Perşembe, Nisan 19, 2007

YAPI KREDİ - GÜNCEL SANAT SERGİLERİ

"Lâhavle"
“Bu sözü hem gösterilmiş bir sabrın sonuna gelindiğini çok etkili bir tonla aktardığı için, hem günümüz dilinin dışında kalmışlığı ve yerine yeni bir söz türetememiş olmamız yüzünden çekici buluyorum. ‘Lâhavle’deki ‘lâ’ ekinin “kudret”i (havle) olumsuzlaması ve kulağa melodik gelen yapısı hoşuma gidiyor. Ayrıca bu sözün kaynaklandığı duanın ‘kudret’ ve ‘kuvvet’ sahipliğini insandan soyutluyor olmasında, insanın insana karşı ‘kudret’ ve ‘kuvvet’ uygulama halinin –çok dolaylı da olsa– bir eleştirisini buluyorum. Bu açıklamalar akılcı bir seçimi çağrıştırır gibi gözükse de aslında “Lâhavle” sergisi bir sabır taşması hissiyatının karşılığı olarak ortaya çıktı. ‘Kudretsiz’ bir kalabalık tarafından bu hissin paylaşıldığını bilmek belki de tek teselli ya da bu serginin nedeni” diyor, sanatçı Hale Tenger.

Sergi, adını duyduğumdan beri ilgimi çekiyordu.
Anneannemin sesi kulağımda: "Lehavleve vela kuvvete"
Bu demektir ki, ya ters giden bir iş olmuş, ya birine kızmış ancak öfkesini doğrudan gösterememiş...
Anlamını bilmediğim, ama, söylendiğinde biraz ortalıktan kaybolma gereğini duyduğum bir söz.
Hale Tenger'in sergisinde ise, benzeri bir küçülme, ortadan kaybolma gereği hissetme duygusu yaşadım. Bir kere, "Gülliver Devler Ülkesinde" gibisiniz. Şu üstteki fotoğrafta minicik olduğu için anlaşılamıyorsa da, (fotoğrafın altındaki başlığın üstüne tıklarsanız, daha ayrıntılı bilgi alabileceksiniz) koca koca ayak ve bacaklar arasında kalıyorsunuz. Üstelik, bacağı olmayan insanların kullandığı dört tekerlekli tornetlere binip-oturup biryerden bir yere gitmeye çabalayan insanları gösterir bir film dört bir yanınızda oynuyor. Eh, bu bir kez daha çarpılmanıza neden oluyor.
Güncel sanat üzerine düşünmek ve konuşmak için İstanbul Bienali'ni beklemenize gerek yok. Yolunuzu Galatasaray'a düşürün ve bir bakın bakalım, siz ne düşünecek siniz?.

4 yorum:

Oya Kayacan dedi ki...

Erguvan ağacına yorum açmamışsın, yazık. Oysa çok anaç çok güzel duruyor ve bir sürü övgüyü hakediyor. Sevgilerimle

elektra dedi ki...

aynı etkinliğe girmiştim ben de . çok rahatsız oldum. ablama demiştim ki, interaktif bir şey beni işkillendiriyor. ben pasif olmayı tercih edrim sanatta. netekim, içeri girince, merdivenleri benimle çıkamayan adamın üstüne basmak beni çok irkiltti. ben sevmedim ya. uyarı yazısı olmalı dedim benim gibi rahatsız olan ablama. içeride hissedebilecekleriniz işte bunlardır tadında bir uyarı. beni mood' una gasp etmemeli sanat.

elektra dedi ki...

allah allah dün gece gelip yazmıştım ekmekçikız, ama şimdi nerede bu yorum? anlamadım ki neyi yanlış yaptım. neyse, özetle demiştim ki haklısın tabii. haber vermek zorunda değil. kendini anlatmak zorunda değil. ama ben de o adamın üstüne basmamalıydım:)

ekmekcikiz dedi ki...

Bazen bloger hazretlerinin iyi saatte olsunlara karışacağı tutuyor! :)
Cevabınızdan sonra bakıp, bir şey göremeyince, tahmin etmiştim.
Sanırım, Hale Hanım, o insanları bizi öyle derin şekilde irkiltebilmek için merdivene özellikle yerleştirmişti. Konumuza bakılırsa da, başarmış. :)