Pazar, Kasım 18, 2007

"3:10 TO YUMA"dan FIRINDA ELMALI PATATES'e

Hafta sonu güneşli bir günde fırtına gibi başladı ve sonra yağmurlu bir günde sakince geçti, gitti.

Dün, okulda veli toplantısı, oğlumla sinema, kızımla doğum günü gezmesi derken hızla geçiverdi.

Bugün, önce dışarda olma planı yapmıştım, sonra evde oturup kalıverdim.
Bir de baktım ki, yine o mutfak günlerinden birindeyim. Kendimi alıkoyamıyorum, boyuna yeni birşeyler icat ediyorum.
Önce "yeni sandviç ekmeği tarifimi muffin kalıbında yapsam nasıl olur acaba", ile başladım. Sonra, "şu fırında elmalı patates tarifini de bir deneyeyim"e geçtim, en sonunda da yine bu defa krema ile denenmek üzere şarapta armut yapıp konuyu kapattım, sanıyordum ki, annem elinde fırından yeni çıkmış bir kek ile gelince konu çay sefasına bağlandı.

Aşağıdaki tarif hiç fena olmadı, farklı tatların lezzet katan ot eşliğinde buluşması diyerek tumturaklı bir tanım da yapayım da, tam olsun.

FIRINDA ELMALI PATATES

MALZEME:

*8 orta boy patates (1 kilo kadar),
*2 orta boy elma,
*1 küçük soğan,
*2 diş sarımsak,
*1 çay kaşığı toz karabiber,
*1 çay kaşığı tuz
*½ tatlı kaşığı biberiye,
*2 yumurta,
*2 yemek kaşığı zeytinyağı,
*½ paket çiğ krema
*½ su bardağı rendelenmiş kaşar

YAPILIŞI:

1. Patatesi, elmaları ve soğanı iri gözlü bir rende ile rendeleyin.

2. Yumurtaları çırpın, çiğ krema, karabiber, tuz, biberiye, dövülmüş sarımsak ekleyin. Karışıma rendelenmiş patates, elma ve soğanı ekleyin, birbirine yedirin.

3. Yağlanmış fırın kabını 5 dakika kadar ısıtarak, karışımı içine dökün. Üstüne, kaşar peyniri rendesini serpiştirin.

4. 200-220 derece sıcaklıkta yarım saat kadar, üstü pembeleşene dek pişirin.



Uzun zamandır, oğlumla sinemaya gitmemiştik. Cumartesi iki program arasındaki sınırlı vaktimizde bir film görmek istedik. Oğlum, "Jesse James....." dedi (filmin adı acayip uzun, hatırlayamadım), ben "Yuma" dedim.
Sonunda anlaşıldı ki, uzun isimli filmin süresi de uzun ve seans saati bize uymuyor, tren tarifeli olanına gittik.

Diğer film hakkında şimdilik bir şey söyleyemeyeceğim, ancak, "3:10 to Yuma" müthiş bir film; ikimiz de çok beğendik.

Eskiden, ben çocukken, babamla kovboy filmi seyrederdik. Babamın çok zevk alarak seyrettiğini hatırlıyorum. Ben de, türün iyi örneklerini TRT'nin siyah-beyaz zamanında da seyretmiş ve bazılarını unutamamıştım. Çok zamandır, artık yenileri yapılmadığından olsa gerek, unutup gitmiştim, westernleri.

Burada, filmle ilgili bilgi bulunabilir.

Yönetmen James Mangold, klasik western gerilimini bugünkü teknikle birleştirmiş ve çok iyi sonuç almış.

Oyuncuların tümü, "nasıl iyi oynanır", gösterisi yapar gibiydi. Yine de başrol oyuncuları Russell Crowe ve Christian Bale'i ayrı tutmak gerekir. Hele de Russell Crowe'da karizma, yine doruklardaydı.

Diyeceğim, bir fırsat bulup şu kovboyların dünyasına dalın, pişman olmazsınız.

10 yorum:

mitmit dedi ki...

Çanakkale'de, belki de diğer şehirlerde de aynıdır, en çok korku filmleri tutuluyormuş. Korku filmleri birkaç salonda (tek sinema, 5 salon var)bir kaç hafta oynarken diğer filmler zorla bir hafta oynuyor. Ben de gideyim derken çoğunu kaçırıyorum. Jodie Foster'ın son filmini de kaçırdım. Bakalım bunu takip edeyim.

elektra dedi ki...

senin dilekler tutuyor ekmekçikız,.aaaa, şaşırdım diyorsan, fırsatın varken birkaç bir şey dile bence:) baksana, hafta dolmadan elektra burada:)

