Pazar, Mayıs 06, 2007

BUGÜN HIDIRELLEZ!

Bugün Hıdırellez!
Dün gece dileklerimi dileyip yazdım, balkondaki gül ağacının (henüz yavru!) altına koydum.
Sabah erken kalkıp, dilek kağıtlarımı denize salmak için yola çıktım.

Yolda yürürken çeşitli yerlerde, hiç tahmin etmeyeceğim üç arkadaşımı gördüm, sevindim.




Sonra, ayaklarım beni Fenerin Bahçesi'ne kadar götürdü.
Ağacımı seyrettim, bakın yukarda. İşte böyleydi bugün.

İki hafta önce, henüz yarı tomurcukluydu, artık muhteşem olmuştu.

Üstüne bir de gelincikler de açmıştı! Gelincik tarhları ışıldıyordu, adeta.
Buyrun, aşağıdaki onlardan nazlı bir tanesi.



Veee, bu da bloguma yerleştirdiğim ilk video!
Bu günün anısına...

8 yorum:

endiseliperi dedi ki...

sevgili ekmekçikız,
ah, dedim keşke bir bozcaada yazısı yazsanız. biz bu aralar haftasonu için gitmeyi planlıyoruz. ilk kez gideceğiz. siz her mevsimini bilirim, diye yazınca çok heyecanlanmıştım zaten.
çoluk çocuk gideceğiz. cumartesi sabah kaçta çıkmalıyız, nerede konaklamalıyız, ne yiyip ne içmeliyiz, kaçta, nasıl dönmeliyiz?

:) biliyorum çok soru var. uygun olduğunuzda yazarsanız çok sevinirim.

ben dilek tutmayı unutmuşum, bu akşam tutsam, olmaz mı acaba?

sevgilerimle.

Sndrfknella dedi ki...

"Sabah erken kalkıp, dilek kağıtlarımı denize salmak için yola çıktım." demişsiniz de aklıma geldi. Ben yıllar evvel güneyde çok sıcak ve rutubetli ve sevmediğim o şehirde yaşarken, bir arkadaşım denize bırakılan dileklerin kısa bir süre sonra kıyıya vurduğunu, ve denize açılmaya hazırlanan balıkçıların teker teker dilekleri okuyup eğlendiklerini anlatmıştı :)) Ama siz işi iyice sağlama almışsınız. Bekleyip görme zamanı artık :))

Sevgiler

ekmekcikiz dedi ki...

Periciğim,

Film bilgileri için teşekkürler, iyi oldu. İlk fırsatta seyredeceğim.

Bozcaada'ya gelince, en son geçen sene 19 Mayıs'ta 4 kız arkadaş gidip, çok eğlenmiştik.
Tam, dün aklımdan geçiyordu, Hıdırellez filan derken.
Bugün işten bir fırsat yaratıp yazayım, Bozcaada'yı...

ekmekcikiz dedi ki...

Sndrellacığım,

O kadar çok kağıt vardı ki sahilde, inanılmaz! Güya ben erkenciydim, anlaşılan kimseler uyumamış! Üstelik hava durgundu ve rüzgar yoktu, hepsi öylece kıyıda salınıyordu.

Ben de, sizin hikayeye benzer bir taneyi birkaç sene önce gazetede okumuştum. Antep'deydi, galiba; kızlar evlenmeyi düşledikleri delikanlı ismini yazıp bir su başından salarlarmış. Bir seferinde bir kaç hayta delikanlı, suyun alt kısmında durup kağıtları toplayıp, sulu şakalar yapmışlar.

Neyse, dileklerimizin bir an önce havaya, suya karışmasını ve de gerçekleşmesini dileyelim!

candan dedi ki...

Sevgili Ekmekçikız,
ne ilginç-güzel bir isminiz var.. masal ya da roman adı gibi. :)) var mıydı böyle bir şey sâhi..?

hıdırellezi çok severim. babamı alıp götürmüşse bile benden.. dilek asmayalı çok olmuştu gülağaçlarına, ama bu yıl bir yenilik yapıp bloga astım. :)) inşallah duymuştur Hızır. sizin de ne dileğiniz varsa olsun inşallah. bu arada o ne güzel bir ağaç öyle, görmüş kadar oldum. hârika!

teyzenteyfik dedi ki...

Ama ben dilegimi, gece yagmur altinda dolasa dolasa zor buldugum, bir gül altina gömdüm sadece. Sabah onu oradan alip suya mi birakmam gerekiyordu? Simdi yanlis mi yaptim ben?
Olamaz! :(

ekmekcikiz dedi ki...

Candan Hanım,
Hoşgeldiniz!
Bu ismi koyarken bloguma bu çağrışımlar aklıma gelmemişti. Ben en iyisi sayfa başına bir açıklama yerleştireyim.
"O" ağaç çok güzeldir, sahiden de.
Babalarımız konusuna sizi ziyaretimde değinmiştim ya, ayrıca iyi dileklerinize de teşekkür ederim.

ekmekcikiz dedi ki...

Neyzenciğim,
Bu konuda rivayet muhtelif!
Yani, sadece gül dibine gömen var, alıp bir yere bağlayan var, suya atan var... Sanırım, bahar dönümü yaz başında iyi şeyler olmasını dileyip, bunu olabildiğince somutlaştırmak; yazmak, çizmek, çöpten ev yapmak gibi davranışlar, hem insanı ruhen yeniliyor, hem de yeni hedeflere yöneltiyor.
Umarım, bu sosyolojik açıklama işinize yaramıştır! =))