Cuma, Mart 27, 2009

ŞEMSİYE NASIL TAŞINIR?


Konu başlığını attıktan sonra etiket olarak "İstanbul"u seçtim.
Peki, demez misiniz "memleketin başka yerleri konuyla neden ilgilenmesin, madem adab-ı muaşeret dersi vermeye soyundun"?
Neden İstanbul?

Çünkü, bu sene İstanbul'a çok yağmur yağdı.
Çünkü, bu sene İstanbul'da tanesi 5 TL'ye satılan şeffaf plastik şemsiyelerden adam başı en az birer tane satıldı.
Çünkü, İstanbul'da bu sene hayatlarında hiç şemsiye kullanmamış bir ahali şemsiyeyle tanışmış oldu.

Nasıl, hiç şemsiye kullanmamış, filan?
Ee, öyle tabi. İstanbul'da elinde şemsiye dolaşan insan bilir misiniz?
Şakır şakır yağmur yağarken demiyorum tabi. O anda, nasıl oluyorsa bul buluştur şemsiyeler çıkıverir ortaya. Ancak, bu seneye kadar, havada yağış ihtimali varsa, sadece kibar hanımefendileri, orta yaş üstü kibar beyleri şemsiyeyle görürdünüz sokakta.
Bu kış gök delindi, ha babam de babam yağmur yağıyor ya, ortalıkta şemsiyeli insan sayısında artış oldu. Tabii ya, zaten üç gün önce 5 TL vermiş bir plastik nesne almışsın, üstelik işe de yaramış, hava durumcusu bugün de yağacak demiş, ya yağarsa sahiden, bir de yeniden para verip şemsiye mi alınacak?
Ne yapılıyor, dışarı çıkarken o plastik nesne ele alınıveriyor.
Güzel!
De, sonrası güzel değil!
Çünküüüü, ahali, yağmur yağmıyorken şemsiye nasıl taşınır bil-mi-yor.

Bakın, birileri üşenmemiş yazmış:

Bir şemsiyenin nasıl kullanılacağını bilmemiz gerekir.Bir erkek bir kadınla yolda yürürken,şemsiyeyi ikisi için erkek tutmalıdır.Ama çok uzun boylu bir kadın,eğer varsa kendi şemsiyesini kendi kullanır.Ayrıca şemsiye uçlarının kimseye değmemesine dikkat etmek gerekir.Şemsiyeyi kapatınca onu yere dik biçimde tutun ya da kolunuza asın.Yatay şekilde tutarak gelip geçene çarpmasına mani olmak gerekir.




Yaaa!
Demek ki neymiş?
Plajda şemsiye taşır gibi, ortasından kolunuzun altına kıstırıp, etrafa sivri şemsiye ucu tehditi ile dehşet saçılmayacakmış.
Lütfen!

.

21 yorum:

şule dedi ki...

kuzum, biri gozune semsiye falan mı soktu senin de dellendin bu yazıyı yazdin :P
ben de aldım o tanesi 5 liraya satılan seffaf semsiyelerden. cok kullanisli bence. ve obur semsiyelerime bin basti bu sene valla :)

Ekmekcikız dedi ki...

Değil, tatlım!
Ben halkın arasında seyahat ediyorum, sizin gibi dört teker üzerinde değil. Hıh! :O)
Dolayısıyla, insanların yolda koşturmaca esnasında o şemsiyeleri nasıl tuhaf ve tehlikeli taşıdığını gözlemliyorum.
Bak seennn! :)))
Yani, dellenmem şemsiyeye karşı değil, onu taşımayı bilmeyenlere karşıdır.
İşte böyle biline...
:)

endiseliperi dedi ki...

çok faydalı olmuş bu yazı. ciddiyim. bi kere şemsiye denilen nesneden hiç hoşlanmam. yağmur yağarken de susarken de o nesneyi nasıl taşıyacağımı bilemem. yanımdan geçenlerin şemsiyelerinin uçlarını gözüme soktuklarını aldırmadan pürtelaş yürümelerinden nefret ederim.

yok mu şemsiyem? var! bora'nın hediye ettiği aşık olduğum kurbağa kermit baskılı şahane bir şemsiyem var en azından. ama vestiyerde tozlanıp duruyor.

amaaa içinde şemsiye geçen müthiş bir film soracağım şimdi size. kız, gittiği bir seminerde başkasının şemsiyesini alır yanlışlıkla. dışarda deli gibi yağmur yağıyordur. şemsiyenin sahibi delikanlı o yağmur altında kızın evine kadar ona ulaşmaya çalışır sırsıklam olarak. ulaşır da. bu mahçup delikanlıyı eve davet ederler. ancak aralarındaki sınıfsal farklılıktan ve kızların dönemlerine göre fazla gelişmiş hallerinden sıkılan çocuk çay teklifini reddederek (elbette şemsiyesini de alarak) evi terkeder. bilin bakalım bu hangi filmdi.

ipucu: olay londra'da geçiyor.