şu patates, elmalı da olsa gözümün kestiği bir tarif oldu. elmasınaıkoyamayacağım sanırım. ben künefe de yemem;peynir var diye. böyle gıcık ve tutucu bir yanım vardır. patlıcanlı börek muhteşem oldu. bir ben yedim ve o gün pişirdiğim diğer şeyleri hakan paranoyak tutumunu sürdürüp yemedi, ama olsun:) tariflerin içinde gözümün kaldığı bir de elif'in anatol'unun doğumgününe yaptığın elmalı kek var. bakalım hangisini daha önce deneyebileceğim. film önerileri geç de olsa tarafımdan takip ediliyor zaten. sevgiler gurum:)

endiseliperi dedi ki...

oooh nefis bir haftasonu olmuş. evde kalman çok verimli ve lezizi oluyor senin ekmekçikız. ben 3.10 to yuma için erhanbey'e bir yorum bırakmıştım. ben de çok beğendim filmi. http://benhayattayken.blogspot.com/2007/11/kim-bu-gen-adam-bilin-bakalm.html#comments

sevgiler.

Elif dedi ki...

Elma, patates, nefis gorunuyor! Mutlaka deneyecegim ben bunu.

Eskiden, Trt'de ne kaliteli filmler gosterirlerdi; haklisin. Film kulturumu onlardan almistim. Simdi bile, etrafimdaki filmcilerden bile daha fazla eski film biliyorum; herkes sasiriyor. Evet, diyorum, bir zamanlar bizim ulkemizde devletin bir televizyon kanali vardi, ikide birde sedefli masrapa kesintisi olurdu, siyah beyazdi ama film okulu gibiydi...

www.elifsavas.com/blog

ekmekcikiz dedi ki...

Mitciğim,

Sanırım, her yerde o korku filmi kültürü egemen. İstanbul'un tek farkı, alıcısı daha çok olduğu için, diğer türlerin hiç değilse Beyoğlu veya Kadıköy'ün bir-iki sinemasında bir kez daha gösterilme şansı buluyor olması.
Belki, bir erkek filmi sayılabileceği için, "Yuma" da biraz daha şanslı olabilir ve dolayısıyla sen de görme şansı bulursun.

ekmekcikiz dedi ki...

Elektracığım,

Hakan'a rağmen patlıcanlı böreği yapmış ve de beğenmiş olmana memnun oldum. Afiyet olsun.:)
Üst kattaki yorumu yazdığım arkadaşım, o tarifin kaynağıydı. Her yiyen beğendiğine göre, marifet onda olmalı.:)
Önerim, madem ki tat karışımı sevmiyorsun şu "Elmalı Patates"i elmasız yapmakla uğraşacağına şunu yap:
Patateslerin kabuklarını soyup, ince yuvarlaklar halinde doğra.Tuz, karabibar ekleyip, bir paket kremayı üstüne boşalt, karıştırıp tepsiye dök ve fırına ver. Başka hiçbir şeye gerek yok. Yarım saat sonra, nefis bir fırında patates hazır oluyor.
:)

ekmekcikiz dedi ki...

Periciğim,
Verdiğin linke gidip, yorumunu okudum.
Daha önce de Neo'nun C.F. yazısına Russell Crowe hakkında yazmıştın, zaten. :)
Doğrusu, garip bir cazibesi var bu adamın, diyor ve konuyu kapatıyorum. Yoksa çenem durmayabilir.:)

ekmekcikiz dedi ki...

Elifciğim,

Tarifin aslında krema ve kaşar rendesi yoktu. Hep olduğu gibi yaparken şeytan dürttü, ekleyiverdim. Bence, fena olmadı. Ama, sen doğrusunu bil.:)

TRT konusunda çok doğru diyorsun, tam bir sinematek gibiydi seyrettiklerimizin toplamına bakarsan.

kecilerin cobani dedi ki...

hah iste, ben de rasılkrovu hic sevmem.
antipati bile besledigim soylenebilir.
neyse asil konu bu diil tabii. )) bir de, komplekssizcim gibi ben de karisim yapamiyorum. mesela beyaz peynirle visne receli karistirabilenlere hayranlik duyarim ama ben yapamam hayatta. sence, ekmekcikizciim, ne kadar tatlandiriyor elmalar bu yemegi? tatli tatli olmuyor di mi. bi soylesene, cunku cok guzel tarif ben de yapmak istiyorum.

ekmekcikiz dedi ki...

Ay aman!
Ben de ööle beyaz peynirin üstüne vişne reçeli filan döküp yiyemem.
Ama, bak!
Taze süt kokulu lor peynirinin üstüne yeni yapılmış, az şekerli bir çilek reçeli hiç fena olmaz.
Şincik gelelim, benim tarifteki elmaya. Hiç tatlı bir lezzet olmadı. zaten içinde soğan, sarmısak, biberiye filan da var. Yine de garantili tarafından tuzlu bir lezzet istiyorsa, Komplekssiz Hanfendiye verdiğim fırında patates tarifini Çobanciim de kullanabilir.
:)