Perşembe, Kasım 15, 2007

AİLE İÇİ İLETİŞİM

Dünkü yazı nedeniyle bir tartışma ve kendini yargılama ortamı doğduğu hissine kapıldım.
Konu eksik kalmasın diye, ana başlıktan da söz etmek gerektiğini düşündüm.

Dünkü yazıdaki yorumlarda söylediğimi tekrarlıyorum, hepimiz insanız, kusursuz değiliz. Farkındalığı artırmak, iyi olmak için çaba harcanabilir, ancak, mükemmele ulaşmak bir çeşit ütopyadır.

Lütfen, aşağıdaki, uzmanı tarafından verilmiş bilgileri de bu gözle okuyun.




Pierre-Auguste Renoir
Young Girl



Başarılı İletişimin Temel Koşulları

Karşımızdaki kişilere saygı duymak, onların varlığını kabul etmek, önemli ve değerli olduklarını hissettirmek, onları oldukları gibi benimsemek,

Gerçekçi, doğal ve abartıdan uzak davranmak,

Empati kurmak, dış dünyayı karşımızdaki kişinin penceresinden görmeye çalışmak başarılı iletişimin temel koşullarındandır.



Aile İçi İletişim Nasıl Olmalı?

Aile içi iletişim, ailedeki en önemli ihtiyaçlardan biridir. Her ailede iletişim farklılıklar gösterir. Hepimizin kendi kişisel özelliklerimizden kaynaklanan iletişim biçimi vardır.
İletişim biçimi farklı olsa da, önemli olan aile içi bireylerin birbirleriyle iletişim kopuklukları yaşamamalarıdır.
Öncelikle anne-babaların aralarındaki iletişimin sağlıklı olması gerekir. Çünkü yuvanın huzur ve güvenliği çocuğun gelişimi ve ruhsal sağlığı için gereklidir.
Anne-baba ihtiyaçları hakkında birbirleriyle ne kadar samimi, net, açık şekilde iletişim kurarlarsa çocuklar da bu oranda ihtiyaçlarını sağlıklı ifade edebileceklerdir.

Ailenin sorunları gizli-saklı kalmayıp, konuşulabilecek uygun zemin oluşturulup, ortaklaşa çözüm yollan aranıyorsa sağlıklı aile iletişiminden söz edebiliriz.
İletişimin temelinde yer alan dinleme ve anlatma, karşılıklı konuşmanın birbirinden ayrılmaz parçalarıdır.
Eşler birbirlerine konuşma fırsatı verirken çocuklarına da böylesi fırsat vererek çocuğun önce kendini "birey" olarak algılamasına ve böylece ihtiyacı olan duygusal aktarımdan dolayı rahatlamasına imkân tanıyacaktır.

Aile içi iletişimde diğer önemli nokta, "empati kurabilmektir". Empati, kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koyabilmektir. Örneğin oyun oynarken oyuncağını kıran çocuğunuza, "Üzülecek ne var?" demek yerine, o oyuncağın çocuğumuz için ne kadar önemli olduğunu anladığımızı belirten cümleler kurabiliriz. "Oyuncağını çok sevdiğini ve buna üzüldüğünü anlıyorum" gibi.


Etkin aile iletişimi için gerekli şartlardan biri de, aile faaliyetlerinin planlanmasına çocukların da katkıda bulunmalarına, fikirlerini söylemelerine izin vermektir. Örnek; babanın yaz tatilini nerede-nasıl geçirmek istediklerini tüm aileye sorması ve bu doğrultuda kararlar alması, herkese kendini daha iyi hissettirir.

Sağlıklı iletişimin diğer koşulu da ses tonudur. Ses tonumuzu konuya göre ayarlamalıyız ki, sevgimiz hissedilsin, hayıfımız dikkate alınsın. Ses tonundaki vurgu aslında çocuğa ne yapması gerektiği mesajını da içerir.

İletişimde; yargılamadan konuşmaya başlamak, anlamaya çalışmak, sadece duymak değil, etkin dinlemek önemlidir. Etkin dinlemek için; dinlerken beden duruşuna, yüz ifadesine, ses tonuna dikkat etmek, iletişimde bulunduğumuz kişinin karşısına oturmak, bedenimizi konuşan kişiye doğru dönmek, göz teması kurmak, dikkatli dinlemek uygun olur.

Pierre-Auguste Renoir
Portrait of Claude Renoir Painting

5 yorum:

kecilerin cobani dedi ki...

iste oldu harika. ))) cunku ne yalan soyliyim asagidaki maddelere bakinca kendimi ben de kotu hissettim biraz once. e geriye ne kaliyo, ne diycez buna gibi. ehehehe.
bu benim de okudugum bir kitaba benziyor ekmekcikizciim. bu kitabi okuyunca dimagimin nasil acildigini ve ne kadar '12den', etkili bir iletisim tarzi tutturdugumu anlatamam.
aglama olm, ne agliyon yerine ne hissediyorsun diyip kendi anilarimi desip icinden uygun bir tanesini ona anlattikca ne kadar yakinlastik.
yalniz su siralar biraz fazla 'ne hissediyorsun' diye sormaya basladim ki yakinda bana 'elinin korunu hissediyorum' demesi muhtemeldir.
)))))

ekmekcikiz dedi ki...

Çobancığım,

Sanırım, karşındaki ile "iyi" diye nitelenecek bir iletişimi yakalamaya, daha çok bir sorunu çözmek gerektiği zaman ihtiyaç duyuyoruz.
Yoksa, günlük hayatta her saniye ideal şekilde davranmak için uğraşmak bir noktadan sonra yapaylık getirir, gibime geliyor.
Sorun varsa ve çözüm istiyorsak, uygun yöntemlere göre hareket etmek en iyisi.

diye, ahkam kesmeyi sürdürdüm.
:)

kecilerin cobani dedi ki...

cok dogrubbb
benim de denizle yapmaya calistigim buydu, biraz yabancilasip kotu hissetmeye basladigimda ustume ustume bu kitap gelip isik sacmisti.)))
ahkam kesmek diil bu, oyle bile olsa istedigin kadar kes ekmekcikizciim.
sahsen oyle hissediyorum

kecilerin cobani dedi ki...

dogrunun sonundaki b'lere ben de bi anlam yukleyemedim.
sakam bir yana, denize sordugum ne hissediyorsun'lara da, hic tepki gostermedi aslinda, her seferinde ne hissettigini soyledi.
bunu alenen sormak gerekliligine inaniyorum ben. guzel bir soru, kacamayacagin, bununla birlikte cogu zaman kacmak istemeyecegin de bir soru.
keske bana sorsalar arada bir.

ekmekcikiz dedi ki...

Hımm, aslında hepimiz birbirimize böyle sorsak çok daha iyi olur.
Bunun için baştan kendimizi zorlamak gerekse bile, sonra zorlamadan oluveriyor.
Karşındakinin düşünceleri, hissettikleri üzerinde kafa yormatan vazgeçmek kolay, fakat bu durum insanı yanlızlığa götürüyor.