee! :O)
Sen gece gece coşmuşsun bakıyorum da, haaa?
Nedir bu şiirler şarkılar, türküler?
Alla alla, yaw!
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Simoncum,
Üzüldü üzülmesine de, o kadar halsizdi ki hiç gözü görmedi ve bir de öksürük geçmeyince ne yapsın koroda köh köh?

Şimdi, o okul adı iyi anılan özel bir lise. Ancak sanma ki, masrafları okul karşılıyor. Ana-babalar sağolsun, yolculuk masrafları onlardan. Bu durumda, olan bizim bütçeye oldu da, sağlık sözkonusu olunca yapacak şey yok. Kiev görecek diye, telef olacak hali yok ya oğlanın? Di mi, ama?
:)

BAYAN E. dedi ki...

BEN DE SANA GÖNDERME OĞLANI GÖNDERME DEYİP DURUYORDUM.MEĞER BİR DE PARALIYMIŞ VE ŞİMDİ BOŞA MI GİTTİ ONCA MASRAF.GERÇİ FEDA OLSUN AMA...YAZIK OLMUŞ

Ekmekcikız dedi ki...

Şekerim,
Özel okul burası, hatırlatırım.
Tabii ki paralıydı ve tıkır tıkır ödenmişti. Ve evet, paralar uçtu, çünkü kapalı tur, çünkü açık bilet imkanı ve manası yok, çünkü vs. vs. Ama, hiç hali yoktu, iki gündür oralarda telef olacaktı, benim aklım uçacaktı...
N'apalım, canı sağ olsun!