Çarşamba, Mart 21, 2018

mart'ın 21'i

ekinoks,
nevruz,
bahar dönümü,
doğanın canlanması, 
eski günlerden anıların koşa koşa çıkıp gelmesi,



geçen sene, bahar dönümünü doğanın içinde karşılamıştım, canım p. ile beraber burgazada'ya gitmiştik.
taa tepeye tırmanmış, metamorphosis manastırının bahçesindeki papatyalar ve çiçek açmış ağaçlar arasında doğayı iliklerimize dek hissetmiştik.

bu sene bahar dönümü gününde yolum beyazıt'a,  istanbul üniversitesine düştü.
denklik için kayıt yaptıran yeğenime eşlik etmeye gönüllü oldum. kardeşim "teyzen oralara gitmeyi sever" dediğinde,  durumdan vazife çıkarmıştım kendime.

üniversite bahçesi kalabalıktı. nevruz kutlayan, eğlenen erkek öğrenciler ve onları seyreden diğer öğrenciler havuzlu bahçeyi doldurmuştu.
ilgili memur gelene dek biz de bahçedekileri izledik, biraz çevreyi tanıtmak amacıyla, biraz "neler değişmiş acaba" merakıyla bahçede gezindik.
benim öğrenci olduğum yıllardaki herşey,  anılarımda eskilik ve derbederlikle yer alıyor, sanki; binalar, bahçe, çevredeki tarihi yapılar daha bakımsızdı. şimdi her şeyin üstünden bir cila geçilmiş gibi. 

bundan kırk sene önce fakülteye kayıt olacağımda oradan yıllar önce mezun olmuş yengemle birlikte gitmiştik. bize yol göstermiş, çevreyi tanıtmıştı.
yengemi küçüklüğümden beri çok severdim. içtenlikle gülen yüzü, iyimser canlılığı, güzelliği ile beni kendisine çekerdi.
dün yengem 86 yaşına girdi. ne yazık ki, ne yaşını hatırlıyor, ne çevresini tanıyor, ne de kim olduğunu biliyor. onu bu halde görmek üzüntü veriyor.
bugün yeğenimle fakülte gezerken kırk yıl öncesini düşünürken, içim sızlayınca, bahçedeki çuha çiçekleri imdadıma yetişti.
doğa hükmünü sürüyor işte.
öyle ya da böyle, insanın da çiçek gibi ömrü...



4 yorum:

*mehtAp dedi ki...

Otuz küsur yıl önce bende o meşhur İstanbul Üniversitesinin kapısından kayıt için girmiştim. Şimdi ne kadar değişmiştir,siz bahsedince gidesim göresim geldi.Tabii o anılarımdaki halini:)

Leylak Dalı dedi ki...

Yolum her istanbul'a düştüğünde İst. üni.'de görev yapıp emekli olmuş 2 arkadaşım beni götürürler oraya, çok severim. O şahane giriş kapısının içindeki odalara girmişliğim de var, tavan süsleri, avizeler of şahaneydi. Yine bir klasik olarak Baltalimanı'ndaki üni. tesislerine yemek yemeye gideriz ki, istanbul'u sevme sebeplerimden birini teşkil eder o manzara. Mayıs sonu sanki bir ihtimal var gibi, keşke gelebilsem ve keşke görüşebilsek...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Mehtap,
Değişmiş, binalar yerinde ama havası değişmiş. En önemlisi de içindeki gençler artık biz değiliz, çocuklarımız. :)
Gidin görün, anıları canlandırmaya değer, bence.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Gel tabii, bekleriz seni; İstanbul ve ben. Haber ver lütfen, önceden.
Bu arada Baltalimanı'ndaki tesiste ne çok anılarım vardı, ahh ah! ;)