Perşembe, Ekim 10, 2019

"İYİ ZAMANLAR ÜLKESİ" PORTEKİZ'DE YEME İÇME HALLERİ


Teyzem dedi ki, "artık leylekler gitti, evinde oturursun, bir yere gitmezsin sen de!" Arkalarından el sallamak için gideceğim, dedim. 
Çünkü, kısa bir süre önce olaylar şöyle gelişmişti:
Bir arkadaşımın arkadaşları kapalı bir grupla tur organize etmişler, son anda bir kişinin mazereti çıkmış gidemeyecekmiş, arkadaşım "sen gelir misin" dedi. 
Portekiz mi? Sorulur mu? Hazır vizem de var, gelirim tabii!
Sonrası dört günlük unutulmayacak bir yolculuk...

Yaşanası şehirler, kıyılarında denize kavuşan iki nehir, kocaman bir okyanus, bağlar, zeytinlikler, okaliptüs ve mantar meşesi ormanları, porto şarapları, yeşil üzüm şarapları, balıklar, nefis deniz ürünleri, hafif tatlılar, yüzyılların kaşif/sömürgeci zenginliğinden sonra başka bir yöne evrilen bir ülke, mutlu insanlar, kendilerinin deyişiyle "iyi zamanlar ülkesi", Portekiz.

Yolculuğun hikayesini yazmayı gözümde büyütüyorum, kaç gündür. O kadar çok ayrıntı var ki, nereden başlasam bilemedim.
Sonunda, bir ülkeyi gezmenin, bir kültürü tanımanın, benim için olmazsa olmazından başlamaya karar verdim.



Portekizlilerin milli balıklarından, ızgara sardalye; en önemli özelliği, içi temizlenmeden bütün bütün pişirilmiş olması. 
Aynı tabakta, yanında salatası ve fırınlanmış patatesiyle birlikte
Tabağa ayrıca dikkat ediniz, o da Portekiz'e özgü renk ve desende
Tabağında altından görünen masa örtüsü ise, azulejo denen seramiklerin desenlerinden 




Okyanus kıyısında bir lokantadayız, yine deniz ürünleri yiyoruz.
Bu defa tabağımızda lağos, somon ve mürekkep balığı var. Yanında yine fırında patates ve pişmiş lahana ile yapılmış salata var.
Balıklar tam kararında pişmiş, kurumamış, lezzeti tadında, sosa filan ihtiyaç duyulmuyor.



Deniz ürünü serisine ara verip, ünlü Portekiz şaraplarından bir örnek alalım, kırmızı şarap lezzetli, yemekteki herkes beğeniyor.
Bir başka yemekte, yeşil üzüm şarabı / vino verde içiyoruz. Bildiğimiz koruk üzümden yapılan bir şarap bu, köpüklü şarap gibi, ağızda baloncuklu bir his bırakıyor.




Aradan sonra, bu defa diğer deniz ürünleri karşınızda.
İri karidesler haşlanmış, ahtapot salatası az soğan ve maydanozla tatlandırılmış, ağız tadımıza uygunlar, seviyoruz.
Sol tarafta, buraya özgü içi karidesli minik börekler var ve çok lezzetliler.




Son deniz ürünü yemeği, bebe kalamarlar tereyağında pişmiş, sade ve yine lezzetli.




Çorba çok sever ve yerlermiş. Daha çok bol sebzeli, suyu koyu çorbalar bunlar. 
Yukarıdaki, Karadeniz usulü kara lahana ve mısır çorbası gibi, gibisi fazla malzemeler aynı, yorum Portekiz mutfağından diyelim.





Gelelim tatlılara...
Elbette en ünlü tatlıları Pasteis de Belem. Bu tatlı, sadece Lizbon'daki Belem Pastanesinde  bu isimle anılıyor. Ülkenin başka yerlerindeki adı  pastel de nata. 
Dışı çıtır milföy hamuru, içinde sütlü yumurtalı krem karamele benzeyen bir krema var, ılıkken üzerine tarçın veya pudra şekeri dökülerek yeniyor. Lezzetli doğrusu.




Bu tatlının adını bilemedim, Porto'da sokakta yemiştik. 
Ortası açılıp, içine sütlü ya da çukulatalı bir sos ekleniyor. 




Bu tabak şatoları ve de kurabiyeleriyle ünlü Sintra şehrinden.
Ortasında lorlu bir karışım var, üzerinde bol tarçın ve pudra şekeri.




Bu kadar tatlı yedikten sonra, kahve içmeden olmaz, değil mi?
Kahveyi genellikle sütlü içiyorlar. Yukarıdaki fincanda bizim espresso dediğimiz türden bir kahve vardı.




Buyrunuz, size ünlü vişne likörlerini takdim edeyim, ginja.  
Portekizlilerin vişne liköründe, bizim alıştığımız gibi  yoğun tarçın ve karanfil tatları yok, daha sade bir lezzeti var.



Son olarak karşınızda bu mevsimin olmazsa olmazı, kestane kebap var.
Kestaneleri iri ve tuzla dolu bir kabın içinde, bu kabın küçük bir sobanın üstüne konulmasıyla, harlı ateşte pişiriliyor.
Kestane torbasının yanında, ona yapışık çöp torbası da var.



4 yorum:

  1. Ne iyi yapmışsınız gitmekle...
    Gittiğim yerlerde en çok yöresel yemeklerini merak ederim ben de...
    Hepsi şahane gözüküyor ♥

    YanıtlaSil
  2. Yazıyı dün okudum aslında. Ama daha sakin bir ambiyansı da hakediyor dedim. Çünkü Portekiz!:) Şimdilik, zaman zaman televizyonlarını izlemekle yetiniyorum. Lizbon hayalim, hayalinde olduğum bir kaç şehirden biri daha doğrusu; zaman zaman yenilse de başkalarına yeri kadim. Belki de tadını, daha doğrusu beklemenin tadını çoğaltmak ve o tadı da yaşamak için şimdilik uzaktan seviyorum.

    İçinde tren ki denizin kenarından gidilecek bir yolda şehir için uzun bir yolculuk, dönüşünde de uzun ara verdiğim sinemada bir film olan bir cumartesi planlamıştım ve birazdan yola çıkacağım... Müzik, bir fincan çay, eğlenceli bir atıştırmalık ve tadı çıkarılarak okunan bir yazı. Daha ne olsun di mi ama:)

    YanıtlaSil
  3. Şebnemciğim,
    Çok uzun zamandır gitmek istediğim yerlerdi. İyi ki gidebilmişim, değerdi. :)

    YanıtlaSil
  4. Buraneros,
    Bana öyle geliyor ki, siz Portekiz'de tam gönlünüze göre bir yolculuk yaparsınız, yapmalısınız.
    Lello kitapçısının fotoğraflarını gördüğüm zamandan beri, -on yıl olmuştur- hayalimde olan, "Lizbon'a Gece Treni'ni okuduğumdan beri aklımda olan bir ülke Portekiz.
    Görebildiğim için çok mutluyum, yine gitmek isterim, o kadar çok görülesi ve daha da ötesi yaşanası bir ülke ki...

    YanıtlaSil

Hoşgeldiniz!