Çarşamba, Kasım 14, 2007

ÇOCUĞUNUZLA İLETİŞİM KURMAK İSTİYOR MUSUNUZ?

Çocuklarımın okullarındaki rehberlik servislerinin çalışmalarını izlemeyi, onlardan doğru bilgi almayı severim. Taa, okul öncesi yuva yıllarından beri izlediğim bu tür çalışmaların çok yararını gördüm.
Uzman mı oldun, her şeyi doğru mu yapıyorsun derseniz, kendimi bilmez şekilde "ah, tabi her şey yolunda" demek gafletinde bulunamam. Bilmediğim, ilk kez karşılaştığım çok durum oluyor, pek çok hata yapıyorum. Yine de yılmadan doğruyu bulmaya, hataları azaltmaya bakıyorum. Bunu ne kadar becerebildiğimi ise, ancak, yıllar sonra çocuklarım yetişkin olduklarında anlayabilme umudundayım.

Geçen hafta kızımın okulunun rehberlik servisinin bir çalışmasını izledim.
Size, oradan bazı notlar ileteyim, işinize yarayabilir, diye düşündüm.

Konu, çocuğunuzla sağlıklı iletişimin nasıl kurulacağı üzerine idi.

Aşağıda, iletişim kurabilmek için yapılmaması gerekenleri sıralayacağım. Bunların bazısı size şaşırtıcı gelebilir, bana gelmişti. Sonra, sebeplerini öğrenince şaşırmamak, o şekilde uygulamak gereğini anladım.

Sizinle daha önce kokoloji oynamıştık ya, şimdi bir benzerini yapalım.
Ben size bunları yaparsanız kötü ilişki kurmuş olursunuz başlıklı listeyi vereyim, siz neden olabileceğini düşünün, isterseniz yazın. Yarın da işin uzmanının yaptığı açıklamaları yazayım.

Hadi bakalım!

Çocuğunuzla Etkili İletişim Kurabilmek İstiyorsanız Bunları Yapmayın:

Emretmeyin, yönlendirmeyin, talep etmeyin.

Uyarmayın, tehdit etmeyin, gözdağı vermeyin.

Ahlak dersi vermeyin, vaaz vermeyin, öğüt vermeyin.

Çözüm getirmeyin, fikir vermeyin, öneride bulunmayın.

Nutuk çekmeyin, mantık yolu ile inandırmaya çalışmayın, tartışmayın.

Yargılamayın, eleştirmeyin, kabul göstermemekte direnmeyin, suçlamayın.

Yorumlamayın, analiz etmeyin, teşhis koymayın.

Güven vermeyin, teskin etmeyin, teselli etmeyin, desteklemeyin.

Sorgulamayın, incelemeyin, araştırmayın, soruşturmayın.

Geri çekilmeyin, oyalamayın, işi alaya almayın, ilgiyi başka yere çekerek konuyu değiştirmeyin.



Pierre-Auguste Renoir
Two Sisters (On the Terrace)
Art Institute of Chicago

15 yorum:

endiseliperi dedi ki...

ıyk:S... öhöm.. ben bunların hemen hepsini yapıyorum yahu. ve iletişimizi özellikle bu sıralar hapı yutmuş durumda. e yani ne yapacağız, bilemedim şimdi... yarını iple çekiyorum desem yalan olmaz. ben tahakküm eden, kontrol manyağı bir anneyim ve anladım ki başarı benim için çok önemli... bu da bir sürü iletişim sorununa neden oluyor. canım sıkkın bu konuda.

ekmekcikiz dedi ki...

Valla Peri,
Ben de bir dolu hata yapıyorum, inan.
Üstelik bazen öğrenmiş olmama rağmen bile bile, ama, istemeden.
Neyse, yine de doğrusunu yapmak için çaba gösteriyorum, hiç değilse, diye teselli bulmak istiyorum.
:)

Biyonikkedi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
SekerPembe dedi ki...

Simdi benim hic cocuum olmadi, ama ben kendim cocuk oldum. Ordan bildigim bi' sey var. Benim kankigil Elifcan var ya hani, bizim onunla ortaokul lise donemlerimizden kalan bir lafimiz var; arada aklima gelir. Biz onunla bazen babamgillerin hoslanmadigi bi halt ederdik. Ha bu halt ne olurdu: olsa olsa okuldan sonraki bir saatlik disari izninin azicik canini cikarmak, okulda butun gun gorusulen arkadaslarla fikir teatisinde (!) bulunmaya ev telefonuyla birkac saatcik daha devam etmek, ders calismamak filan. Ikimizin de babasi -biliyorsunuz- doven, soven babalardan degildi. Nutuk ceken cinstendi bizimkiler. Biz yine aci bir nutuk yedigimizde, Elifcanla birbirimize dert yanardik "ah keske nutuk cekmeyeydi de doveydi" diye. Demem o ki, evet "Nutuk çekmeyin, mantık yolu ile inandırmaya çalışmayın, tartışmayın." Onun yerine dovun*.

Bu arada yazarken farkettim, biz de amma hasta ruhmusuz, sapikmisiz. Neymis, "vah vah babam yumruklariyla degil de lafiyla dovdu"ymus. Derdimiz tasamiz yoktu ya, simariklik iste.

Ciddi sayfayi da boyle civittim, ben gidim artik.

