Pazar, Temmuz 05, 2009

ZENDAGİ MİGZARA

Bir Afganistanlı anlatıyor:
ABD'de bir video dükkanında "Muhteşem Yedili" filminin nasıl olduğu hakkında fikrini soran bir adama filmin sonunu bir çırpıda anlatıvermesi üzerine, Amerikalı'nın nasıl da bozulduğunu ve o ülkede asla yapılmayacak şeyin "mahvetmemek" için filmin sonunun söylenmemesi gerektiği olduğunu farketmiş.
Devam ediyor Afganistanlı:

".......
Afganistan'da sonu bir filmin herşeyi demekti. ...bir Hint filminden çıktığımızda ...bir tek şey sorar(lar)dı. Kız filmin sonunda mutlu oldu mu? Esas oğlan hayallerine kavuştu mu? Yoksa sonu acı mı bitti?
Tek bilmek istedikleri, sonunun mutlu gelip gelmediğiydi.
.....
Mutlu son diye bir şey var mı?
Herşey bir yana yaşam bir Hint filmi değil. Afganlıların en çok yineledikleri deyiştir: Zendagi migzara. Hayat devam ediyor. Başlangıcı, sonu, kemyah, nahkam, bunalımları, sevinçleri önemsemeksizin, ağır, tozlu bir kervan gibi ilerliyor.
........"

Uçurtma Avcısı
(The Kite Runner)
Khaled Hosseini
Everest Yayınları
Sayfa 422-423




İki senedir hakkında konuşulduğuna tanık olduğum bir kitaptı, "Uçurtma Avcısı".
Geçen kış filmi oynadı sinemalarda, pas geçmişim.
Sonra Fü. hanım kitabı doğum günümde armağan etti. Aradan zaman geçti, sonunda dün gece kitabı bitirdim. Diyebilirim ki, son zamanlarda etkilendiğim ikinci kitap oldu.

Öylesine içine alan, sürükleyen bir kitaptı ve bir yandan da öyle derin acılardan söz ediliyordu ki, ağlamak bile imkansızdı, içim katıldı kaldı.
Bir yandan Afganistan'ı düşündüm: Doğası insanı zorlayan cofrafyalar, yaşam tarzını, hayatın kendisini de zorlu, adeta yaşanmaz hale mi getirmekte? Yoksa, hayatın kendisi coğrafyadan bağımsız mı böyle, zaten?
Bizim de içinde bulunduğumuz coğrafyada yaşayan insanların kadim kültürüyle hayatın nasıl algılandığı ile yeni dünyada hayatın nasıl kabul edildiğine dair -siz ona ister farklılık, ister çelişki deyin- durum, kitabın temel anlatısı, bence.
Anlatılanların, yaşananların benzerlerine biz de tanık olduk. Acıların, dehşetin benzerlerini biz de biliriz. Bu defa, tanıklığımız onlarınkine.

Kitaptan uyarlanan filmi henüz görmedim, belki görmem. Anladığım, kitabı okuyup filmi görenler oldukça hayal kırıklığına uğramış. Edebi bakımdan etkilendikten sonra, görsel tatminsizliği yaşamak sık rastlanan bir kader. Belki, filmin Amerikan yapımı olmasının, kısmen oryantalist bir bakışa sebep olması da, bu hoşnutsuzluktaki diğer etkendir.

Filmin sonu mutlu gelse de gelmese de, hepimizin yaşadığı başı sonu belli bir tek hayat var. Oysa, o asıl büyük hayat, bütün bunların, hepimizin yaşadıklarının toplamı olan hayat, devam edip gidiyor. İnsanın asıl büyük çelişkisi bu galiba.
.

10 yorum:

funda dedi ki...

benim de son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitaptı. " bir muhteşem güneş " de güzel diyorlar.

Arzu Çur dedi ki...

Günaydın:)

Ben kitabı okumayıp filmi izleyenlerdendim. Filmin beni yerlerde süründüreceğini düşündüğüm için izlemeyi epey ertelemiştim. Sonunda sevgili T. Hanım ve G. Hanıkmla beraber neşeli bir ortam yaratıp izledik. Film o hafif pembe haliyle bile etkileyiciydi. Kitabı okumam sanırım, dayanamam.

şule dedi ki...

ben de kitaptan uzun süre uzak durup sonunda elime alip birakamamistim. cok etkileyiciydi. filmi izlemeyi ise hic mi hic dusunmuyorum. ama senle en kisa zamanda bir film keyfi yapmamiz gerektigini dusunuyorum. ozledim :)

Ekmekcikız dedi ki...

Fundacım,
Kitap eleştirilerinde "Bin Muhteşem Güneş"in beğenildiğini okudum.
Bu defa kadınlar kitabın eksenini oluşturuyormuş. İlginç olmalı.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,
Eleştirilere dikkat ettim, filmi beğenemeyip hafifseyenler hep önceden kitabı okuyanlar. Demek ki, filmi önce seyretmekle iyi bir iş yapmışsın. :)
Kitap ağır sahiden, yürek yorucu.

Ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,
Film mi dediniz, efendim?
Emrinize amadeyim efendim, ne zaman isterseniz.:))
Bu ara birkaç kaçmayacak film var, yaz sezonu ağırlaşması başlamasına rağmen.

elektra dedi ki...

ben de kitabı okumayıp doğrudan film izleyenlerden olarak, beni yerlerde süründürdüğünü, katılıp kaldığımı söyleyebilirim...

Ekmekcikız dedi ki...

Aman, Elektracım!
O zaman filmi gördüğünle kal, kitap yamultur kesin!
Ya da diğer kitap "Bin Muhteşem Güneş"i oku. :))

Eleştirel Günlük dedi ki...

Bence buyuk bir yanilgi kitapi okuyanin sinemada benzer etki beklemesi ya da bunun tersi cunku sonucta sinema ve roman ayri sanatcilarin urunu. Yani roman uzerinden senaryo yaziliyor sonra senaryo uzerinde bir cok insan calisip filim yaratiliyor.Sonucta filim baska birilerinin urunu olan baska sanat yapiyina donusuyor. Ben filmini sevdim ve filmi oldukca basarili buldum. Hatta cok sevdim. Bence yapilacak en zor filimlerden bir ve iyi kotarilmis.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Eleştirel! :)
Eh, bir eleştiri ile yaklaşmışsın adınla uyumlu olarak.

Edebiyatın sinemaya uyarlanmasındaki çatışmanın ana kaynağının, filmde gördüğümüz ve başkalarına ait imajinasyonun kitabı okurken yarattığımız kendi dünyamıza ne kadar uyduğu konusundan çıktığını düşünüyorum.
Görsel dünya bizim okurken yarattığımıza ne kadar çok benziyorsa, filmi de o kadar sevebiliyoruz.
Tabii bunu söylerken, başarılı bir uyarlamadan söz ediyorum, kötü uyarlama başka bir şey oluyor; berbat!
Yine de, uyarlanmış bir filmi sevdikten sonra, aslı olan kitabı okumak da, bazen zevk vermeyebiliyor.
İşte! İnsan ve garip algıları...
:)
:))