Ekmekcikız dedi ki...

Valla bu senenin moda şemsiyeleri, bu şemsiye kullanma pratiğinden yoksunluk halini pekiştirdi, sanırım. Bir görgü uzmanı kılığına soyunmam o yüzden.

Ve fakat, bilmece için, ipin ucu da yarayamadı inan, Sevgili Peri...
:(
Görmemişim bu filmi, hiç böyle bir sahne hatırlayamadım. Oysa, böyle rastlantılarla dolu hikayeleri çok severim.
Cevabı alalım lütfen?
:))

endiseliperi dedi ki...

izledin yahu! o kadar kötü mü anlattım acaba filmi:(
Howards End'den bahsediyorum. Hani James Ivory yönetmiş? Bildin işte, o filmin başını hatırla.
cık, cık, cık, yaaa....

Simon Templar dedi ki...

helena bonham carter -ki o her dönem için fazla gelişmiştir zaten. ben diyecektim ama. hatta o şemsiyesi alınan fakir fekat okumuş genç sonradan hikayenin gerisine, ne derler, turnusol kağıdı olur.

Simon Templar dedi ki...

bence yağmur yağmadığı sıralarda şemsiye sapından tutularak bir melodiyle -ideali singin in the rain- sallanır.
yağdığındaysa etraftaki şemsiyesiz ve ıslanmakta olan kızlara kaş göz işareti yapılır. hatta o sırada yandaki kitapçıdan dire straits'in romeo&juliet'i çalıyorsa 'you and me babe, how about it' dendiği yerde herhangi birşey demeye de gerek kalmaz.

Ekmekcikız dedi ki...

Evet, tabii ki filmi biliyorum Peri Kızı, ama, ne yazık ki filmleri sahne sahne hatırlayamıyorum.
Bunu yazdığımı umarım beni süper danışılacak merci sayan bazı arkadaşlarım okumazlar, demanslı bunak diye dalga geçecekler eminim. :))

Ekmekcikız dedi ki...

Simoncuğum,
Bütün bu koşulların bir araya gelmesi, başka bir film karesinde mümkün olabilirmiş hissine kapıldım.
Keşke, o kızlar yağmur yağarken bu kadar anlayışlı ve romantik olabilseler!
:))

şule dedi ki...

ben okumadim. o yuzden seni hâlâ ve her daim danisilacak merci sayiyorum hayatim :)

elektra dedi ki...

ekmekçikızcığım, geçen gün çok acaip bir şey gördüm; mini bir plaj şemsiyesi boyutunda bir şemsiyeli adam ...şakır şakır yağan yağmurda saçak altı ulaşmaya çalışırken dersaneme, kaldırımın neredeyse yarısını kaplayan bir şemsiye gördüm önce. hayır o kadar büyük ki, adam kaybolmuş altında neredeyse. şemsiye tanrısı bize acıdı diye düşündürtecek kadar bir kendiliğinden gezen koca şemsiye gibi yani adeta. bak o denli şaşırdım ki gördüğüme, nasıl anlatacağımı toparlayamıyorum. neyse, bu kış ben şemsiyeyle dolaşma özürlü insanlara söve saya bir kış geçirdim. yasaklanmalı diyorum ya da, saçmaladım, ehliyete tabi olmalı diyelim:)

neolitik hanım dedi ki...

senin yazıyı okup elimde şemsiyeyle istiklal'e cıktım aksam ve yol boyunca yere dik tutacağım diye aşırı özen gösterdim :) benimki açık yeşil-sarı ve üzerinde çatı penceresinden bakan köpek desenleri var (hiçbir paltoma ve ceketime uymasın rengi diye özellikle sectim eheh) o dedigin şeffaf olanlardan da zor durumda kalıp almıstım ama bir yerlerde unuttum.

bence de faideli bir yazı olmuş :)

ha bir de, şemsiyeli film deyince beni aklıma "irlandalı kız" geldi, baktım orijinal adı "ryan's daughter"mış. konusunu pek hatirlamiyorum ama çok süslü şemsiyeleri ile rüzgarlı tepelerde, hüzünlü kumsallarda dolaşan güzel bir kadın vardı filmde :) -hadi konusunu da yazayım kısaca, ona da baktım hemen (google'lamadan duramayan neo). efenim, filmde I. dünya savaşı sırasında bir ingiliz subayına aşık olan irlandalı bir kadının hikayesi anlatılıyormuş, kadın evli ve kasabadakiler de çok milliyetçi olunca olaylar gelişiyormuş. bi yerlerden bulup izlemeli. şemsiyeli de bir afişi var, buyrun bakın:
http://en.wikipedia.org/wiki/index.html?curid=7089806
(biri beni durdursun artık, bir yorum bu kadar mı daldan dala olur!)

Ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,
Seninkine gözü kapalı iyiniyet diyoruz.
Olsun.
Arkadaş dediğin budur işte!
Sağolasın.:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Kesin ehliyete tabi olmalı.:O)

Bak şöyle hatta:
Sen ve benden oluşan bir sınav komisyonu kuracağız, işe arabayla gidip gelenleri asla yedek üye olarak bile komisyona almayacağız.
Sonra, bir film seti filan bulup yağmur yağdıracağız, nasıl yürüyorlar bakacağız, sonra bir de kuru havada yağmur beklentisi içinde nasıl yürüdükleine bakacağız, sonra ellerine bir belge vereceğiz.
Nasıl?
Valla, bu kendinden menkul işi yaptığımız an, acayip para da kırarız. Düşünsene, her bir belgeden 1 TL alsak, ohhoooo!
Gülüyorsun di mi?
Peşin parayı görünce...

Ekmekcikız dedi ki...

Neocuğum,
Bu tanımladığın şemsiye, kendisine yanan kırmızı ışığa rağmen seni ezmeye çalışan mahlukata savurduğun şemsiye miydi?
:))

Bir de sen daldan dala ne süper bir yorum yapmışsın ve asıl en süper hareketin, sinema aşkımın kaynağı filmlerden birinden söz etmen olmuş.
:))
O "Ryan's Daughter" var ya, ben o filme aşıktım, adeta!
Çok sevdiğim bir filmdir, çok.
Şimdi otur anlat bunun sebebini dersen, nutkum tutulur, ama, severim işte.
Savaş, İrlanda İngiliz çekişmesi, aşk, din bağnazlığı, rüzgar, deniz... Ne çok şey hatırladım bak.
Mutlaka bir yerlerden bulmalı ve hep birlikte izlemeliyiz.
:))
Hatırladığım bir şey de şu, o afişteki şemsiye yağmura değil de güneşe karşı kullanılıyordu.

endiseliperi dedi ki...

simon, senin filmi bileceğini biliyordum! bu arada talisman hanım ne güzel, ne doğru yazmış, yahu. böyle güzel görebildiği ve yazabildiği için talisman hanım'a hayran kaldım. sen şimdi utanıyorsun, şu konu kapansın istiyorsun ama öyle gerçekten. bir de ben seni şu kitap mimine davet etmek istiyordum. çok eğlenceli bir lawrenc block- bernie rhodenbarr polisiyesi tahlili yaparsın diye de hesap etmiştim. bayağı da düşündüm üstünde. seni buradan mime davet etsem, olur mu? olur, hadi yaz lütfen.

neolitik hanım, ne güzel bir hatırlatma oldu bu film!ve evet o şemsiye güneşe karşı kullanılıyordu. bu film bora'nın da çok ama çok sevdiği bir filmdir. hatta bir dönem filmi sayıklar hale geldi, her CD'ci de aradık. şu aralar bu filmi unutmuş olmalı ki sanırım internetten indirmedi. ben ona hatırlatayım.

elektra o kadar hoşuma gitti ki şu şemsiye tanrısı sözü ve o gösterdiğin o imge, absürd bir film izliyor gibi oldum.

bu şemsiyeli film listesi çok hoş oldu. aklıma, güneş şemsiyesini paraşüt gibi kullanıp aşağıya inen james bond filmi, iç aksamında silah saklanan tatlı sert filmi sökün etti. bir de şemsiyeli komik kareler geldi aklıma ama hangi filmlerdendi çıkaramadım onları.

valla amma meşgul ettim burayı. pardon ekmekçikız.

sevgiler.

Ekmekcikız dedi ki...

Rica ederim Peri.
Uzun süren sessizlikten sonra, böyle canlı haberleşmeler, keyifli oluyor.
:))

BAYAN E. dedi ki...

Ben şemsiyelere bu sene de bir kullanımlık muamelesi yaptım...ya unuttum ya kaybettim...ve ıslandım durdum :-)))

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Bayan E.
Hoşgeldiniz, ziyaretiniz ne hoş!:))

Oysa, ne kadar da düzenli bir insansınızdır. Demek ki, şemsiyelerle aranız açıkmış!
:)

serpil dedi ki...

Mary Poppins mi neydi çocukken izlediğim bir filmde şemsiyeyle uçan biri vardı, aklımda bir tek o sahne kalmış, ne kadar etkilenmişim o yaşta demek ki :)

Ekmekcikız dedi ki...

Serpilciğim,
Bu yazı, kendi içinde üredi ve ortaya bir antoloji (abartıya bak, sen!) çıkardı.
Şemsiyeli filmlere selam olsun!
:))