Hurmet saygi,
Shekerpembe

*Ehuhehehe, acaba simdi cocuklari olanlar bana kizar mi, kizarsa siz koruyun beni Maral Abla:)

cafecihan dedi ki...

tamam bunları yapmıcaz diyelim. peki geriye başka davranış seçenekleri kalmıyor böyle olduğunda. o vakit biz bu çocuklara nasıl davranacağız? doğrusu ben anlayamadım. Ve bu olumsuz davranışların hepsini defterden silebilen veya silmeye çalışıp başaran varsa lütfen görüşlerini bekliyorum.
www.cafecihan.blogspot.com

itir dedi ki...

Cok etkileyici bir liste! Insana ister istemez, "eh ne yapacagiz o zaman?" dedirtiyor. Bu listede olmayanlar dinlemek, izlemek, beklemek ve anlamaya calismak. Eminim bir seyler daha vardir. Empati vb. vb. Yarinki yazinizi heyecanla bekliyorum.

Yakin zamanda iki yas grubu (ya da "bacaksizlar sinifi" diyelim) ile ilgili okudugum kitaplarda bir takim carpici ornekler vardi. Cocuklari kendi yerinize koyun ve cok stresli, dertli oldugunuzu dusunun. Stresli bir gunun ardindan bir kisiye
biraz "acilma" ihtiyaci duyup da dert yandiginizda nasil bir tepki hosunuza gider? yargilayan, sorgulayan, suclayan, oyalayan, konuyu degistirmeye calisan, ciddiye almayan, mantik yuruten vb. birisi sizi konustugunuza bin pisman eder. Dir daha ayni kisiyle ayni durumda konusmamayi tercih edersiniz, buyuk bir olasilikla. Dusunun ki o anda sizin ihtiyaciniz olan birisinin sizi dinleyip, duygularinizi yansitmasi, "aa hay allah, ben de cok uzuldum" demesi, belki biraz naz yapmaniza izin vermesi, sonra da size moral depolamasi...

Boyle bir senaryoyu dusununce insan bu "yasaklar" listesini anlayabiliyor. Ama is listeyi anlamakla bitse iyi...

itir

miso dedi ki...

Canım ekmekçikız,
Oku oku bitmedi, kendimden de nefret ettim. Hoş, bunları yaptığımda bir halta yaramadığını da seziyorum ya... peki ne yapmalı? Bulamadı kazmiso:))

marruu

ekmekcikiz dedi ki...

Pembecim,

İyi oldu da yazdın.
Çünkü, mesele tam da bu!

Hepimiz insanız, hepimiz hata yaparız, üstelik bu hataların bir kısmını iyiniyetle yaparız.
Sonuçta hepimiz ailemizle, kendi varlığımızla, çocuklarımızla ve diğer tüm ilişkilerimizle, arkadaş, sevgili ayırmaksızın bir bütünüz.

Davranışlarımızın, yaşantımızın tümünün etkileri o an ortaya çıkmıyor. Hatta, pek çoğu daha sonra kendini gösteriyor, bir çoğu da bir sonraki nesle kayıyor.

Önemli olan kendimizi suçlayıp, bu defa da o suçluluk duygusuyla hareket etmek yerine, kendimizi tanıyıp doğru olanı yapmaya çalışmak.

Öff, çok uzattım, ahkam kestim.
Kusura bakma.
:)

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Cafecihan,
Hoşgeldiniz.

Bugün aşağıdaki postta o hareketleri neden yapmamak gerektiğinin gerekçelerini yazacağım.

Bir de o bilgilerin yer aldığı "aile içi iletişim" konusunu yazayım. O zaman bir bütünlüğü olacak, sanırım.

ekmekcikiz dedi ki...

Sevgili Itır,
Hoşgeldiniz.

Doğru söylüyorsunuz, her yaş grubunun anlaşılmak, ilşki kurmak ihtiyacı mutlak surette var.

Biz iyi anne-baba olmaya çalışırken, kendimizi de unutmamalıyız.

ekmekcikiz dedi ki...

Misocuğum Canım,

Bir kere, ben senin çocuğunu çok sevdiğini biliyorum ki, bu en önemlisi. Ayrıca, yukarda da yazdım, hepimiz hata yapıyoruz, hiç kimse mükemmel değil. Önemli olan farkına varıp, anlamak. Bu insana müthiş bir mesafe kazandırıyor. Sonrası da, ehh... Olduğu kadar, kimseden mükemmellik abidesi olması beklenmemeli.
:)
Öpüyorum.

Elif dedi ki...

Renoir'in bu resmi (degil tabii, roproduksiyonu, kibarca! Fotokopisi:oP) annemin evinde, kocaman asili durur.

www.elifsavas.com/blog

ekmekcikiz dedi ki...

Elifciğim,

Bu yazıya eklemek için Renoir'lara bakarken daha önce gördüğümü hatırlayamadığım bu resmi buldum. Hoşuma gitti, çok. Renoir'lara bakarken hep içimi kaplayan sukunet, neşe benzeri hoş duyguları hissettim, yine.

Annene selamlar, bu vesileyle.:)

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

okuldu, siti, sinavlardi derken uzun zamandir sevdigim sitelere bakmayi ihmal ettigimi fark ettim.. pek sevdigim Renoir'u gormek te ne hos bir surpriz oldu.. Buraya daha sik gelmeliyim sanirim :-))

ekmekcikiz dedi ki...

Muhtarcım,
Bir sınav dönemini daha atlatmışsın. Ne güzel. :)
Daha sık görüşmek üzere.
:))